MHP Lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Milli birlik ve beraberliğe vurgu yapam MHP lideri İç cephenin önemine vurgu yaptı  "Değerli arkadaşlarım. Oğuz boyunun Anadolu'ya gelişinin üzerinden bin yıl geçmiş bulunmaktadır. Her yıl kutlamaya ve bu tarihi olayın hatıralarını derinden yaşamaya devam ediyoruz. Tarihte herhangi bir saikle çaresiz toplumların kitleler hâlinde kendilerine coğrafyalar aradıklarını biliyoruz. Artık sınırların resmileştiği günümüzde bile bu arayışların büyük kitlesel sığınmalara yol açtığını görüyoruz.

Ancak bu tür toplu yönelişler için yalnızca doğru zamanda olması değil, doğru yöntemlerle de gerçekleşmesi gerekmektedir. Biz bunun kadim insanlık geçmişi ve kalıcı olma gerekliliğinin bilincindeyiz. Bizim tarihimiz bunu görmüştür. Birlikte severek ve inanarak birbirimize bağlandık. Anılarımız bir, acılarımız bir, biz büyük bir aileyiz diyerek tanımladığımız büyük milletimiz ana yurt Orta Asya'dan sonra bu coğrafyada vücut bulmuştur.

Ne mutlu ki kudretli devletler halkası ardı ardına inşa edilerek tarihin imbiklerinden iftiharla süzülmesini bilmiştir. Bu vatanın bağrında yaşayan aziz millet varlığı devlet ve millet kaynaşmasının en güzel örneklerini vermiş, yurt bellediği bu coğrafyayı canı, kanı ve varlığı pahasına savunarak vatanlaştırmıştır.

Anadolu'muzun eski çağlarda yeryüzüne hükümran olmak isteyen cihangirler için hedef topraklar hâline gelmiş olduğunu hepimiz biliyoruz, okuyoruz, görüyoruz. Namusu, gücü ve onuru olan her millet gibi bizim milletimiz de vatanına göz dikenlere karşı tek nefes olarak savunma başarısını göstermiştir. Aziz millet varlığı barındığı yerlerde güvenliği sağladıkça, esenliği temin ettikçe, hürriyetine sahip çıktıkça tarım, hayvancılık ve zanaat gibi günlük hayatın gereklerinde de önemli mesafeler almıştır.

Üç kıtanın Avrupa, Asya ve Afrika'nın kesiştiği kavşaktaki bu coğrafyanın takdir edersiniz ki bir varoluşu koruma, yaşatma ve sürdürme politikası oluşmuştur. Buraların nasıl yönetileceği, nasıl korunacağı, nasıl denge sağlanacağı, sorunların nasıl aşılacağı ve önleneceği konusunda asırların bilgeliği zaman içinde olgunlaşarak tecelli etmiştir.

Bu jeopolitik ve zorlu yapının nasıl yönetilebileceğini öğrenmiş tecrübî devlet aklından, burada nasıl var olabileceğini iyice kavramış millî alışkanlık ve millî kültürden, kimin dost, kimin düşman, kimin hain olduğunu bilen yüksek ferasetten, bin yılın savaş, isyan, kan ve gözyaşlarıyla yoğrulmuş ağır derslerinden, bu vatana yönelen tehditlere karşı birer birer kazandığımız zaferlerden, bin yılı her anıyla derinden yaşamış ve hissetmiş insanımızın yüksek sezgisinden ve kuşkusuz tarih içinde yaşanmış acı hatıralardan arta kalan derslerden süzülüp gelmiştir.

Bu yüzden yaşanan coğrafyanın devlet yönetimine yüklediği sorumluluğa jeopolitik diyoruz. Politikanın coğrafyadan doğan sentezini böyle tanımlıyoruz. Çünkü coğrafya anlayışımızı değiştiriyor. Bakışımızı değiştiriyor. Fikrimizi değiştiriyor. Bir bozkırda yalnız yaşayan bir boyun karşılaşacağı yeni insanlarla birlikte yaşaması onu nasıl yeni şartlara uymaya zorluyorsa, muazzam toprakları yönetmeye talip bir nizam arayışının da barış, huzur ve kardeşlik doğuracak yeni bir anlayışa sahip olmasını zorunlu hâle getirmektedir. Türk milletinin muazzam varlığını bağrına basan Anadolu'yu merkez edinmiş olmasının hikmeti de bu olsa gerektir. Asırlar süren yerleşimden sonra Osmanlı Devleti'nin küçülmeye başladığı dönemde de Anadolu asla terk etmeyeceğimiz ana yurdumuz olmuştur."

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek