Ayaz, WMO'nun Kasım 2025 tarihli "State of the Climate" raporunun önemli bulgularını değerlendirdi. Raporun, kimsenin kulak tıkayamayacağı bir gerçeği ortaya koyduğunu anlatan Ayaz, "İklim krizi bir gelecek senaryosu değil; bugünü her gün biraz daha sert biçimde şekillendiren bir olgu." dedi.

İşte Tarım ve Mekanizasyon Araştırmacısı Cüneyt Ayaz'ın yazısı:

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO), COP30 öncesi Kasım 2025’te yayımladığı State of the Climate raporu, artık kimsenin kulak tıkayamayacağı bir gerçeği masaya koyuyor:
İklim krizi bir gelecek senaryosu değil; bugünü her gün biraz daha sert biçimde şekillendiren bir olgu.

Raporun özeti çarpıcı:

2023, 2024 ve 2025, ölçümlerin tutulduğu 175 yıllık tarih içinde en sıcak üç yılı oluşturdu.
Sera gazları rekor seviyede, su döngüsü altı yıldır küresel ölçekte bozuk ve kuraklık artık “olağan dışı” bir durum değil, yeni normalin ta kendisi.

Tüm bu tablo; tarımdan enerjiye, gıda güvenliğinden şehirlerin dayanıklılığına kadar hayatın her katmanına dokunan büyük bir dönüşümün ayak seslerini taşıyor.
Peki Türkiye bu resmin neresinde?

Isınan Coğrafya: Türkiye Rekorun İçinde

WMO raporu, Doğu Akdeniz ve Güneybatı Asya kuşağını —yani tam da Türkiye’yi— dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden biri olarak işaret ediyor.

Bu tespit, kağıt üzerinde bir veri değil; yaşadığımız gerçekliğin ta kendisi.

25 Temmuz 2025’te Şırnak/Silopi’de 50,5 °C ile tüm zamanların sıcaklık rekoru kırıldı.

Aynı dönemde on binlerce vatandaş, orman yangınları nedeniyle tahliye edildi.

Sıcaklık dalgaları artık sıradan bir yaz gününün değil, tarımın, ormanların, şehirlerin ve enerji altyapısının dayanıklılığını sınayan bir dönemin adı.

Kuraklığın Anatomisi: Yağmur Yağsa da Su Dönmüyor

WMO’nun verileri küresel ölçekte büyük bir kırılmayı gösteriyor:

⦁ 2024–2025’te dünya nehir havzalarının yalnızca üçte biri normal akış gösterdi.
⦁ Havzaların %60’ında debi ya çok düşük ya da aşırı yüksek seyretti.

Üst üste altıncı yıl, su döngüsü küresel ölçekte bozulmuş durumda.

Türkiye tam da bu kırılmanın ortasında:

Bir tarafta Orta Doğu’nun çok yıllı kuraklık kuşağı, diğer tarafta Doğu Avrupa’nın düzensiz taşkın rejimi.

Sonuç:

Bir bölgede yıllarca yağmur bekleyen topraklar, başka bölgelerde birkaç saatlik yağışla sele teslim olabiliyor.

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek