ABD-İran gerilimiyle birlikte Hürmüz Boğazı’nda yaşanan ciddi tıkanma, küresel enerji piyasalarında sarsıcı etkiler yarattı. Geçişlerdeki aksamanın yüzde 90’a ulaşması ve enerji altyapılarına yönelik saldırılar, uzmanlara göre artık yalnızca fiyat artışı değil, doğrudan arz sisteminin kırılması anlamına geliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik operasyonları kısa süreli ertelemesi petrol fiyatlarını geçici olarak düşürse de piyasalardaki risk algısı yüksek kalmaya devam ediyor.
Uzmanlar, günlük yaklaşık 20 milyon varillik küresel petrol akışının önemli bir kısmının sekteye uğradığını, LNG tarafında ise Katar merkezli arzın ciddi darbe aldığını belirtiyor. Alternatif güzergahların sınırlı kapasitesi nedeniyle kaybın telafi edilemediğine dikkat çekilirken, yaşanan sürecin 1970’lerdeki petrol krizlerinden daha ağır sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Enerji tesislerinin doğrudan hedef alınması ise krizin etkilerini uzun vadeye yayabilecek en kritik unsur olarak öne çıkıyor.
Öte yandan uzmanlara göre piyasadaki yükselişi yalnızca arz-talep dengesi değil, artan jeopolitik riskler belirliyor. En kötü senaryoda petrol fiyatlarının 140 dolar seviyesine kadar çıkabileceği değerlendirilirken, olası bir diplomatik çözüm halinde hızlı bir toparlanma ihtimali de gündemde. Ancak mevcut tablo, enerji, gıda ve ekonomik dengelerin aynı anda baskı altına girdiği çok boyutlu bir küresel kriz riskine işaret ediyor.