Kanal7 Ankara temsilcisi Mehmet Acet, Türkiye'nin küresel bir atak ile 100 milyar dolar değerinde doğal gaz rezervi bulduğuna dikkat çekerek, Türkiye'nin bundan sonra Akdeniz'den çok Karadeniz'e yönelmesi gerektiğine dikkat çekti.

Kanal7 Ankara temsilcisi ve Yeni Şafak yazarı Mehmet Acet, bugünkü yazısında Türkiye’nin derin denizlerde yürüttüğü doğalgaz çalışmalarına ilişkin bir yazı kaleme aldı. Türkiye'nin son 5 yılda attığı adımları 'küresel atak' olarak değerlendiren  Acet, bu atağın birçok ülke tarafından engellenmeye çalışıldığına dikkat çekti. Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail'in Akdeniz'e yönelik hamlelerine karşı Türkiye'nin 27 Kasım 2019’da Libya ile yaptığı Deniz Sınırlarını Yetkilendirme Anlaşması ile karşılık verdiğini belirten Mehmet Acet, Türkiye'nin bundan sonra Karadeniz'e odaklanması gerektiğini vurguladı.

İşte Mehmet Acet'in o yazısı:

Perşembe günü Karadeniz açıklarında görev yürüten Fatih Sondaj Gemisi’nden yaptığımız yayında, Enerji Bakanı Fatih Dönmez’e, Türkiye’nin derin denizlerde yürüttüğü doğalgaz arama faaliyetlerine dönük engelleme girişimlerine dikkat çeken bir soru yönelttim.

Hiç kuşkusuz, son 5 yılda Ankara’nın enerji alanında attığı adımlar ve yakaladığı ivme, bölgesel de değil, enerji politiği anlamında çok ciddi bir ‘küresel atak’ anlamına geliyor.

Karadeniz’de bir yıl içinde, bugünkü fiyatlarla değeri 100 milyar doların üstünde olan 540 milyar metreküp net rezerv açıklandı.

Karadeniz’in derinlikleri yeni geliştirilen algoritmalarla daha iyi tanınır hale geldikçe, aşağıdaki gazın miktarının çok daha fazla olduğu yönünde güçlü tahminler yapılır oldu.

Dolayısıyla böyle bir dönemde bir yandan o gazı oradan çıkarıp evlerdeki ocaklara getirme çalışmaları yürütülürken, eş zamanlı olarak, tıpkı yerin altından değerli bir madeni çıkarmakta olan bir adamın gösterdiği dikkat gibi, sık sık başları kaldırıp sağa sola bakarak sağdan soldan gelebilecek sabotaj ve müdahale girişimlerine karşı da müteyakkız olmak gerekiyor.

Bakan Dönmez soruma Akdeniz üzerinden bir cevap verdi:

“Özellikle Akdeniz’deki faaliyetlerimizde önce gizli, sonra artık açıktan açığa söylenen, dillendirilen bir takım yaptırımlarla, tehditlerle karşı karşıya kaldık. Ama taviz vermeden, (sayın Cumhurbaşkanımız da burada hakikaten arkamızda durdu sonuna kadar) o çalışmaları yaptık. Bundan sonra da yine planladığımız şekilde devam edecek.”

“DERENİN AKIŞINI YUKARI DOĞRU VEREMEZSİNİZ”

Akdeniz demişken, biraz buradan ilerleyelim.

2020 yılının ilk günlerinde Atina’da Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrailli liderlerin katılımıyla bir sözleşme imzalandı.

Eastmed Boru Hattı (Doğu Akdeniz Boru Hattı) olarak bilenen, İsrail gazını Türkiye’yi bypass ederek Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan üzerinden İtalya’ya boru hatlarıyla taşıma projesi içindi bu imzalar.

Görünüşe göre, bütün bu ülkeler bu hatla ilgili bütün tereddütleri giderip bu konuda nihai kararı vermiş durumdalar.

Ancak, benim bu işler için mesai harcayan çevrelerden aldığım başka bir izlenim daha var.

Deniyor ki:

“DERENİN AKIŞINI YUKARI DOĞRU VEREMEZSİNİZ”

Bu ne demek oluyor?

