Önce yabancı casuslara ilişkin yasayı kabul ettiler..

Ardından LGBT'ye yasak getirdiler..

Gürcistan'ın direnişi cezasız kalmadı..

Türkiye'nin de benzer adımı atmaya hazırlandığı bu günlerde özellikle "casus yasası" üzerinden Batı'nın sergilediği iki yüzlü tavra göz atalım.

 

Birkaç aydır Gürcistan sokakları karışık..

Bunun başlıca nedeni, Batının ülke üzerinde hakimiyet kurma çabası ve Tiflis yönetiminin buna karşı sergilediği direniş..

 

Biraz geçmişe gidelim.

İktidar'daki "Gürcü Rüyası" partisi, yabancı casuslara ilişkin yasayı meclisten geçirmek üzere kolları sıvadı.

Amaç dış nüfuzun şeffaflığıydı..

 

Geçtiğimiz yıllarda yasa farklı bir isimle meclise gelmiş, kitlesel protestolara sebep olmuştu..

İsim değiştirilen yasanın meclisteki varlığı yine sokakları hareketlendirdi..

Gürcistan polisini sık sık eylemcilere müdahale ederken gördük.

 

Gürcistan'ın Amerika ve Avrupa Birliği gibi ortakları, yasanın ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlayacağını savundu..

STK çalışanları ve muhalefet de aynı görüşteydi.

Yasa Cumhurbaşkanının engellemesine rağmen 2. oylamada meclisten geçti.

 

Böylece Gürcistan'da faaliyet gösteren ve fonlarının yüzde 20'sinden fazlasını yurtdışından alan kuruluşların, "yabancı etki ajanı" olarak kayıt altına alınması sağlandı.

Söz konusu organizasyonlar Gürcistan Adalet Bakanlığı tarafından da takip edilecek.

 

Hükümete yönelik eleştiriler sivil toplumun kontrol altında tutulmak istendiği üzerine şekilleniyor.

İktidar ise Gürcistan'ın bağımsızlığı için yasanın gerekliliğine vurgu yapmakta..

 

Gürcistan'da hükümetin karşı çıktığı bir diğer Batılı dayatma ise LGBT sapkınlığı.

Ülke meclisinde kabul edilen yasa ile LGBT paçavralarına yasak getirildi.

 

Eşcinsel kişilerin evlat edinmesine engel olundu, kimlik belgelerinde cinsiyetlerini değiştirmeleri engellendi.

Ayrıca eşcinsel evlilikleri teşvik eden miting, yürüyüş ve toplantılar da yasaklandı.

 

Gürcistan'da yaşanan tüm bu gelişmelere karşı, hükümet karşıtlarına Batı'nın verdiği sufle "özgürlük"

Fakat, aynı Batı'nın, söz konusu değerler hakkında takındığı iki yüzlü tavır herkesin malumu.

Daha yeni Merih Demiral'a karşı sergilenen tavrın, Batı'nın özgürlük anlayışıyla ne kadar ters düştüğü ortada.

 

Bu tezatlığa aldırış etmeyen Batı, tasarının geçmesiyle birlikte Gürcistan'a yönelik yaptırım furyasını başlatmış oldu.

Önce Amerika "demokrasiyi baltaladınız" dedi Gürcistan'a.

Gürcü vatandaşlarına kısıtlamalar getirdi, vize yaptırımı uyguladı.

 

Ardından Avrupa Birliği kapılarını Gürcistan'a kapattı.

Gürcistan'ın üyelik süreci askıya alındı.

Savunma için tahsis edilen 30 milyon avroluk ödeme de donduruldu.

 

Şimdi gelelim meselenin Türkiye penceresine.

"9. Yargı Paketi" olarak bilinen bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi Meclis'te görüşülüyor.

 

Tasarının içerisinde aynı Gürcistan'da olduğu gibi yabancı nüfuzun faaliyetlerini kapsam içine alan bir madde var.
 

