Victor Osimhen, Dorgeles Nene, Orkun Kökçü, Abbosbek Fayzullaev ve Paul Onuachu.
Sadece bu beş futbolcu için Türk kulüpleri, bu yaz transfer döneminde 120 milyon Euro harcadı.
Süper Lig'deki 18 takım şu ana kadarki dönemde 94 milyon Euro'luk oyuncu satışı yaparken, 215 milyon Euro'luk alım yaptı.
Yani gelir gider dengesinde 120 milyon Euro'luk bir açık var.
Türk kulüplerinin toplam borçlarının 44 milyar lirayı aştığı düşünüldüğünde, az evvel bahsettiğimiz bu beş transfer, 120 milyon Euro'luk toplam giderle heybedeki yükü yüzde 10 daha artırmış oldu.
Avrupa'da ise tezat bir durum var. İngiltere Premier Lig'de kulüpler Ağustos'a kadarki dilimde 3 milyar Euro'ya yakın para harcadı. Bu, Türk kulüplerini Bankalar Birliği'ne sürükleyen toplam borçtan üç kat daha fazla ve bunu tek transfer sezonunda harcadılar.
İspanya LaLiga'da 560 milyon Euro, Almanya Bundesliga'da 700 milyon Euro, Fransa Ligue 1'de 500 milyon Euro, İtalya Serie A'da 1 milyar Euro'luk harcamalar yapıldı.
Ama bu beş ligin gelir gider dengesine bakıldığında, örneğin İspanya'da 30 milyon Euro'luk bir açık var. Almanya, Fransa ve İtalya ise kâra geçen ülkeler.
Özellikle Almanya ve Fransa ikilisi, 1.2 milyar Euro'luk alım yapmalarına karşın 1,5 milyar Euro'luk satış yaptılar ki, bu iki ülkenin toplamda 300 milyon Euro kârda olduğunu gösteriyor. Yani dışarıdan bakıldığında kulüplerin finans yapısı sağlıklı görünüyor.
Bu kıyasa şu açıdan da bakabiliriz: Süper Lig ekipleri 215 milyon Euro'luk alım yaparken, oyuncu satışına rağmen 120 milyon Euro zarar etti. Almanya ve Fransa ise, toplamda Türkiye'den 6 kat daha fazla harcama yaptı ama zarar etmedi, aksine kâra geçti.
Demek ki onlarda puan silme cezası alan takımlar, transfer tahtası kapatılan Anadolu ekipleri, oyuncu maaşlarını ödeyemediği için üç yılda Bölgesel Amatör Lig'e düşen 100 yıla merdiven dayamış kulüpler yok.
Hatırlarsanız bu videonun giriş kısmında beş futbolcudan bahsetmiştik. Bu futbolcuların toplam bonservis maliyetlerinin 120 milyon Euro olduğunu söylemiştik. Ama bu beş futbolcu daha önceden daha az maliyetle keşfedilebilirdi.
Mesela Galatasaray, 8 yıl önce Alman futbol kulübü Wolfsburg'dan daha erken davranıp Victor Osimhen'i 3 milyon Euro'ya Nijerya'dan getirebilirdi.
Fenerbahçe, 2020'de denemeye aldığı Dorgeles Nene'ye az daha süre tanısaydı, bugün Avusturya ekibi Salzburg'a 18 milyon Euro ödemeyecekti.
Beşiktaş, aynı zamanda kulübün bir taraftarı olan Orkun Kökçü'yü 2014'te keşfetseydi 40 bin Euro'ya alabilirdi. Ama o dönem bu parayı Feyenoord verdi ve Orkun'u 11 yıl sonra Benfica'ya 30 milyon Euro'ya sattılar. Beşiktaş da 1 yıl sonra Orkun'u 30 milyon Euro'ya getirdi. Yani 2024'te 40 bin Euro'ya alınabilecek bir Beşiktaş taraftarı, 2025'te 30 milyon Euro'ya mal oldu.
Benzer hikayeler Başakşehir ve Trabzonspor'un transferlerinde de var. Fayzullaev sadece 2 yıl önce 500 bin Euro'ya, Onuachu da 2012'de Nijerya'dayken, açıklanmayan bir ücretle Danimarka'ya transfer olmuş isimler.
