88 yaşında hayatını kaybeden Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi'nin, Ülke TV'de katıldığı bir programda yaptığı çarpıcı değerlendirmeler dikkat çekti.
Ülke TV ekranlarında yayınlanan bir programa konuk olan Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi, günlük dilde sıkça kullanılan "hariçten gazel okumak" deyiminin ortaya çıkış hikayesine ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşanan müzik tartışmalarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Geçmişte İstanbul'daki bazı mekanlarda bu yasağa dair tabelalar gördüğünü anlatan Prof. Dr. Hatemi, "Benim kadar yaşlı olmayanlar zannederler ki mizah mecmuaları icat etti. Ama Yenikapı'daki gazinolarda, Florya'da ve Sarayburnu'ndaki Gülhane Parkı'nın içinde denize yakın gazinoda 'Hariçten gazel okumak yasaktır' tabelasını iki üç yerde gördüm." dedi.
KRALDAN ZİYADE KRALCI ZEVAT
Deyimin tarihi arka planının 1930'lu yıllara dayandığını belirten Hatemi, Mustafa Kemal Atatürk'ün Sarayburnu Parkı'nda yaşadığı bir anıyı paylaştı. Atatürk'ün Kahire'den gelen Müniretül Mehdiye isimli sanatçıyı dinledikten sonra sahneye çıkarak bir konuşma yaptığını ifade eden Hatemi, şunları kaydetti:
"Atatürk sahneye geçerek, Türk müziğinin çok uyutucu olduğunu, yeni Cumhuriyet neslinin bu müziği dinleyemeyeceğini ve bu müzikle bir ruh halinin bedbin olacağını söylüyor."
Atatürk'ün aslında Türk müziğini seven biri olduğunu ve konunun o kadar ileri gitmesini istemediğini vurgulayan Hatemi, "Ama hemen kraldan ziyade kralcı yanındaki zevat, İstanbul Radyosu'na bir telefon bulup telefon ediyorlar. 'Türk müziği yayını yok bundan sonra' diyorlar." ifadelerini kullandı.
Radyolardaki Türk müziği yasağının ardından gazinolarda alınan önlemlere dikkat çeken Hatemi, "Bir Türk müziği yasağı geldiği zaman da şarkıcılara başka türlü şarkı okuyanlara, hariçten gazelle katılanlar olmasın diye 'Hariçten gazel okumak yasaktır' denildi." diye konuştu.
"BESTELENMİŞ OLMASINA GEREK YOK"
Sesi güzel olan kişilerin bir eseri icra etme biçimlerine değinen Hatemi, konuya şu sözlerle işaret etti:
"Sesi güzel bir müzik meraklısı, bazı mevlidlerde, bazı hafızlar birdenbire 'Şu Boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi' diye de başlayabiliyorlar. Ama o bestelenmiş diye değil, belli bir makamla ezan okur gibi Mehmet Akif'ten bir Çanakkale Destanı okuyabiliyorlar. O zamanki bazı şiirlerin okunuş tarzında beste olmasına gerek yok. Gazeli gazel tarzında okuyan birisi çıkabiliyor."