Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Alman lirik şiirinin önemli temsilcilerinden biri olan İslam ve Hz. Muhammed hayranlığı ile bilinen Rainer Maria Rilke'nin (1875 - 1926) şiirleri üzerinden İslam ve Modern dünya tasavvurunu değerlendirdi.

Programa başında okunan Rilke'nin "Muhammed'in yakarması" şiiri;

Gerçi saklandığı yere, pek yüce olan
girince, o bir bakışta tanınan melek
dimdik, görkemli ve parıltılar salan:
yalvardı, bütün iddialardan vazgeçerek,

izin verilsin diye gezgin kalmasına
eskisi gibi, dalgın tacir olarak yani;
okumuşluğu yoktu, - fazla gelirdi ona,
bilginlere de, görmek sözün böylesini.

Melekse, buyururcasına, gösteriyordu
levhasında yazılmış olanı yalvarana
gösteriyor ve istiyordu tekrar: Oku.

Okudu o da: öyle ki, melek hayrandı.
Ç o k t a n okumuş denirdi artık ona,
yapabilendi o, kulak veren ve yapandı.

MyMecra YouTube kanalında konuşan Kalın'ın değerlendirmeleri şu şekilde;

Rilke'nin Peygamber Efendimize ilk vahyin gelişini anlattığı şiirdir bu.

Cebrail aleyhisselamın Efendimize ilk gelip oku dediği Efendimiz'in de "Ben
okuma Bilmem" diye karşılık verdiği andan sonraki hali sahneyi tasvir eden çok güzel bir şiiridir Rilke'nin. Rilke Neden böyle bir şiir yazmaya ihtiyaç duydu.Biraz kendi biyografisi ile ilgili. Çünkü bir ülke çok seyahat etmiş birisi genç yaşta vefat ediyor. 51 yaşında vefat ediyor. İlke ama ömrün Önemli bir kısmını her ne kadar Çek Cumhuriyeti'nde bugünkü Çek Prak'ta doğmuş olmakla beraber, Alman tabii ki ve bütün o bölgede geziyor o zaman Prusya İmparatorluğu Fransa'da İsviçre'de Almanya'da Avusturya'da seyahatler yapıyor ama hayatını değiştiren en önemli seyahatlerinden bir tane Endülüs'e yaptığı seyehat. Orada Kuran-ı Kerim'de tanışıyor. Kuran'ı Kerim okuyor. Çok etkileniyor ve bu etki onu ömür boyu takip ediyor. Şiirinde de çok derin izler bıraktığını düşünüyorum.  Rilke'nin Island olan ilişkisi henüz yeteri kadar incelenmiş değil. İlmi olarak, akademik olarak, edebi olarak daha fazla çalışma yapılması lazım. Önemli çalışmaları var ama daha fazla çalışma yapılması lazım.

Peygamber Efendimize vahiy ilk geliş anını tasvir eden bu şiir onun şiir hayatı boyunca meleklerle kurduğu ilişkinin de anahtar şiirlerinden birisidir. Onun başyapıtı kabul edilen Duino Ağıtları meleklerle yapılan uzun bir sohbettir.

Duino Ağıtları şu dizelerle başlar: 

"Haykırsaydım, kim duyardı beni, melekler Katından?"

Ve öyle bir kapı aralar Rilke orada, adeta meleklerin çekildiği bu modern dünyaya, meleklere tekrar kulak verelim, melekleri tekrar çağıralım tekrar hayatımızın içine koyalım, çekelim diye bir çığlık atar modern insana. Meleklerin bu dünyaya bir ayna tutmasını ister. Bu öyle derin bir sohbettir ki insanın yeryüzü serüveninin natamamlığını, buradaki iniş çıkışlarını, yürüyüşünü, yolculuğunu, yükselişini, istikametini yolculuğunu,  yol sırasındaki refini dostunu yoldaşı... bütün bunları melekler üzerinden anlatır.

En çarpıcı hususlardan bir tanesi de mütercimi ile yazışmasında -Polonyacaya tercüme eden mütercimi ile yazışmasında- mütercimin birkaç sorusu üzerine "Benim meleklerimi Hristiyan meleklerle karıştırmayın benim meleklerim İslam'ın meleklerdir" der. Rilke'nin Müslüman melekleri modern dünyaya bir ayna tutar. 

