İran, Pakistan arabuluculuğunda ABD ile sağlanan 14 günlük ateşkesi "Trump’ın aşağılayıcı geri çekilmesi" olarak ilan ederken, Tahran koridorlarından yükselen "tetiğe parmak basıyorum" sesleri bölgede barışın değil, daha büyük bir fırtınanın habercisi mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Orta Doğu’da 40 günü aşan ve bölgeyi savaşın eşiğine getiren çatışmaların ardından, Pakistan’ın arabuluculuğuyla İran ve ABD arasında iki haftalık stratejik bir ateşkes sağlandı. Tahran yönetimi, bu gelişmeyi jet hızıyla "büyük bir zafer" olarak dünya kamuoyuna servis ederken, devlet televizyonları anlaşmayı Trump’ın aşağılayıcı geri çekilmesi ve Washington’ın İran şartlarına zorlanması olarak nitelendirdi.
STRATEJİK ZAFER Mİ, TUZAK MI?
İslamabad’da bu hafta sonu başlaması beklenen müzakereler öncesinde Tahran, masaya kendi kurallarıyla oturacağının sinyalini verdi. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, sürekli uranyum zenginleştirme, savaş tazminatı ve bölgesel duruşun resmen tanınmasını içeren 10 maddelik planın müzakerelerin temeli olacağında ısrarcı. Ancak bu zafer anlatısı sistemin içindeki şahinleri tatmin etmeye yetmiyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının İran'ın elindeki en büyük kozu heba ettiği anlamına geldiği savunuyor. İran’da bir yorumcunun, "Boğazı iki haftalığına açmak stratejik bir hata" uyarısı, küresel enerji piyasaları üzerindeki baskının azalmasının Tahran’ın pazarlık gücünü kıracağı endişesini özetliyor.
ŞAHİNLER AYAKTA! “PARMAK TETİKTEN KALKMAYACAK”
Ateşkesin, çatışma sırasında elde edilen kazanımları erittiğini düşünenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çok. İran Yüksek Lideri Mücteba Hamenei’nin en üst düzey askeri danışmanı Mühsen Rızaey, çatışmalardan elde edeceklerinin savaşın kaderini belirleyeceğini şöyle ifade etti: "İran tüm çıkarlarını güvence altına alana kadar o parmak tetikten kalkmayacak"
Bu söylem, sadece bir askeri hazır bulunma durumu değil, aynı zamanda diplomatik masaya duyulan derin güvensizliğin ifade edilmesi anlamına geliyor. Özellikle aşırı sağcı yayın organlarında, "Şehit liderimizin naaşı henüz gömülmedi, katilleri hala yaşıyor ve Siyonist rejim henüz yok edilmedi" şeklindeki çıkışlar, ateşkesin ideolojik bir yenilgi olarak görüldüğünün de kanıtı niteliğinde.
BU BİR BARIŞ HAMLESİ DEĞİL
İran basınında dini lidere yakınlığıyla bilinen Kayhan gazetesinin genel yayın yönetmeni Hüseyin Şariatmadari, ateşkes ilanından hemen önce yaptığı analizle fitili ateşledi. ABD’nin taahhütlerine uyacağına dair "hiçbir garanti" olmadığını savunan Şariatmadari, müzakereleri "düşmanın yeniden toparlanması için bir fırsat" olarak tanımladı. Şariatmadari’ye göre bu bir barış hamlesi değil, Washington’un savaş alanını kendi lehine yeniden kurmak için başvurduğu taktiksel bir duraklama.
ATEŞKES İHLALLERİ, MİSİLLEME SALDIRILARI
Yetkililer İslamabad’da masa kurmaya hazırlanırken, sahada silahlar tam anlamıyla susmuş değil. İran medyası, Lavan rafinerisine yönelik saldırıları ateşkes ihlali olarak duyururken, bölgedeki ABD varlıklarına yönelik misilleme saldırıları da devam ediyor. Öte yandan Tahran, İsrail’in Lübnan’da Hizbullah’a yönelik saldırılarını durdurmaması halinde müzakereleri boykot edeceğini açıklayarak rest çekti. Washington’un uranyum stoklarının teslim edilmesi talebine ise Tahran’ın cevabı, "Müzakere edilemez bir egemenlik hakkı” şeklinde oldu.