HABER7
Fondaş medyanın sembol isimlerinden Ruşen Çakır, AK Parti’ye muhalefet etmeyen medyayı hedef alırken eski defterlerin açılmasını sağladı.
ÇAKIR'DAN MESLEKİ İNFAZ
Hiçbir öngörüsü gerçekleşmemesine rağmen “gazetecilik” pozlarına devam ettiği yetmezmiş gibi gerçek gazetecileri hedef almaktan çekinmeyen Ruşen Çakır, eleştiri sınırlarını aşarak topyekün yaftalama ve mesleki itibarsızlaştırmaya başvurdu.
Fonu açık gazeteci Ruşen Çakır, “Büyük medya kuruluşlarının büyük bir kısmı iktidar tarafından kontrol ediliyor. Burada gazetecilik yapmama kaydıyla insanlar istihdam ediliyor. Orada çalışan hiç kimse gazeteci değil.” dedi.
İthamlarını daha da ileri taşıyan Çakır, “İktidar medyasında olmayan gazeteciler ise bir aktivizm alanına sıkıştırılmak isteniyor. Acı olan başka bir husus ise kendini muhalif olarak gören kitlelerin içinde çok sayıda kişi bu gazetecilere kum torbası muamelesi yapıyor.” sözlerini sarf etti.
Ruşen Çakır’ın tarif ettiği gazeteciliğin aslında ne olduğunu Türkiye 28 Şubat sürecinden hatırlarken, aynı anlayışın gazeteciliğe kara leke süren yakın dönemdeki örnekleri hala hafızalarda.
DARBE DİLENEN POSTAL YALAYICISI KALEMLER
Görüntüler, 2007 seçimlerinin hemen öncesinden...
Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile bir grup gazeteci arasında 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim süreci üzerine geçen diyaloglar gazeteciliğin yüz karası günlerine ışık tutuyor.
Murat Yetkin, Emin Çölaşan ve Taki Doğan gibi isimlerin başını çektiği gazeteci grubu, askeri makamları sivil siyasete müdahale etmeye teşvik eden sorular soruyor.
Özellikle cumhurbaşkanı adaylarının hayat biçimleri ve eşlerinin başörtüsü üzerinden orduyu taraf olmaya zorlayan yaklaşım, Türk basın tarihinin en utanç verici dönemlerinden birini yansıtıyor.
Genelkurmay Başkanından adeta darbe dilenen dönemin “Kartel medyası” gazetecilerinin, demokratik süreci askıya alacak müdahale beklentisi içinde oldukları açıkça görülüyor.
Halkın iradesini hiçe sayarak andıç gazeteciliği yapan ve günümüzde hala görünürde yer alan malum isimler, askeri vesayetin sözcülüğüne soyunarak postal yalayıcılığına varan tutum sergiliyor.
Brifing medyası olarak hareket eden yapılar, tarafsız habercilik yerine askeri karargahlardan aldıkları talimatlarla o dönem kamuoyunu yönlendirmeye çalışmış, Türkiye’nin demokratikleşme sürecine ağır darbe vurmuşlardı.
İşte 12 Nisan 2007 tarihli o diyaloglar:
Gazeteci Murat Yetkin: Şimdi dediniz ki Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı bir Cumhurbaşkanının seçileceğine inancımı ifade ediyorum. Sonra bunu umut ediyoruz dediniz. Bundan bir kuşkunuz mu var? Yani böyle bir Cumhurbaşkanının seçilemeyeceğine dair...
Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt: Yok hayır.
Gazeteci Emin Çölaşan: Yani belli adayların isimleri dolaşıyor ortalıkta.
Yaşar Büyükanıt: Nasıl Emin Bey?
Emin Çölaşan: Efendim belli adayların isimleri dolaşıyor ortalıkta. Cumhurbaşkanlığına aday olacakları söylenen bazı kimseler var. Hele bir tanesi ön planda onlardan geçiyor. Sizin bu tanımınıza onlar uyuyorlar mı?
Gazeteci Taki Doğan: Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerinizi söylediniz ama şu soruyu sormadan geçemeyeceğim efendim. Türk Silahlı Kuvvetlerinde subay eşlerinin türban takması yasak. Israr edildiği takdirde Silahlı Kuvvetlerden ihraç ediliyor. Acaba Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanının eşi türbanlı olur ise başkomutanın altında çalışan subay, astsubay ve komutanların tavrı nasıl olur? Komutanlarına bakış açıları nasıl olur?
Murat Yetkin: Seçilecek şahıs... Bundan bir kuşku duymuyoruz dediniz. Seçilecek şahsın bu kriterlere yani sözde değil özde bağlı kriterine uyup uymadığına bir karar vereceksiniz demek ki. Ama o anda da Meclis Cumhurbaşkanını seçmiş olacak. Tabii bir Anayasal sürece gidilecek mi gidilmeyecek mi Anayasa Mahkemesine... Bir de bu tartışma var. O süreci nasıl bekliyorsunuz? Tutumunuz ne olacak?
Emin Çölaşan: Başbakan sizden önceki Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Paşa'ya "hocam" diye hitap ederdi. "Hocam"
Yaşar Büyükanıt: Evet.
Emin Çölaşan: Siz hiç böyle bir hitaba kendisinden maruz kaldınız mı efendim?
Yaşar Büyükanıt: Bana mı?
Emin Çölaşan: Evet size.
Yaşar Büyükanıt: Yok hayır.
Emin Çölaşan: Teşekkür ederim.
Yaşar Büyükanıt: Estağfurullah.
-
AKINCI
23.02.2026
12:23
Reis: "Kesin ulan!" Ve kestiler...
Beğen
-
Misafir
23.02.2026
12:21
Allah var gam yok
Beğen
-
misafir
23.02.2026
12:14
Basın ve gazetecilik adına utanç vesikası görüntüler.Vesayet özlemcisi sözde basın menspuları..Allah bir daha yaşatmasın
Beğen
/ 6 kişi beğenmiş
-
Hırsız Ekrem
23.02.2026
12:02
Ruşen Çakır ABD beslemesi bir sözde gazeteci,Diğer görüntülerdekileri bazılarının Ruşen Çakır dan farkı yok.Rusen ABD den Alıyorsa Doları diğerleri eskiden mark frank dolar şimdi Euro ile beslenen gazeteci YAZAR ÇİZER TAKIMI
Beğen
/ 3 kişi beğenmiş
-
AhmetŞahinmanavgat
23.02.2026
12:01
1000 yıllık hayal 4 yılda çöktü. Geliyor gelmekte olan sabır ve Dua ile .::)
Beğen
/ 4 kişi beğenmiş
Daha fazla yorum görüntüle