Efendimiz'in büyüklüğünü falancanın onu beğenmesine endekslediğimiz zaman Haşa Efendimiz'in mertebesini indirmiş, düşürmüş oluruz. Hz Muhammed gibi bir insanın yüceliğini, hakikatini anlamak için falancanın, şu kişinin bu kişinin hayranlığını beğenmesini, takdir etmesini tasvip etmesini nasıl referans kabul edebiliriz.

DEİZMİN EN BÜYÜK PARADOKSU

Deizmin en büyük paradoksu burada yani aradan Peygamberi çıkarttığınızda, nübüvveti çıkarttığınızda Cenab-ı Hakk'ın bize nasıl yaşamamız gerektiğine dair bütün buyruklarını, emirlerini ortadan kaldırmış oluyoruz.

Alemi yaratmaya muktedir Cenab-ı hak, peygamber göndererek haşa ne yapmış oldu, luzumsuz bir şey mi yapmış oldu, gereksiz bir şey mi yapmış oldu. Tam tersine diyor ki; Bak bu alemi anlaman için, bu alemde uyum içerisinde yaşaman için ben sana bir yol haritası bir liste veriyorum. Bak bunları yap kötüden kaçın, iyinin yolundan git. Zulümden, haksızlıktan uzak dur. Haktan hukuktan yana ol. Kötü olma kaba olma şefkatten merhametten yani ol. Koru kolla büyüt, şükret. Verilen emanete sahip çık. Bunlar aslında insanın aklıyla da ulaşabileceği hakikatler. Bizim gelenekte vahiyle gönderilen hakikatlerin akıllı tasdik edilmesi ikisinin aslında hep bir denge hali içerisinde bir tetabuk hali içerisinde olduğunu da gösteriyor.

HAY BİN YAKZAN HİKAYESİ

İbn-i tufeyl'in Hay Bin Yakzan hikayesi tam da bunu anlatıyor. Hay bir adada kendi başına yetişip hayvanlarla birlikte büyüdükten sonra onlardan olan farkını hissettikçe gördükçe kendisine başka bir meleke olduğunu, başka birtakım özellikler olduğunu keşfediyor. Uzun bir maceradan sonra insanlarla ilk defa buluştuğunda ve vahiy ile tanıştığında "Vahyin dinin söyledikleri benim kendi aklımla temiz fıtratımla ulaştığım hakikatlerin birebir aynısı" diyor ama daha fazlası lazım.

Çünkü sadece ben kendi aklımda hareket edersem hakikatin tamamına ulaşma şansım yok. "Onu ancak Cenab-ı Hak'ın bana açtığı oranda anlayabilirim" diyor. Dolayısıyla akıl insanı, vahiy hakikatinin kapısına kadar getiriyor ama ondan sonrası ilahi buyruk olarak devam ediyor, etmek zorunda Bu da aklın kabul ettiği hatta iktiza ettiği bir durum. Deizm bu bağı koparmak istiyor. Daha mekanik bir tanrı anlayışıyla Tanrı, yaratıcı, alemi mükemmel bir şekilde bir saat ustası gibi yarattı, kurdu, kendi haline bıraktı artık bu dünyada bir bağı yok. 

BATI FELSEFE EKOLLERINDE VE BİZDEKİ TENZİH EKOLÜ

Hatta bazı Batı felsefe ekollerinde Tanrı âlemden o kadar münezzeh o kadar aşkın o kadar yücedir ki "Bu dünyanın böyle oluş bozuluşu gündemine almayacak kadar, onlarla meşgul olmayacak kadar yüce bir varlıktır" diyerek adeta Cenab-ı Hakk'ı alemin dışına itmişlerdir.

Biz de bazen tenzih ekolü Cenab-ı Hakk'ı tenzih etme adına böyle bir riski de beraberinde getirmiştir. Hatta bizde bazı kelamcılar ve Sufiler bizim filozofları şairleri bu yüzden eleştirmiştir. Cenab-ı oku o kadar yücelteceğiz diye, o kadar tenzih ettiniz ki adeta alemin dışına ittiğiniz. Halbuki Cenabı Hak diyor ki "Ben size Şah damarınızdan daha yakınım. Aldığınız her nefesi size veren benim."  Aldığınız her nefeste Allah'ın varlığını hissediyorsanız gerçek manada imana sahipsiniz demektir.

