SORU: Artık güçlünün sözünün geçtiği bir dünyadan bahsettiniz. ABD'nin Venezuela'daki saldırısından sonra bölgemize de bir askeri yığınak yaptığı ve İran'a karşı bir saldırı ihtimali konuşuluyor. Bu saldırının Türkiye ve bölgemiz için riskleri sizce ne olur? Türkiye burada nasıl bir tavır takınır? Biliyorsunuz Türkiye'de ABD'nin çeşitli üsleri var. Böyle bir saldırıda Türkiye bunların kullanılmasına izin verir mi, vermez mi? Ne gibi bir tavrınız olur?

CEVAP: Türkiye'nin bu konudaki tavrı çok açık ve net. Taraflara bunu sürekli telkin ediyoruz. Burada Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yapacağı bir saldırı bölge için bir felaket olur. Dolayısıyla burada yeni istikrarsızlıklar ortaya çıkar ve Allah korusun, kısa süreli bir saldırı diye başlasalar bile uzun sürebilecek ve nerede duracağının da belli olmayacağı çok büyük kırılganlıklara, çok büyük alt üst oluşlara vesile olur. Bunu her vesileyle muhataplarımıza anlatıyoruz. Kaldı ki Amerikalıların da şunu görmesi lazım. Amerika Birleşik Devletleri daha evvel uzun süreli işgal ettikleri ülkelerin hiçbirisinden kendi milli menfaatleri bakımından da yararlanmamıştır. Ne Afganistan işgalinden ne Irak işgalinden ne diğer işgallerden Amerika istediğini alamadı, çok büyük bedeller ödedi. Ben böyle bir yola tevessül etmeyeceklerini, yani siyasi aklın bunu gerektirdiğini düşünüyorum. Ama Amerikan yönetimi sadece kendisinden de ibaret değil. Oradaki siyonist lobinin ne kadar etkili olduğunu biliyoruz. Özellikle Netanyahu'yu kurtarmak isteyen siyonist lobinin Amerikan'ın İran siyaseti üzerinde ne kadar etkili olacağı, Amerika'nın saldırıp saldırmayacağını, eğer saldırırsa, boyutlarının ne olacağını da belirleyecek ana faktördür. Ümit ederim böyle bir şey yapmazlar. Bu bölge için büyük bir felaket olur. Türkiye de bunu önlemek için elinden gelen her türlü imkanı ortaya koyuyor.

SORU: Meclis'te çok sesliliğin yer aldığı ve zıt fikirlerin tartışıldığı bir komisyonda siz Meclis Başkanı olarak bu komisyonu çok güzel bir şekilde yönettiniz ve yürüttünüz. Neticede mutabakata varılarak imzalanan bir metin oluştu. Bu komisyon çerçevesinde, yönettiğiniz toplantılarda en çok zorlandığınız husus neydi? Şunu da ifade edeyim. Tabii ki sizin başkanlığınızda yapılan bu çalışma takdire şayan. Onu da belirtmek isterim. Gerçekten olağanüstü bir çaba sarf ettiğinizi de yakinen takip eden bir gazeteci olarak söylüyorum bunu. Ama en çok zorlandığınız hususu da ben açıkçası merak ettim.

CEVAP: Başından itibaren kolay bir süreç değildi. Yani çok zorluklarla doluydu. Ama şunu rüşvet-i kelam olarak söylemiyorum, hakikaten ifade etmek istiyorum. Komisyona destek veren bütün siyasi partiler desteklerini samimi bir şekilde ortaya koydular. Sayın Cumhurbaşkanımızın başta bu işe sahip çıkması, devlet politikası haline getirmesi, Sayın Devlet Bahçeli'nin böyle en kritik yerlerde ön açıcı, yol açıcı tavsiyelerle sürece olumlu destek vermesi, diğer partilerin de bu sürece katkı sunmaları ve özellikle koordinatör grup başkanvekili arkadaşlarla daha sıkı bir temas içerisinde olduk. Her toplantı öncesinde yaptığımız görüşmelerde onların da her birinin çok olumlu katkıları oldu. Gerildiğimiz alanlar, uzlaşmanın uzağında durduğumuz alanlar oldu ama sonunda herkes “Bu iş olsun” noktasından baktı, üzerine düşen fedakarlıkları yerine getirdi ve bu sonuç ortaya çıktı. Tekraren ifade ediyorum bu, işin sonu değil, tamamı değil; işin bir kısmı, esas bundan sonrası için aynı anlayışın devam etmesini temenni ederim.

Yorumlar 0 Yorum Var