HABER7
Kuzey Kıbrıs’ta başörtüsü yasakçılığının altından Türkiye düşmanlığı çıktı.
Başörtüsü hürriyetinin “sömürge dayatması” olarak nitelendirildiği Avrupa gazetesindeki skandal yazının ardından bu defa İngiliz sömürgeciliğine güzelleme geldi.
Başörtüsü yasakçılığını dayatan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) Başkanı Selma Eylem’in yer aldığı programda İngiltere’nin Kıbrıs işgali övülürken, Kıbrıs Türkleri’ni ölümden kurtaran Türkiye’nin kendilerini “yok ettiği” hezeyanı öne sürüldü.
KTOEÖS Başkanı Selma Eylem’i konuk eden Federal Kıbrıs Hareketi Sözcüsü Ahmet Ertaç'ın "11. Köy" isimli Youtube yayınında şunları söyledi:
“İngiliz’in kolonisiydik bir zamanlar. Ama yok etmedi bizi İngiliz. Geleneklerimizi ortadna kaldırmadı. Ha belki okullara ingiliz bayrağı çektirdi ama yok etmedi bizi. Eskile hala daha İngiliz’in terbitesinden, hukukundan bahseder. Türkiye 1974’ten sonra bu ülkede ekonomiyi ve siyasi iradeyi ele geçirdikten sonra toplumu yok etmiştir.”
Ahmet Ertaç'ın 25 Aralık 2024'te yayınlanan videosunda “Geldiler kan döktüler aldılar böldüler kaldılar” yazılı panonun önünde konuşması dikkat çekti.
SERT TEPKİ: MİLLİ ŞUURDAN KOPANLARIN YALANI
Ertaç'ın skandal sözlerine tepki gösteren Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Ali Deniz, şu sözleri sarf etti:
"Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bu mücadeledeki onurlu ve fedakâr duruşunu çarpıtan, tarihi inkâr eden bu talihsiz ifadeleriniz, sadece hakikate değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının vicdanına da açık bir ihanettir. Siz, “İngiliz terbiyesi”nden bahsederken, İngiliz sömürge yönetiminin Kıbrıs Türklerini ikinci sınıf yurttaş haline getiren ayrımcı politikalarını, dini özgürlükleri sınırlayan uygulamalarını, eğitimden kamu hizmetlerine kadar her alanda uyguladığı dışlayıcı düzeni ya unuttunuz ya da bilinçli olarak görmezden geliyorsunuz. Oysa o “terbiye” dediğiniz dönem, Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin hakkının sistematik olarak bastırıldığı, kültürünün, inancının ve haklarının gasbedildiği bir sömürge dönemidir.
Bu gerçekler ortadayken 'Türkiye bizi yok etti' demek; ya bilinçli bir yalan ya da milli şuurdan tamamen kopmanın bir sonucudur. Bu sözlerin arkasında hangi odakların olduğu açıktır. Ancak bilin ki, ne siz ne de temsil etmeye çalıştığınız zihniyet, bu milletin kardeşliğine ve ortak kaderine zarar veremez. Bu topraklarda bu millet, tarihin her döneminde dik durmuş, zalimin karşısında durmuş, kardeşinin elini bırakmamıştır."
YASAKÇILARIN ZİHİN KODU AYNI
Kıbrıs merkezli Avrupa gazetesinde yayınlanan "İşgal bölgesinde türban krizi: Yerleşimci kolonisinde bahar temizliği" başlıklı yazıda ise tesettürün “sömürge yerleşimciliğinin konusu olduğu” savunulmuştu. Başörtüsü yasakçısı Aziz Şah’ın kaleme aldığı yazıda KKTC, “Türkiye'nin işgal bölgesi” olarak adlandırılmıştı.
Yazıda, “Kıbrıslıların sorunu değildir 'türban'. Türk yerleşimci sömürgeciliğinin konusudur. Türk işgal rejimi bugüne kadar yaptırdığı onlarca sömürge yasası gibi 'türban yasası’nı da halledebilirdi sessiz sedasız kimsenin ruhu duymadan” ifadeleri kullanılmıştı
CHP’NİN İZİNDELER
Öte yandan KKTC’de devlete bağlı okullarda başörtüsü yasağının tavizsiz şekilde uygulanmasını isteyen sendikalar sokağa inme kararı aldı.
CHP’nin Türkiye’de öncülük ettiği sokak eylemlerine paralel süreçte alınan kararda KTOEÖS ve diğer yasakçı kuruluşların protesto düzenleyeceği duyuruldu.
Yasakçı KTOEÖS’ten yapılan açıklamada, “Laik eğitimi ve laik toplum yapımızı yok sayan, eğitim sistemini ve toplumsal değerleri göz ardı eden anlayışa karşı sokağa inerek sesimizi yükseltecek, dur diyeceğiz” ifadelerine yer verildi.
__________
BAŞÖRTÜSÜ RUM KESİMİ'NDE SERBEST KKTC'DE YASAK
KKTC'deki başörtüsü yasaklarına sert tepki gösteren Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Prof. Dr. Erhan Arıklı, Rum tarafının uygulamasını hatırlatarak şu garabete vurgu yapmıştı:
"Karşımızda Kıbrıs Türkü adına konuştuklarını iddia eden, sayıları az da olsa sesleri çok çıkan, azgın ve ırkçı bir grup var. Bu azgın-ırkçı grup, bizden farklı bir ses duyduklarında ya geldiğimiz yere dönmemizi ya da Arabistan’a gitmemizi öneriyorlar. Bizi hala daha eşit vatandaş olarak göremeyen bu kişilere neremizle güleceğimizi şaşırdık.
Bunlara tek bir sorum var; Uğruna öldüğünüz federasyon mümkün olsaydı, Güney Kıbrıs’la birleşip AB’ye girilseydi, başörtüsüne yine karşı çıkacak mıydınız? Düşünün, Hristiyan AB’de ve Güney Kıbrıs’ta başörtüsü serbest. Müslüman Kuzey Kıbrıs’ta yasak. Bizdeki laikliğin sınırlarını evrensel ilkeler değil, ırkçı-solcu ama aynı zamanda da faşist zihniyetli sendikalar belirliyor.
Güney Kıbrıs’ta Rum okul müdürü, başörtülü kız öğrenciye zulmettiği için görevden alınıyor. Bakan, kız öğrenci ve ailesinden özür diliyor. Bizde ise sendikalar, iki kız öğrenciyi bahane edip greve gidiyor, binlerce çocuğun eğitim hakkını engelliyor. Bu azgın, ırkçı ve faşist zihniyete yazıklar olsun!"