Geçen yıl %100 primle 5.951 TL’den kapanış yapan ve 2026’nın ocak ayında en yüksek 7.811 TL ile rekor seviyeyi gören gram altın fiyatı, 19 Mart 2026 işlemlerinde TSİ 09:30 itibarıyla 6.850 TL’ye yakın seyrediyor. Orta Doğu’daki çatışmalar, yüksek enflasyon ve faiz endişeleri altın fiyatını baskılarken; yatırımcılar da “alınır mı, satılır mı” sorusunun cevabına odaklandı. Bu konuda küresel piyasalardan da farklı görüşler gelmeye başladı.
YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI MI?
Orta Doğu’daki çatışmaların enerji piyasalarında ciddi bir tedarik krizine dönüşmesi, petrol, gaz ve gübre fiyatlarının hızla artması, enflasyonist baskıların yükselmesi, doların güç kazanması, tahvil getirilerinin yukarı yönelmesi ve dünya genelinde “faiz” beklentilerinin ağırlık kazanması; altın fiyatlarında da “yeni bir dönemin başlangıcı mı” sorularının daha fazla sorulmasını beraberinde getiriyor.
TÜRK HALKININ VAZGEÇİLMEZİNDE AŞAĞI YÖNLÜ HAREKETLİLİK
Türk halkının vazgeçilmez yatırım aracı olan altın fiyatlarına bakıldığında; gram fiyatı geçen yıl yaklaşık spot piyasa fiyatlarına göre %100 primle 5.951 TL’den kapanış yaptı. Yine spot piyasada gram altın fiyatı 2026’nın ocak ayında en yüksek 7.811 TL ile rekor seviyeyi gördü. Ardından fiyatlarda konsolidasyon süreci başladı ve aşağı yönlü hareketlilik öne çıktı. Orta Doğu’daki savaşın üçüncü haftasında ve FED’in faizleri sabit tutarak belirsizliklere işaret ettiği toplantının ardından, 19 Mart 2026 işlemlerinde de gram fiyatı, TSİ 09:30 itibarıyla 6.850 TL’ye yakın seyrediyor.
YATIRIMCI ALINIR MI SATILIR MI SORUSUNA ODAKLANDI
Gram fiyatında hareketlilik büyük oranda ons altından etkileniyor. Ons fiyatı da bu yıl en yüksek 5.602 doları gördükten sonra, 19 Mart işlemlerinde 5.000 doların altındaki seyrini sürdürüyor. Ons da 09:30 itibarıyla 4.800 dolara yakın seyrediyor. Altın yatırımcıları son durumda “alınır mı, satılır mı” sorusunun cevabına odaklanırken, bu konuda küresel piyasalardan da farklı görüşler gelmeye başladı.
DAHA UZUN SÜRE YÜKSEK FAİZ BEKLENTİSİ
Saxo Bank Emtia Stratejisi Başkanı Ole Hansen; savaşın enerji piyasaları üzerindeki etkisinin, merkez bankalarının gevşeme konusunda zaten temkinli davrandığı bir dönemde enflasyon beklentilerini de yükselttiğine dikkat çekerek, piyasanın "daha uzun süre yüksek faiz" beklentisine doğru kaydığını ve bu durumun da altın gibi getiri sağlamayan varlıklar için önemli engel olduğunu aktardı.
GÜVENLİ LİMAN ROLÜ KISMEN SULANDI
Mevcut durumda sermayenin dolar cinsinden varlıklara yönelme eğilimde olduğunu belirten Hansen, “Bu durum da altının geleneksel güvenli liman rolünü kısmen sulandırdı. Altında önemli teknik seviyelerin altına inilmesi de ivme odaklı satışları tetiklerken, yatırımcılar da likiditeyi artırmak için kârlı pozisyonları azalttı” değerlendirmesinde bulundu, bütün bu kombinasyonun altın için kısa vadede belirsiz bir ortama sebep olduğunu aktardı. Ons altının 50 günlük hareketli ortalamanın altına düştüğünü belirten Ole Hansen, 4.840 dolar ve 4.660 dolar seviyelerini önemli destekler olarak gösterdi.
YENİDEN FİYATLANDIRMA EĞİLİMİ VE DEVLERİN REKOR TAHMİNİ
Öte yandan Londra merkezli CRU Group tarafından paylaşılan analizde de, kıymetli metallerde son dört yıllık yükselişin; para birimlerine güven problemiyle, küresel borçlulukla ve faiz oranlarındaki değişimlerle bağlantılı bir “yeniden fiyatlandırma eğilimi” olduğu ifade edildi.
Analizde, altın fiyatlarının yükselmeye devam edebileceği ve gelecek yıl 6.000 dolar civarında bir dengeye oturabileceği beklentisi de öne çıkarıldı.
ABD’li JP Morgan da ons için 2026 yıl sonu hedef fiyatını 6.300 dolar olarak açıklamış, Alman Deutsche Bank ise 6.000 dolar beklentisini dile getirmişti.