Araştırmacı, yazar Mustafa Şen Haber7 Gündem Masası’nın konuğu oldu. Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli’ye konuşan Şen, Türkiye’nin uluslararası politikasını, Libya ve Suriye’de yaşanan olayları değerlendirdi.

TÜRKİYE TARIM ÜLKESİ DEĞİL, SANAYİ VE TEKNOLOJİ ÜLKESİ OLMALIDIR
-Bu, tarımsal politika bilinçli bir dayatma olabilir mi? 
Ben bunu hiç masum görmüyorum. Masum olsa şunu söyler: “Saman örneğinde olduğu gibi, Türkiye şu kadar saman kullanıyor, şu kadar satın aldı, sebebi de şu, sebep de gayet masum ve makul, öyle olması gerekiyordu. Ama sanayi üretiminde şunu şuraya çıkardı, teknoloji için şöyle, tarım alanlarının payı şu kadar düştü ama tarım üretimde verimliliği arttırdı” der. Bunu demeyen birisi masum değildir. Ülkenin tarım ülkesi olarak kalmasını istiyor, nüfusun büyük çoğunluğunun tarımda kalmasını, tarımın gayrisafi milli hasıla içerisindeki tarım payının en büyük olmasını istiyor. Halbuki onun en düşük pay olması lazım, tarımı teknolojik hala getirmeniz, tohumu yerlileştirmeniz gerekiyor, toprağı ıslah etmelisiniz. 3 şeyin düzeltilmesi lazım: Toprak, tohum ve insanın bağırsakları. Bu 3 sebebiyle biz ilaca çok fazla para veriyoruz. Bu 3’ünü Türkiye’nin düzeltmesi lazım. O zaman Türkiye’nin sağlık sektörüne ayırdığı ve büyük bir kısmını da ithalata verdiği 10 milyonlarca lira Türkiye’nin cebinde kalacak. Bunları konuşalım. Bana samanla gelme. Nedir saman?
  
 
ABD MUTLAK GÜÇTEN İZAFİ GÜCE DÜŞMÜŞTÜR
-ABD’nin Orta Doğu’da oyunun dışında kaldığı gibi tezler gündeme geliyor. Siz böyle düşünüyor musunuz? ABD’nin saldırganlığının bir sebebi bu diyebilir miyiz?
İzafi olarak öyle demeliyim. Mutlak olarak böyledir demek doğru değil, uluslararası ilişkiler, ticaret, stratejiler açısından baktığımızda izafi olarak böyledir. ABD düşüşte. Ama ABD sadece Orta Doğu denen Merkezi dünyada böyle değil, bütün dünyada böyle. Hemen yanı başındaki Venezuela’da darbe yapmaya kalktı, yüzüne gözüne bulaştırdı. Nereye el atıyorsa ya istediği kadar başarılı olamıyor ya da tamamen başarısız oluyor, rezil oluyor. ABD’nin genel anlamda gücü azalıyor.
Bölgemize bakarsak 50 sene önce burada ABD ne derse o oluyordu. Kendi topraklarımızdan biliyoruz ki 40 sene önce, yani 12 Eylül 1980’de Türkiye’de askeri darbe oluyor, ABD’nin Türkiye büyükelçisi ülkesine rapor geçiyor: “Bizim çocuklar başardı” diyor. Demek ki darbeyi ülkede ABD yaptırdı ve kendi çocuklarına yani uşaklarına, daha Türkçesi vatan hainlerine yaptırdı. Bakın koskoca ülkede darbe yaptırıyor. Sadece Türkiye de değil ki. Şimdi bir darbe daha yaptırmaya kalktı 15 Temmuz’da. Ama Türk milleti ABD’yi de darbeci uşaklarını da gömdü. Güneyimizde gerek Irak gerek Suriye topraklarında -o topraklar Irak ve Suriye’nindir, bu 2 ülkenin toprak bütünlüğünü savunuyoruz- bize karşı PKK ve PYD tarafından terör tehdidi geliyor. Onların ikisi de aynı şey. Biz onlara karşı aynı zamanda DEAŞ’a da karşı Suriye topraklarında mücadele yürüttük. Ama onları silah, donanım veren, eğitim ve danışmanlık sunan kimdir? ABD. Biz aslında kime karşı savaştık orada? ABD’ye karşı. Sonuç Türkiye başarılı oldu. Başarısız olan PKK ve PYD oldu. Yani kim? 
  ABD. Binlerce uçak ve tır dolusu askeri mühimmat yığdı, teröristleri silahlandırdı, DEAŞ’ı bizatihi ABD kurdu ve biz DEAŞ, PKK ve PYD’ye karşı o topraklarda mücadele verdik ve başarılı olduk. Bu 40-50 sene önce olabilecek bir şey değildi. Bir Türkiye güçleniyor, eskisi gibi değil; iki ABD eskisi gibi değil, güçsüz. Ama ABD bölgede bitti, gücü sıfırlandı demek doğru değil, izafi olarak böyle, azaldı, ama mutlak olarak ABD hala bölgede ve başat bir faktör. ABD’nin bölgeden elinin çektirilmesi gerekiyor. Bu da bizim birinci vazifemizdir, yani ABD emperyalizmi bölgede etkisiz hale getirilmedikçe siz teröristleri etkisiz hala getirmiş olamazsınız çünkü sürekli ABD’den besleniyorlar, ABD sürekli yeni örgütler kuruyor. 10 sene sonra ortaya çıkacak bir örgüt belki de şu an kuluçkadadır. Bilmiyoruz, ama öğreneceğiz. Bu işte Türkiye’nin bölgede güçlenmesi ile alakalı bir şey. 

 

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek