HDP’li eski vekil Altan Tan, CHP’nin “Terörsüz Türkiye” sürecindeki ikircikli tavrını eleştirerek, “CHP, Kürt sorununun en büyük sorumlusudur.” ifadelerini kullandı.

HABER7-ÖZEL HABER

HDP eski Milletvekili Altan Tan, Haber7’den Ahmet Aydemir'e özel açıklamalarda bulundu. Tan, DEM Parti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeniden aday olabilmesi için 360 milletvekili oyu verebileceğine dair yaptığı açıklamayı tekrarladı. CHP’nin “Terörsüz Türkiye” sürecinde takındığı tavrı eleştiren Tan, “CHP, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt sorunu dediğimiz sorunun en büyük sorumlusudur. Sorumlularından biridir demiyorum, siyaseten sorumlusudur.” açıklamasında bulundu.

‘DEM PARTİ’NİN ERDOĞAN’IN ADAYLIĞI İÇİN 360 VEKİL OYU VEREBİLİR’ SÖZLERİM BENİM ŞAHSİ FİKRİM

DEM Parti’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı için Meclis’te 360 milletvekili oyunu verebileceğine dair açıklamları hakkında konuşan HDP eski Milletvekili Altan Tan, “Benim DEM Parti içinden veya PKK içinden bir bilgi sahibi değilim. Şu an söylediklerim ve söyleyeceklerim tamamen benim şahsi fikirlerim, yorumlarım ve analizlerim. Şunu söylüyorum bu sorunuzla ilgili olarak. Hep aynı cümleyi tekrarlıyorum. Eğer bu süreç olumlu bir şekilde devam ederse. Hayırlı bir netice verirse bunu sadece ben değil Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan da söylüyor. Biz bu süreci AK Parti, MHP ve DEM olarak sürdüreceğiz dedi. İşte bu sürdürülen süreç, eğer başarıya ulaşırsa bunun doğal sonucu olarak bu süreci birlikte götürenler birlikte hareket edecek.” dedi. 

Tan, konuşmasının devamında ise, “Benim DEM Parti Meclis’te erken seçim oylamasına oy verebilir, verir. Tayyip Erdoğan’ın tekrar başkan olmasının yolunun açar demem bu analize dayanıyor. Eğer Allah korusun bu işler tekrar kesintiye, başarısızlığa uğrarsa, tabii ki ondan sonra çok farklı gelişmeler olur.” sözlerini söyledi.

“CHP, KÜRT SORUNUNUN EN BÜYÜK SORUMLUSUDUR”

DEM Parti’nin CHP’ye destek vermeyeceği konusunda açıklamasına da değinen Tan, “Bunun iki sebebi var. Birinci sebep CHP, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Kürt sorunu dediğimiz sorunun en büyük sorumlusudur. Sorumlularından biridir demiyorum, siyaseten sorumlusudur. Ama köprünün altından çok sular geçti. 100 yıl geçti bunun üzerinden. Bugün CHP de yeni bir paradigma, yeni bir bakış açısı, yeni bir Türkiye, yeni bir Orta Doğu ortaya koyabilir.” ifadelerini kullandı. 

“CHP, KARNINDAN KONUŞUYOR”

Tan, konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Çünkü Sovyetler Birliği'nde işte komünizmi kuran, Marksist idareyi kuran, yürüten ve Politbüro'nun başında olan Gorbaçov döneminde bizzat o komünistler tarafından Sovyetler Birliği'ne yeni bir format atıldı.

Şimdi burada CHP yeni bir format arayışında mı, yeni bir Türkiye arayışında mı, yeni bir Orta Doğu arayışında mı?

Bunu göremiyoruz. Yani böyle hani karnından konuşma şeklinde davranışlar var,beyanatlar var, süslü cümleler var.

Ama bu süslü cümlelerin içinde doğru düzgün bir şey yok. Bir proje yok.

Dolayısıyla Kürt meselesiyle de ilgili Kürt sorununun çözümüyle de ilgili bir programı şu an, yani ete kemiğe bürünmüş, şekillenmiş bir yaklaşımı yok.” 

“CHP, TATMİNKAR BİR PROJE ORTAYA KOYABİLİRSE DURUM DEĞİŞİR”

"Lafı ağızda böyle yuvarlayıp neticeye dönüştürmemeye işte bu şekilde bir tepki veriyorlar. Benim biraz evvel gösterdiğim tepki gibi yok. Birinci sebep bu. Ha olursa şartlar değişir tabii ki. Yani şu an CHP çıkıp ben yeni Türkiye'yi şöyle şöyle şöyle düşünüyorum. Dindar laik meselesini, Alevi meselesini, Kürt meselesini, yeni ekonomik meseleyi, Türkiye'nin Orta Doğu, Balkanlar ve Kafkaslar'daki havzada büyümesiyle ilgili bu projeyi ortaya koyuyorum. Kürt sorununu da buraya yerleştiriyorum, buna da böyle yaklaşıyorum diye net, anlaşılabilir, tatminkar bir proje ortaya koyabilirse tabii ki durum değişir.”

“CHP'NİN İŞTE BU ÇÖZÜM SÜRECİNDE DE İKİRCİKLİ BİR TAVRI VAR”

“Yani Kürtler bu şekliyle CHP'ye oy vermez derken bunu kastediyorum. Ama yarın bunun tersi olursa tabii ki durum yine değişir. Birinci sebep bu. Yani CHP'nin işte bu çözüm sürecinde de ikircikli bir tavrı var. Yani komisyona gireyim mi, girmeyeyim? İşte girersem kerhen mi gireyim yoksa gönüllü mü gireyim? Girdikten sonra ne söyleyeyim? İmralı'ya gideyim mi, gitmeyeyim mi? İşte gitmeyeyim ama gidenlere de çok fazla işte gürültü patırtı çıkarmayayım. Bu tavır onu hep geride tutuyor. Tekrar tekrar söylüyorum. Yarın bu konumunu, bu yaklaşımını değiştirirse yani tabiri caizse hani bir eski şarkı vardı, biraz belki espri olacak. Tanrım beni baştan yarat diye. Eğer yeniden yaratılırsa o CHP, tabii ki bu söylediklerim geride kalır. Birinci sebep bu.”

“CHP İTTİFAK İÇİNDE OLDUKLARIYLA DEVAM EDERSE…”

“İkinci sebep, şu an CHP'nin ittifak içinde olduğu güçler ve büyük ihtimalle bu Cumhurbaşkanlığı seçiminde de bu ittifak şu an etrafında bulunanlarla devam edecek. İşte İyi Parti, Müsavat Dervişoğlu. Ümit Özdağ, Zafer Partisi. Yavuz Ağıralioğlu. Yani Türkiye'deki en ulusalcı, en milliyetçi, Kürtlerin en ufak bir hak, hukuk, kimlik ve statü elde etmelerine karşı olan, karşı duran bir kesim. Eğer bunlarla bu birlikteliği ve bu görüntüsü devam ederse, böyle bir görüntüye yani yarın DEM Parti veya DEM Parti'nin dışındaki Kürtler AK Parti'yi, işte Erdoğan'ı destekler, desteklemez bu ayrı bir bir mevzu. Ama bu tabloya kesinlikle yanaşmaz, yanaşamaz. Benim demek istediğim bu.”

“SÜREÇ BAŞARIYA GİDERSE KÜRTLER, ERDOĞAN’A DESTEK VERİR”

DEM seçmeninin Erdoğan’a destek verip vermeyeceği konusuna da değinen Tan, “İşte bu da aynen birinci sorunun cevabı. Yani birinci soruda aslında bunun cevabını verdim ama tekrarlayayım, yineleyeyim. Eğer bu süreç başarıyla devam ederse, silahlar susarsa, silahlar sustuktan sonra sadece Kürtleri değil, Türkiye'deki bütün demokrasi güçlerini tatmin edecek en azından yüzde 100 olmasa bile tatmin etmeye doğru götürecek bir yeni Anayasa, bir yeni program olursa Kürtler Sayın Erdoğan'a da oy verir. Ama işte diyelim ki bu süreç işte devam etti, silahlar sustu ama hükümet hiçbir adım atmadı. Bir yenileşmeye, yeniliğe, yeni bir anayasa gitmedi. Öyle bir durumda tabii ki bu destek öyle büyük oranda söz konusu olmaz.” ifadelerini kullandı.

