27 Mayıs 1960 darbesinin yıldönümünde, Türkiye’nin demokrasi tarihine damga vuran askeri müdahalelerin toplumsal, siyasal ve anayasal etkilerini değerlendirmek amacıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Işıl Tuana Pınar ile konuştuk. Işıl Tuana yeni ve sivil anayasanın gerekliliğini vurguladı.
"DEMOKRAT PARTİ YAKINLARI ÖTEKİLEŞTİRİLDİ"
Doç. Dr. Işıl Tuana Pınar şunları söyledi:
Etkileri ve sonuçları oldukça ağır bir askeri darbeydi bu. Özellikle 1924 Anayasası'nın askıya alındığı, Demokrat Parti'nin bir siyasi partinin kapatıldığı, demokrasi ve insan hakları ihlallerinin yaşandığı, hukuksuz uygulamalara gidildiği, maalesef bir kara propaganda düzenlenerek toplum nazarında Demokrat Partili ve onların yakınlarının maalesef ötekileştirildiği bir süreç yaşandı. Ve bu sürecin sonucunda yaklaşık bir buçuk yıl boyunca, bir Milli Birlik Komitesi çerçevesinde bir askeri vesayet Türk siyasetini yönlendirmek durumunda kaldı. Ta ki 1961 seçimlerine kadar askeri darbenin gölgesinde kalan.
"YENİ BİR SİVİL ANAYASA GEREKLİ"
Zaten sadece 60 değil; işte 1971 sonrasında, 1980 sonrasında, 1997 – 28 Şubat süreci dediğimiz darbeler de her 10 yılda bir maalesef bu da yetmemiş gibi demokrasinin önünü kesmiştir. 1980 darbesinden sonra oluşturulan 1982 Anayasası, daha kazuistik, daha askeri vesayetin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı kurumların özellikleri bu noktada yitirilmiştir ve bugün günümüzde 1924 Anayasası gibi temel kurallara; anayasa, insan hakları, demokrasi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temel prensiplerini koruyarak, bunlara saygı göstererek yeni bir anayasayı el ele verip toplumun her kesiminden alınan destekle beraber yapılması, askeri vesayetin tam anlamıyla son bulması açısından oldukça önemlidir.
"TÜRK TOPLUMU DARBELERE KARŞI BİLİNÇLENDİ"
Türk toplumu, Türk milleti askeri darbelere karşı bilinçlendi ve bilinçlendiği için de biz bunu 15 Temmuz hain darbe teşebbüsü sırasında Türk milletinin meydanlara çıkıp demokrasi nöbeti tutması ve demokrasiyi sahiplenmesinde de gördük. Evet, askeri vesayetin tüm kurumları eritilmelidir, yok edilmelidir ve tamamen iktidar-muhalefet iş birliği içerisinde Türk siyaseti tamamen sivil bir anayasa ve askerin gölgesinin olmadığı bir süreçte demokratik ve özgür bir biçimde siyaset yapmalıdır.