ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava operasyonları karşılıklı saldırılarla sürerken, savaşın gidişatına ilişkin en çarpıcı senaryolardan biri yeniden gündeme geldi. İsrail’in varlığı tehdit edildiğinde devreye girebileceği öne sürülen ve “Samson Seçeneği” olarak bilinen nükleer doktrin, savaşın kaybedilmesi veya ABD desteğinin zayıflaması halinde son çare olarak masaya gelebileceği iddialarıyla tartışılıyor. Doktrine göre İsrail, varoluşsal bir tehdit karşısında yenilgiyi kabul etmek yerine nükleer cephaneliğini kullanmayı göze alabilecek bir stratejiye sahip.

İsrail yönetimi nükleer silahlara sahip olup olmadığı konusunda resmi bir doğrulama ya da yalanlama yapmazken, uluslararası analizlerde ülkenin 90 ila 400 arasında nükleer savaş başlığına sahip olabileceği tahmin ediliyor. Uzmanlar İsrail’in karadan fırlatılan Jericho balistik füzeleri, savaş uçakları ve denizaltıdan atılabilen seyir füzeleriyle bir “nükleer üçlü” kapasitesi bulunduğunu belirtiyor. Dimona’daki plütonyum üretim tesisinin modernize edildiğine ve füze sistemlerinin test edildiğine yönelik raporlar da bu tartışmaları güçlendiriyor.

Öte yandan “Samson Seçeneği”nin kökeni 1967’deki Altı Gün Savaşı’na kadar uzanıyor. İsrail’in savaşın kötüye gitmesi halinde Sina Yarımadası’nda bir dağın tepesinde nükleer patlama gerçekleştirmeyi planladığı, yıllar sonra gizliliği kaldırılan belgeler ve emekli IDF Tuğgeneral Itzhak Yaakov’un açıklamalarıyla ortaya çıkmıştı. Uzmanlar, böyle bir senaryonun gerçekleşmesinin Orta Doğu’da büyük şehirleri yok edebilecek ve bölge genelinde radyoaktif serpintiye yol açabilecek küresel ölçekte bir felaket anlamına geleceği uyarısında bulunuyor.

Yorumlar 1 Yorum Var
  • Bugün 12.03.2026 21:37
    Bunlar kendilerinden başkalarını insandan saymadıkları için her şeyi yaparlar. En iyi yahudi ölü olanı.
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek