ABD’nin İsrail lobisinin Washington’daki en bilindik aparatlarından akademisyen Dr. Michael Rubin, kaleme aldığı son analizinde yine Türkiye’yi hedef aldı.

Rubin, ABD’nin müttefiklik ilişkilerini "tek gecelik ilişkilere" benzeterek müttefikleri uyardı. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı asılsız iddialarla hedef alarak, terör örgütü YPG’yi adeta bir "sadakat abidesi" gibi sunma hadsizliğinde bulundu.

Eski Pentagon yetkilisi ve Middle East Forum gibi kuruluşlarda İsrail'deki kritik gelişmeleri yakından takip eden Rubin, ABD’nin güvenilmezliğini müttefiklere “ders” olarak sunarken, asıl amacının Türkiye’nin bölgesel gücünü kırmak ve İsrail’in güvenlik endişelerini Washington’ın ajandasının tepesinde tutmak olduğunu bir kez daha gösterdi.

TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI YİNE BAŞROLDE

Dr. Michael Rubin, 19FortyFive sitesindeki yazısında, ABD’nin ortaklarını terk etmesini bir devlet politikası haline getirdiğini savunurken, bu tezini Türkiye’ye yönelik ağır ithamlarla desteklemeye çalıştı. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’nin kuzeyindeki terör unsurlarını (YPG) kendi kaderine terk etmesini "utanç verici ihanet" olarak niteleyen Rubin, bölgedeki terör yapılanmasını aklamak için skandal ifadeler kullandı.

Rubin, "YPG, sadece Kobani'nin İslam Devleti kuşatmasını kırmakla kalmadı , aynı zamanda Mesud Barzani'nin ABD destekli peşmergelerinin kaçmasının ardından Irak içindeki birçok Ezidi kız ve kadını da kurtardı." dedi.

Rubin, müttefiklik ilişkilerini çarpıtarak, Türkiye’nin terörle mücadelesini ve bölgedeki stratejik duruşunu doğrudan hedef aldı. Rubin, daha da ileri giderek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın DEAŞ üzerinden kâr elde etmeye çalıştığı iftirasını atarak, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın IŞİD'den kâr elde etmeye çalıştığı gibi davranırlardı" dedi.

TERÖR ÖRGÜTÜ YPG GÜZELLEMESİ

Rubin’in analizindeki en çarpıcı çarpıtma ise terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olan YPG’yi "vazgeçilmez ortak" olarak sunması oldu. 

Amerikalıların ölmemesi için YPG’nin "sahada dövüştüğünü" iddia eden Rubin, 10 binden fazla teröristin ölmesini kutsayarak ABD’nin bu grubu terk etmesini "katliama yeşil ışık yakmak" olarak tanımladı.

Washington’daki İsrail çıkarlarının sadık savunucusu olan Rubin’in, bölgedeki terör koridoruna karşı çıkan Türkiye’yi “bencil” olmakla suçlaması, aslında hangi odaklara hizmet ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

İSRAİL’İN APARATLIĞI VE "TERK EDİLME" KORKUSU

Yazısının sonunda asıl karın ağrısını ortaya koyan Rubin, ABD’nin müttefiklik doktrininin bir "boşanmışın tek gecelik ilişkilerine" döndüğünü iddia etti.

Bugün İsrail’e destek veren Trump ve benzeri figürlerin, yarın Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan veya Katar Emiri veya Suudi Veliaht Prensi gibi bölgedeki diğer liderlerle  yapılacak bir anlaşma karşılığında İsrail’i de satabileceğini iddia ederek, İsrail lobisine "tetikte olun" mesajı verdi. 

Rubin yazmış olduğu yazısında konuya ilişkin şunlara değindi; 

Durum açık. Küçük bir gücün Amerika Birleşik Devletleri ile ittifak kurması intihar anlamına gelebilir. Hatta köklü müttefikler bile temkinli olmalı. Birçok İsrail destekçisi Trump'ı Yahudi devletine verdiği destekten dolayı alkışlıyor, ancak bugünkü ortaklığın yarın da destek anlamına geleceğinin garantisi yok, özellikle de Erdoğan, Katar Şeyhi Tamim el-Shani veya Veliaht Prens Muhammed Bin Salman için bedel yeterince yüksekse.

İttifaklar, iniş çıkışları olan evlilikler gibidir. Amerika Birleşik Devletleri artık boşanmış bir ülke ve stratejik doktrini tek gecelik ilişkilere dayanıyor. Belki gelecekteki iyilikler için saatlik, günlük veya yıllık ödeme yapabilir, ancak en uygun ortaklar artık Amerika Birleşik Devletleri'ne tiksintiyle bakacaklar . Amerikan müttefikleri yoluna devam etti.

Yorumlar 0 Yorum Var