Böyle projelerde her daim belirleyici faktör ekonomidir.

Mevcut sözleşmeye göre, İsrail’den alınacak gazın İtalya’ya yani, Avrupa pazarlarına ulaştırılabilmesi için 1900 kilometrelik boru hattı döşenmesi gerekiyor.

Halbuki, bu boru hattının Türkiye üzerinden geçmesi halinde, o mesafe kat be kat azalıyor.

Bu da, gazın Avrupa pazarlarına çok daha az maliyetle ulaşması, gaz sahipleri açısından da çok daha kârlı olması anlamına geliyor.

Türkiye, 27 Kasım 2019’da Libya ile yaptığı Deniz Sınırlarını Yetkilendirme Anlaşması doğrultusunda, Eastmed Boru Hattı Projesi’nin geçtiği güzergâhı kontrol etmeye başladı.

Bu durum, “Benim onayım olmadan buradan bir boru hattı geçiremezsiniz” mesajını kendi içinde barındırıyor.

Ancak, yöntem olarak ‘ikna etme’ amaçlı çabaların son aylarda daha fazla öne çıktığı da bir başka gerçek.

Ankara, Batıyla, yani ne ABD ile ne de Avrupa ile ambargo tehditlerinin gölgesi altında gerilimli bir ilişki istemiyor.

İLERLEYEN YILLARDA YER ALTI ZENGİNLİKLERİ BAKIMINDAN KARADENİZ AKDENİZ’E ÜSTÜNLÜK SAĞLAYABİLİR

Akdeniz’den epeyce söz ettik ama bu yazının asıl odaklanması yine Karadeniz’le ilgili olacak.

Neden derseniz, bu işler için mesai harcayan çevrelerden dinlediklerimiz, Avrupa pazarları açısından Karadeniz’deki potansiyelin giderek çok daha heyecan verici hale geleceğine işaret ediyor.

Avrupa’da yıllık 500 milyar metreküp civarında doğalgaz kullanılıyor.

Yani bizim kullandığımızın on katı civarında.

Karadeniz’de önümüzdeki yıllar içerisinde yapılacak keşiflerle, trilyonlu rakamların telaffuz edilmesi ihtimali ciddi anlamda artmış durumda.

Diğer yandan da Karadeniz’deki gazı, Avrupa pazarlarına ulaştırmak için Akdeniz’de olduğu gibi yüzlerce mil deniz altından boru hattı döşemenize gerek kalmıyor.

Doğalgazı çıkarma maliyeti de pazarlara ulaştırma maliyeti de doğal olarak pazardaki ülkelerin satın alma maliyeti de Karadeniz’de, Akdeniz’e göre çok daha ucuz olacak.

Bütün bunlar, önümüzdeki yıllar içerisinde yer altı zenginliklerinin kullanımı anlamında Karadeniz’in Akdeniz’e üstünlük sağlayacağı tahminini beraberinde getiriyor.

Karadeniz’le ilgili yetki paylaşımı, kıyıdaş ülkeler arasında yapılan anlaşmalarla 1980’lerde tamamlanmış.

Bu Türkiye için iyi, hem de çok iyi bir haber.

Hazar’da olduğu gibi bir yetki karmaşası olmadığı için, şimdiye kadar “Buna hakkınız yok” demeye cüret eden kimse çıkmadı.

Ancak, enerji oyununun çok büyük bir oyun olduğunu, büyük yeraltı zenginliğine sahip olmasına rağmen yer üstünde bir türlü huzuru bulamamış çok sayıda ülke olduğunu, üstelik de bunların bir kısmının kendi çevremizde bulunduğunu akıldan çıkarmadan hareket etmek büyük önem taşıyor.

İstikrarın, özellikle siyasi istikrarın ne kadar önemli olduğunu kendi doğalgazımızı kendi evlerimize getirene kadar çok daha fazla hatırlamamız gerekecek.

‘Teşbihte hata olmaz, ‘Gömü’ bulmuş adamın o gömüyü çıkarırken gösterdiği dikkati göstermek lazım.

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek