GENEL / 30.06.2020 10:44

Recep Bozdoğan: Fatih'i sevmek, Tarihi Yardımada'yı yükseltmekle olur

Haber7 yazarı Recep Bozdoğan, İstanbul'da Tarihi Yarımada'nın korunması gerektiğini yazdı. Bozdoğan, bugünkü yazısında, "Tarihi Yarımada, Fatih Sultan Mehmet’in en büyük emanetidir. Fatih’i sevmek, Tarihî Yarımada’yı yükseltmekle olur" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Recep Bozdoğan'ın "Tarihi Yardımada'yı kurtarmak" başlıklı yazısı şöyle: 

"İnsanlık tarihinin en büyük kültürlerinin, en müstesna değerlerinin yer aldığı Tarihî Yarımada’yı koruma imtiyazına sahipsiniz.”

Ünlü Fransız mimar André Gutton’un İstanbul hakkında söylediği bu söz, elimizi vicdanımıza koyarak derin derin düşünmemizi gerektiriyor.

Bugünün Tarihî Yarımada’sına Haliç’in veya Boğaz’ın karşı kıyısından ya da Marmara Denizi açıklarından değil de, bizzat Tarihî Yarımada’nın caddelerinden, sokaklarından, meydanlarından, tepelerinden bakıldığında insanı derinden üzen görüntülerle karşılaşırız.

İsterseniz Ayvansaray sahillerinden başlayarak Sarayburnu’na, oradan Marmara sahilleri boyunca Yedikule’ye ve sonrasında da kara surlarını takip ederek Edirnekapı’ya doğru bir gezintiye çıkalım.

Ayvansaray-Balat-Cibali ekseninde bizi yer yer yıkılmış, yakılmış, çökmüş konaklar, köşkler, yarısına kadar asfalta gömülmüş çeşmeler, restore edilmeyi bekleyen surlar, çirkinlikte birbirleriyle yarışan betonarme yapılar, bölgenin tarihî kimliği ile bağdaşmayan tamirhaneler ve sayısız tezat karşılar.

Unkapanı’nı geçtikten sonra sahilden başlayarak Süleymaniye’ye kadar kademe kademe yükselen iş hanları adeta garabet yarışına girer, mevcut mimarî dokudaki hiçbir binanın bir diğeri ile uyum arz etmeyen görünümü olağanüstü bir rahatsızlık verir.

Trafiğin günün neredeyse her saati kilitlendiği Ragıp Gümüşpala Caddesi boyunca, benzerleri ancak otoban kenarlarında bulunan devasa trafik levhaları gözümüze perde olur, sanki geri plandaki Yeni Cami’yi, Mısır Çarşısı’nı, Topkapı Sarayı’nı saklamak istercesine.

Eminönü Meydanı’nın Mısır Çarşısı ve Yeni Cami ile bütünleşen ferahlığı Sirkeci’ye doğru garip bir telaşa dönüşür.

Sirkeci Garı’ndan Gülhane Parkı’na kadar sayısız reklâm panosu arka plandakileri gizlemeye çalışırken, Sarayburnu’ndan itibaren kendini hissettiren Boğaz’ın serin rüzgârı, restorasyon bekleyen surların verdiği tedirginliği bastıramaz.

Banliyö hatları Osmanlı sultanlarının has bahçelerini jilet gibi çizip geçerken, Cankurtaran, Kadırga ve Kumkapı semtleri bütün haraplığıyla dikiliverir karşımıza.

Yenikapı ve Aksaray’ın bazı kesimleri sıra dışı işlere mesken olurken, kentsel dokunun viraneliği Cerrahpaşa ve Samatya semtleri boyunca Yedikule’ye kadar devam eder. Yedikule’den itibaren Topkapı’ya ve oradan da Edirnekapı’ya yer yer restore edilmiş, çoğu yerde ise harabe halindeki surlar uzanır.

Tarihçi Alexander van Millingen’in “yer yüzünde büyük bir egemenliğin tahtı olmaya layık tek yer” olarak nitelediği Tarihî Yarımada’nın mevcut sorunlardan kurtarılarak geleceğe taşınması Devletin önceliklerinden biri olmalı.

Tarihî mimarlık mirasının ayrımsız bir şekilde restore edilmesi, mevcut kentsel dokunun ise tarihî mirasa saygı çerçevesinde dönüştürülerek kimlik bağının yeniden kurulması temel hedeflerden biri olmalı.

İstanbulluya, Tarihî Yarımada’nın Türkiye’deki kültür ve medeniyet birikiminin zirve noktası olduğu bilinci aşılanmalı ve bu bilinç daima diri tutulmalı.

Tarihî Yarımada Peygamberimizin müjdelediği bir kutlu emanet olarak bu milletin hüsnü muhafazasına verilmiş paha biçilmez bir mekândır.

Bu mekânın korunup güzelleştirilmesi hem insanımızın hem de yönetimlerin başlıca sorumluluğudur.

Tarihî Yarımada’yı, surların dışında kalan şehitlikler ve Eyüp’ün tarihî mahalleleriyle birlikte dönüştürecek özel bir kanun uygulamaya konulabilir.

Bu kanunla oluşturulacak yeni yönetim birimi bir belediye olarak kurgulanmalı.

Başkanı ve meclisi doğrudan halk tarafından seçilmekle birlikte, işleyişi daha katılımcı ve etkin olmalı.

Belediye ile mahalle yönetimleri arasındaki yönetim ilişkisi güçlendirilmeli.

Belediye encümeninin yerine bir tür yönetim kurulu ihdas edilmeli ve daha geniş yetkilerle donatılmalı.

Malî yapısı mevcut ilçe belediyelerinden daha güçlü olmalı.

Mevcut toptancılar ve imalathaneler belirli bir takvim çerçevesinde Tarihî Yarımada’dan bütünüyle çıkarılmalı.

Büyük bir insan ve araç selini Tarihî Yarımada’ya çeken kamu kurumlarının çoğu ve birkaç tanesi hâriç olmak üzere hastanelerin tamamı, zaman içinde diğer ilçelere kaydırılmalı.

Tarihî eserlerin korunması, restorasyonu ve yaşatılması konusunda görev yapmak üzere, belediye bünyesinde uzmanlaşmış yapılar oluşturulmalı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesinin belirli bir oranının Tarihî Yarımada’daki projeleri desteklemek üzere tahsis edilmesi zorunlu kılınmalı.

Kurulacak bu belediye, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bünyesindeki Ulaşım Koordinasyon Merkezi ve Altyapı Koordinasyon Merkezi faaliyetlerine katılım hususunda özel bir konuma sahip olmalı.

Ayrıca, il çevre düzeni planının ve nazım imar planının hazırlanması sürecinde de etkin kılınmalı.

Tarihî Yarımada uzaktan seyredilen veya içinde pür telaş koşuşturulan değil, tarihî değerleriyle birlikte yaşayan ve yaşanılan bir mekân haline getirilmeli.

Unutulmamalı ki asıl hüner Fatih Sultan Mehmet’in dediği gibi “bir şehir bünyâd etmektir; reâyâ kalbin âbâd etmektir."

Tarihî Yarımada, Fatih Sultan Mehmet’in en büyük emanetidir.

Fatih’i sevmek, Tarihî Yarımada’yı yükseltmekle olur.

Kalın sağlıcakla.

SIRADAKİ VİDEO BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Türk F-16'ları Azerbaycan'da GENEL - 31.07.2020 Bıçaklar kurbana değil insana doğruldu! Kurban pazarı karıştı GENEL - 31.07.2020

genel kategorisindeki diğer videolar daha fazla

popüler videolar daha fazla