GÖRMEYİ ÖĞRENMEK

Bunu hisseden bir insanın o varlığın Bu ilahi buyruğuna emir ve yasaklarına bigane kalması, gönderdiği peygambere vahye ilgisiz alakasız kalması düşünebilir mi. Mekanistik evren anlayışı bir mükemmel saat yapıcı olarak Tanrı tasavvurunu sadece mümkün kılmadı, yaygınlaştırdı. İnsanlar giderek bu dünyada başlarını göre kaldırmadan kafalarını öne eğerek ve sadece kendilerine bakarak, kendilerini ölçü yaparak bir dünya inşa etmeyi tercih ettiler. Sadece kafamı hiç kaldırmadan göz göze ben sana baktığımda, benim gibilere baktığımda zihnindeki ölçü üç aşağı beş yukarı şuralarda bir yerlerdedir ama göğe baktığım zaman gerçek ölçünün ne olduğunu görür kendi yerime o zaman kavramaya başlıyorum. O yüzden göğe bak diyor. Alemin sonsuzluğuna bak ve bu sonsuz alem içerisindeki o küçücük yerini anla idrak et diyor. Ha ondan sonra senin Cenâb-ı Hak'la yaratıcıyla evrenle ilişkin daha doğru bir zemine oturacak. Bir ayeti kerimede biliyorsunuz "Göğe bak, bir çatlak bir kusur, bir patlak görecek misin? Hayır göremeyeceksin gözün hüsran içerisinde sana geri dönecektir" Mealen. Yani bir kusur aramak için bakan insana dahil Cenab-ı hak meydan okuyor ve diyor ki "Hadi bir bak. Bak bakalım şu gök kubbede bir çatlak bir bozukluk görecek misin? Hayır  göremeyeceksin diyor. Aslında insana görmeyi öğretiyor. Rilke ne diyor: Görmeyi öğreniyorum.

Yorumlar 10 Yorum Var
  • Mahallenin Delisi 25.08.2022 09:19
    İbrahim kalının profosör olduğunu ciddi manada bilgi birikimi olan entellektüel bir insan olduğunu bilmeyen cahiller lütfen lüzumsuz yorumlarınız size kalsın
  • Kul memet 21.08.2022 15:01
    hayata geçmeyen bilgi ancak yüktür.. ALLAH cc. bizi uyarıyor; yapıp edemiyeceklerinizi ne diye konuşup durursunuz!! madem deistlere ,yahudilere,hıristiyanlara v.s suçu atıyoruz dönüp kendimize'de bir bakmak gerekmiyormu.. bize kuran ve sünnetle bir yol belirleyen rabbimiz doğumumuzdan ölümümüze kadar bir ölçü koymuş ve kim buna uyarsa işte onlar kurtuluşa ermişlerdir diyor..biz buna tabi olmuşmuyuz? yoksa din ayrı devlet ayrı diye insanların belirlediği hükümlere'mi tabi olmuşuz. Hülasa Rabbimizi tenzih edeceğiz derken göklerin hükümranlığı senindir yerleri sen bize bırak diye insandan bir talep oldu'da ''HAŞA'' buna rabbimiz onay'MI verdi? yada yeni bir dinmi geldi HABERİMİZ YOK...
  • vedo 21.08.2022 11:18
    la bunlarada maas ver 5 b9in lira bak nasilda yirtici olabileceklerini o zan gorunuz simdi bunlar varya karga la bunlar karga resmen guzel konusmak kardesim aylik 40 50 bin lira on kotu denilen adam bile versen maas bak adam nasilda siirler yazar okur bunlardan daha iyi okumazzsa bende bisey bilmiim
  • Tuna 21.08.2022 02:25
    Sabir yarabbim Sabir ya
  • Fatih 21.08.2022 01:35
    Allahım ferasetinizi artırsın.
Daha fazla yorum görüntüle