Bir dönem Beşiktaş'ta Sportif Direktörlük yapan Önder Özen, 2008'de Brezilya'daki bir anısında aslında ne kadar geç kaldığımızı ve büyük kârlar eden kulüplerin nasıl çalıştığını anlatıyor. Gelin bir kulak verelim:
"Sao Paolo turnuvasına gittim. Bindim taksiye. 'Nereye?' dedi. Pacaembu'ya gidiyorum dedim. 'Ooo ufaklığı mı göreceksin?' dedi. Ben de ufaklık kim dedim. 'Neymar diye bir çocuk var' dedi. 'Herkes onu konuşuyor' falan. Ben tanımıyorum dedim. 2008. Geldik. Hakikaten esame listesi geldi. Neymar Junior görüyorum, Santos'ta yedek. Isınmaya kalktığında stat yıkıldı ya. O zaman 15 yaşındaydı Neymar. 15-16 neyse, kaçsa. Küçücük çocuktu yani, yıkıldı stat. Bütün herkes tanıyordu. Oyuna girdi daha büyük bir infial statta. Bir iki hareketini gördükten sonra zaten bir süper starla karşı karşıya olduğumuzu hemen anladık. Ben sağa sola sormaya başladım. 'Önder uzak dur bundan' dedi. Neden dedim. 'Ya bak' dedi. 'Şu arkadaki box'ı görüyor musun?' dedi. Orada Arsenal'ın, Atletico Madrid'in, Real Madrid'in, Barcelona'nın, Bayern Münih'in scout'ları, kulüp yetkilileri herkes onun bebekliğini biliyorlar. Çocuk yani birkaç yıldır tanıyorlar. Ben hayatımda ilk defa ismini bir taksi şoföründen duydum."
Bu hikayede Neymar'ın çoktandır keşfedildiği ve büyük bonservis bedelleriyle zaten Avrupa'ya gideceği düşünülebilir. Ancak daha olası transferler vardı, bunlar kulüplerimize önerildi ve ne yazık ki hepsi birer "kaçan balık büyük olur" hikayesine dönüştü.
Örneğin Beşiktaş'ta uzun yıllar futbol oynamış ve yardımcı antrenörlük yapmış Recep Çetin, 2005 gibi erken bir tarihte Luka Modric'i kulübe önerdiğini söylüyor.
"Başka bir oyuncuyu seyretmeye gittim ben. Ama sarışın böyle, kısa boylu böyle işte Dinamo Zagreb'de oynuyordu kısa boylu, sarışın ama inanılmaz koşuyor, alıyor veriyor sağa gidiyor, sola gidiyor, daha ufaktı o zaman. 18 yaşlarında falandı. Geldim dedim ki 'Ya bunu almayın, bunu alın' dedim. 'Ya' dedi '500 bin Euro'ya oyuncu mu alınır?' dedi '19 yaşında' falan. Öyle vazgeçtiler."
Recep Çetin'in anlattığı bu hikayede, o dönem 20 yaşında olan Modric, 3 yıl sonra 22 milyon Euro bedelle, Hırvat futbolunun tarihine geçerek Tottenham Hotspur'a transfer oldu. 4 yılının ardından 2012'de bu kez 35 milyon Euro bedelle Real Madrid'e gitti.
Bu hikayelerden en iç açıcı olanı, yakın bir dönemde Galatasaray - Haaland cephesinde yaşandı. Sarı-Kırmızılıların eski forveti Johan Elmander, ısrarla Galatasaray yönetiminden Erling Haaland'ı transfer etmelerini istiyordu. 2017 yılında henüz 17 yaşında olan Haaland için istenen 3 milyon Euro'luk bonservis ücretini yönetim "fazla" bulmuştu. Haaland şu an 180 milyon Euro'luk piyasa değeriyle dünyanın en değerli forvet oyuncusu konumunda.
Haaland, Modric, Dorgeles Nene ya da Kayserispor'un 1 milyon 200 bin Euro'luk bonservis bedelinden ötürü transfer edemediği Muhammed Salah. Türk futbolunda biraz geriye gidecek olursanız, bunun gibi onlarca örnekle karşılaşırsınız. Transfer sezonlarında alınan her karar, kulübün refah seviyesini artırabileceği gibi hızlı bir iflası da beraberinde getirebiliyor. Bu ve bunun gibi videolar için Haber7'nin sosyal medya hesaplarını takip edebilir, bize destek olabilirsiniz. Yorumlarınızı merakla bekliyorum.