“SÜRECİN BAŞARILI OLABİLME KRİTERİ SİLAHLARIN KAZASIZ BELASIZ EBEDİYEN SUSMASIDIR”

Terörsüz Türkiye sürecinin başarı kriteri hakkında da konuşan Tan, “Kriterler şudur. Yani ben böyle mükemmeliyetçi, ya hep ya hiç diyenlerden değilim. Çünkü sosyal hayat da böyle değil, ticari hayat da böyle değil, siyasi hayat da böyle değil. Yani bazı şeyler düzelir, bazı şeyler düzelmez, bazı şeyler de yarın düzelir, öbür gün düzelir. Yani bir süreç işidir bu. Bütün dünyada da demokrasi böyle işlemiştir. İşte ben her bu mevzu açıldığında Batı demokrasisini de örnek veriyorum. Bir sendika hakkı bile İngiltere'de kaç yıl sonra elde edilmiştir. Kadınların oy verme hakkı birçok Avrupa ülkesinde Türkiye'den sonra da kabul edilmiştir. Bu bir süreçtir. Onun için sürecin başarılı olabilme kriteri bana göre, yani asgari kriteri, bir, silahların kazasız belasız artık ebediyen susmasıdır. Birinci aşama budur. İkinci beklenti şudur. Bu 40 yıllık mağduriyetle ilgili, olaylarla ilgili, binlerce, on binlerce insan cezaevindedir. Büyük bir kısmı ceza almıştır benim gibi. Davaları işte istinaftadır, Yargıtay'dadır. Büyük bir kısmı da halen yargılanmaktadır. Bu konuda ciddi bir hukuk reformu ve rahatlama. Yani ikinci bir ölçü o olur. Üçüncü bir ölçüde, bütün bunlar olurken, olup biterken Türkiye'nin demokrasisiyle ilgili, demokratikleşmesiyle ilgili, Kürtlerin hak ve özgürlükleriyle ilgili yüzde yüz olmasa da en azından asgari bazı düzenlemelerin yapılmasıdır. Dördüncü bir faktör de Suriye'dir. Yani şu an yeni bir Suriye kuruluyor. Orada İslami bir grup başta, idarede. Suriye'nin ekonomik sorunları var, sosyal sorunları var, siyasi sorunları var, çok sorunları var. Ama orada bu İslami grupların içinde olmayan, bir şekilde dışında kalan işte Nusayri yani Arap Alevisi, Nusayriler var, Dürziler var, Kürtler var. Suriye'de yaklaşık yüzde ona yakın bir Hristiyan nüfus var. Yeni Suriye'nin nasıl şekilleneceği ve bunun içinde de Kürtlerin pozisyonunun ne olacağı da dördüncü bir kriterdir. Eğer Kürtlerin dilleri, kültürleri, eğitim hakları ve yerel yönetim hakları yeni anayasada yer almazsa, garanti altına alınmazsa Suriye'deki sorun da devam edecektir ve o sorun Türkiye'yi etkileyecektir. Yani dört kriter koydum ortaya. Bunun dördüncüsü de Suriye'deki Kürtlerin durumlarıdır, statüleridir. İşte bunlar da en azından asgari bir rahatlama olursa, süreç başarılı olmuş demektir. Ya sonrasında da devam eder. Zaten süreç denilen şey bir sonuç değildir. Yani bir bir yürüyüşün adıdır. Bu yürüyüşte eğer bunlar olursa o yolun yarıdan fazlası geçilmiş olur ki o da başarıdır.” açıklamasında bulundu.