Özetlersek, Türkiye de Gürcistan gibi, yabancı devletlerin çıkarları için kimi eylemlerde bulunduğu ya da bulunma hazırlığında olduğu tespit edilen kurumlara müsaade etmeyecek.

En azından bunun hazırlığı var şu aralar Ankara'da.

 

Peki Gürcistan'ın bu hamle karşısında uyguladığı yaptırımlar bizlere tanıdık geldi mi?

Vize kısıtlamaları, Avrupa Birliği kapısında oyalamalar vesaire..

 

İşte Batı'nın, ipleri kendi eline almak isteyen ülkelere karşı takındığı tavır bu.

 

Amerika ve Avrupa, başka ülkelerdeki yabancı faaliyetlerin takip altına alınmasına karşı..

Peki kendileri bu konuda nasıl davranıyor bir de ona bakalım.

 

Amerika'da dış kaynaklı çıkarlarla ilişkili kişi veya kurumları FARA yani (Yabancı Temsilci Kayıt Yasası) bağlamında Adalet Bakanlığı inceliyor. Amerika'da varlık göstermeleri için bakanlığa kayıt olmaları gerek.

 

İngiltere geçtiğimiz yıl Ulusal Güvenlik Yasası kapsamında, İngiltere politikasını yabancı hükümetler ve siyasal partiler doğrultusunda etkilemeyi amaçlayan düzenlemelerin kayıt altında olması gerektiğine hükmetti.

 

Belçika, yasalarına "yabancı bir gücün karar alma süreçlerine müdahalesini suç sayan" yeni bir hüküm ekledi.

Oluşturulan yeni yasaya göre, Belçika hükümetinin bilgisi olmadan, ulusal çıkarlara zarar vermek amacıyla aktif veya gizli olarak demokratik karar alma süreçlerini etkilemeye çalışan herhangi bir kişi hakkında dava açılabiliyor.

 

Almanya'da Lobi Kayıt Yasası bulunuyor.

Saydamlık ve demokrasiyi koruma çerçevesinde Lobi Kayıt Yasası yürütme veya yasama organını etkilemek için kullanılabilecek lobicilik faaliyetlerini kaydetmeyi ve izlemeyi, vatandaşlara ve sivil topluma bunlar hakkında bilgi sağlamayı amaçlıyor.

 

Kısacası mesele yine özgürlükler değil Batı için.

Batı'nın değerleri kendi aleyhine döndüğünde değer sayılmıyor.

 

Türkiye gibi Gürcistan gibi ülkelere dayatılan ne varsa direnişle karşılaştıklarında "özgürlüklere müdahale" kartını çektiklerini görüyoruz.

Bu tavırları da söz konusu yasanın gerekliliğini bizlere bir kez daha gösteriyor aslında.

Yorumlar 10 Yorum Var
  • Mutlu 11.07.2024 20:30
    Rüyanın işgalini çabuk unutmuslar
  • Emir 11.07.2024 18:35
    Güzel söylüyorsun arkadaş da batılıların ve Amerikalıların istekleri doğrulsunda ülkemizde sokulan Afgan Suriyeli Pakistan ve diğer ülkelerin vatandaşlarının kaç tanesinin Türkiye Aleyhine çalıştığını biliyor musunuz önce bunlarıla ilgli çalışma yapın araştırma yapın,neden bunlardan bahsetmiyorsunuz bakıyorum da burada yorum yapanlar bundan hiç bahsetmemişler çok ilginç
  • MiSaFiR 11.07.2024 18:33
    Tepki gösterenlerin çoğu batılı yabancı ülkelerden PARA ALIYORDUR.
  • GECE KARTALI 11.07.2024 18:17
    Hiç önemli değil batının ne yapacağı...zaten batı git gide batıyor..
  • Kenan 11.07.2024 17:29
    LGBT Paçavraları ve faaliyetleri TÜRKİYEDE DE YASAKLANMALIDIR. Hem de DERHAL
Daha fazla yorum görüntüle