Siyasi konumlarımızdan konuyu değerlendirirken bir de işin sosyolojisine bakmak lazım. Bizim yıllardır söylediğimiz, biz bir faraziyeden bahsetmiyoruz, bir asır evvel bu coğrafyada yine ağırlıklı olarak, diğer etnisiteler de var, diğer gruplar da var ama ağırlıklı olarak Türkler, Kürtler, Araplar bu coğrafyada var ve adamlar geldiler birinci Sykes-Picot'da sınırları çektiler aynı aşiretin yarısı Irak'ta, yarısı Suriye'de, yarısı Türkiye'de kaldı.

Türklerin, Arapların, Kürtlerin arasına sınır koymalarına rağmen birbirine düşman yapamadılar. Kastettiğimiz şey budur. Emperyalistlerin birbirine düşman yapamadığı bu bölgenin ağırlıklı nüfusuna sahip olan halklarını asla düşmanlaştıracak bir anlayışın içine girmeyin. Bu düşmanlaştırıcı anlayıştan kurtaracak olan şey, bu üç temel halkın bir arada, dayanışma içerisinde yaşaması; ortak projelerle, ortak anlayışlarla bu bölgede bir barış iklimini oluşturmasıdır. Emperyalizmin çanına ot tıkayacak olan budur. Ondan sonra herhangi birisi de bilmem ne, “Davut koridoru, buradan şunu açarım da yukarıya giderim, Türkiye'yi bölerim” diye bir rüya görmesin. Bizim söylediğimiz budur. Tabi ki bunun içinde Nusayri’si, Alevi’si, Ezidi’si, Dürzi’si, bütün bu bölge halkları var. Bu bölge halkları bundan 120 sene evvel bu tabirlerin hiçbirisini kullanmıyordu. Ne oldu da böyle kullanır hale ve bunu ayrıştırıcı hale getirdiler? Bu eleştiriyi yapanların önce bunu bir anlamaları lazım. Sosyolojik olarak bu coğrafyanın insanlarının bütünleşmesinden, birleşmesinden başka bir şart yoktur. Asla Türkiye'nin üniter yapısı, devlet sistemiyle ilgili ne bir tereddüt dile getirildi ne herhangi birisi böyle bir teklifte bulundu ne de "Böyle bir şeyi raporda konuşalım, yazalım" diye bir şey söylendi. Tamamen yanlıştır, yanlış bir algıdır. Raporun üzerindeki bu ittifakı gölgelemek için yapılan bir yanlış yorum olarak görüyorum, doğru bulmuyorum. Açık bir konudur. Çok net bir şekilde bu söylediklerim asla tartışma konusu yapılmadığını, yapılmayacağını raporda bütün partiler belirtti.

Gazze artık bütün insanlığın ortak meselesidir. Açık söyleyeyim, Netanyahu ve çetesi “Biz artık barış yaptık." diyerek ellerini yıkayıp bu kanlı sicillerini temizleyemezler. Bunu mutlaka ve mutlaka insanlık bunun hesabını sormak zorundadır. İnsanlık bu hesabı sormak için sayfayı açmış, Uluslararası Adalet Divanı'nda tutuklama kararını almıştır. "Efendim uygulanmıyor." Uygulanmayabilir... Radovan Karadzic için de uygulanmıyordu. Bir gün gelir ve uygulanır. Onun için iki devletli bir çözüm olmadan, Filistin halkının bütün hakları sağlanmadan Orta Doğu'da barış sağlanmaz. Sosyoloji biraz da politik tarihle ilgili bir şeydir. Bu bölgenin tarihi bize bir şey söylüyor. Kudüs ve Filistin özgürleşmeden bu bölgenin özgürleşmesi, bu bölgenin bağımsız olması, bu bölgenin esenlik içerisinde olması tarih boyunca mümkün olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Eğer insanoğlu burada bir barış istiyorsa, dünyada barış istiyorsa dünya barışının kapısı Orta Doğu; Orta Doğu barışının anahtarı da Filistin'in haklarının verilmesidir.

Yorumlar 0 Yorum Var