“ABDULLAH ÖCALAN O DÖNEMDE ENGELLENDİ”

2023 seçimlerinde CHP’nin ittifak kurduğu siyasi partilerle yan yana olmasına rağmen DEM Parti’nin 2024 seçimlerinde kent uzlaşısı yaptığını anımsatan Haber7 Editörü Ahmet Aydemir'in, DEM Parti’nin o dönem neden tepki vermediği yönündeki sorusuna ise Altan Tan şu cevabı verdi;

“Abdullah Öcalan o dönemde devrede değildi. Hatta devrede olması engellendi. Yani hatırlayın, 2019 seçimlerinde Milli İstihbarat'ın işte aracılığıyla Tunceli Üniversitesi'nde profesör Ali Kemal Özcan Bey bir mektup getirdi İmralı'dan. Ve buna da ısrarla bir şerh koydu. Yani Ali Kemal Özcan Bey sonra bunları açıkladı defalarca. Dedi ki, bana dedi ki benim avukatlarım olmadan bunu okuma. Sakın okuma. Fakat İmralı'dan geldikten sonra bu avukatlar üç gün, dört gün ortadan kayboldular. Yani seçime de çok kısa bir zaman kalmıştı zaten, üç dört günlük bir zaman kalmıştı. Abdullah Öcalan'ın avukatları. Evet. Bunlar resmen bu işi sabote ettiler. O dönemdeki derin güçlerle birlikte hareket ettiler. İşte bu mektup sahtedir, doğru değil. Halbuki yüzde yüz doğru olduğunu biliyorlar. Yani çünkü Abdullah Öcalan'ın el yazısıyla yazılmış mektuplardır bunlar. O el yazısı da zaten şu an internette falan da var, görebilirsiniz. Şekli nedir? Sıradan birisine bile gösterseniz onun yazısı mıdır, değil midir size söyler. Yani uzman olmaya da gerek yok. Bunu sabote ettiler. Yani Abdullah Öcalan o dönemde boşa çıkarıldı. Şimdi ise durum farklıdır. Orta Doğu'daki farklı durum farklıdır. Suriye'deki pozisyon farklıdır. Abdullah Öcalan şu an örgütüne ve olaylara hakimdir. Dolayısıyla böyle bir provokasyon veya böyle bir boşa çıkarma bugün için çok zayıf bir ihtimaldir. Hani imkansız demiyorum da çok zayıf bir ihtimaldir. Onun için bugün artık bu yeni tabloda, yeni dengelerde ve ortaya çıkan birçok şeyden sonra bu işin artık eskisi gibi olması mümkün değil.”

Öcalan’ın kimler tarafından engellendiği konusundan da bahseden Tan, “Çok açık. İşte Kandil tarafından engellendi. DEM Parti'nin içindeki unsurlar tarafından engellendi. Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu'na açık destek verdi. Evet. Yani Ekrem İmamoğlu'nun eşi, sayın işte Demirtaş'ın eşi kaç sefer Diyarbakır'da, İstanbul'da toplantılar yaptılar, yemekler, kahvaltılar yaptılar. Dolayısıyla bu iş o günkü dengelerde kaldı. Yani bugünkü dengelerde bu işin tekrar sahnelenmesi çok zayıf bir ihtimaldir. Dediğim gibi işte biraz evvel şartları koydum. Eğer bu süreç doğru düzgün başa çıkarsa, artı CHP bugünkü ikircikli tavrını değiştirip doğru düzgün bir yeni Türkiye, yeni Orta Doğu ve yeni Kürt sorunuyla ilgili büyük bir reform yapmazsa.” açıklamasında bulundu.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar 2 Yorum Var
  • aksaray 29.11.2025 16:00
    çok doğru bir tespit. türkiyede kürt ve türk sorununu yaratan chp dir.
  • HIDIR BUDUR 29.11.2025 15:58
    Kürt sorunu diye ortalığı velveleye verenlere, "nedir arkadaş bu Kürt sorunu?" dendiğinde dut yemiş bülbüle dönmesi ? Eşit vatandaşken (Cumhurbaşkanı yardımcısı/ Bakanlara kadar ) hep "EZİLDİK, BÜZÜLDÜKk" feryatları ? Anlaşılan " Türkiye de BAŞLANGIÇTA FEDERATİF" sonra bağımsız Kürt devleti kurulması tüm istekleri ? (Irak sonrası..Barzanistan ? Suriye sonrası PYD?)
  • Adıyaman 29.11.2025 15:56
    Bunu doğru söylemiş. Ben bunları sevmem ama doğruya doğru demek gerekiyor.
  • seçmen 29.11.2025 15:55
    Chp bu yolsuzlukla hırsızlıkla ana muhalefet olma meşruiyetini ve etiğini kaybetti.
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek