Küresel ölçekte yaşanan savaşın etkileri, Türkiye’de para politikası beklentilerini de doğrudan değiştirdi. Ekonomistler, mevcut koşullar altında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indirimi sürecini ertelemek zorunda kaldığını, hatta kısa vadede farklı senaryoların gündeme geldiğini belirtiyor.
FAİZ İNDİRİMİ İHTİMALİ SAVAŞLA RAFA KALKTI
Ekonomik veriler ve piyasa beklentilerine göre, savaş yaşanmamış olsaydı TCMB’nin bugün en az 100, hatta 150 baz puanlık bir faiz indirimi yapmasının güçlü bir ihtimal olduğu ifade ediliyor. Özellikle ocak ayında beklentilerin üzerinde gelen enflasyon verilerine rağmen, sonraki dönemde iyileşme beklentisi bu yönde bir adımı destekliyordu.
Ancak son aylarda enflasyon üzerinde belirleyici olan kalemler dikkat çekiyor. Gıda enflasyonu, özellikle işlenmemiş gıda tarafındaki artışlarla öne çıkarken; daha önce kiralar ve eğitim harcamaları fiyat artışlarında belirleyici olmuştu. Hizmet sektöründeki katılığın, fiyatların aşağı yönlü esnekliğini sınırladığı vurgulanıyor.
GIDA ENFLASYONUNDA GEÇİCİ BASKI BEKLENTİSİ
Yetkililer daha önce yaptıkları değerlendirmelerde, kuraklık ve don etkisiyle yükselen gıda fiyatlarının geçici olabileceğine işaret etmişti. Yağışların artmasıyla birlikte mart ayı itibarıyla gıda enflasyonunda bir düzeltme bekleniyordu. Bu çerçevede enflasyon görünümüne ilişkin daha iyimser bir tablo öngörülüyordu.
Buna rağmen, mevcut gelişmeler doğrultusunda yıl sonu enflasyon beklentilerinde yukarı yönlü revizyonlar yapıldığı görülüyor. Daha önce yüzde 24 civarında öngörülen enflasyonun yaklaşık 3 puan artırılarak yüzde 27 seviyesine çekildiği ifade ediliyor.
MERKEZ BANKASI’NIN ODAĞI: ENFLASYONDAN ÇOK REZERVLER
Uzmanlara göre TCMB’nin mevcut dönemdeki önceliği enflasyondan ziyade rezerv dengesi. Savaş sürecinde yaşanan yabancı çıkışları nedeniyle brüt rezervlerde yaklaşık 50-60 milyar dolarlık bir erime yaşandığı, rezervlerin 210 milyar dolar seviyesinden 155 milyar dolara kadar gerilediği belirtiliyor.
Buna karşın, yerli yatırımcılar ve şirketler tarafında belirgin bir döviz talebi artışı gözlenmemesi olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak rezervlerdeki baskı, para politikasında daha temkinli bir duruşu zorunlu kılıyor.
ATEŞKES SONRASI TOPARLANMA SİNYALLERİ
Ateşkesin ardından rezervlerde kısmi bir toparlanma dikkat çekti. 7 Nisan itibarıyla TCMB’nin rezervlerinin yeniden artış gösterdiği, brüt rezervlerin 170 milyar dolar seviyesine yükseldiği ifade ediliyor. Swap hariç net rezervlerde ise bir haftada 13 milyar dolarlık artış kaydedildi.
Ayrıca döviz tevdiat hesaplarından (DTH) Türk lirasına yaklaşık 1,2 milyar dolarlık geçiş yaşanması ve uzun süredir çıkış görülen tahvil piyasasına yabancı girişinin yeniden başlaması, piyasalarda olumlu karşılanan gelişmeler arasında yer aldı.
FAİZ ARTIŞI TARTIŞMALARI GÜNDEME GELDİ
Rezerv baskısı nedeniyle TCMB’nin faiz artırımı seçeneğini de değerlendirebileceği konuşulurken, bazı piyasa aktörleri politika faizinde 300 baz puanlık bir artışın “önleyici adım” olabileceğini savundu. Bu senaryoya göre, olası olumsuz gelişmelere karşı ek manevra alanı yaratılması hedeflenebilirdi.
Ancak böyle bir artışın ticari kredi maliyetleri ve piyasa algısı üzerindeki etkileri de dikkate alındı. TCMB’nin mevcut durumda “bekle-gör” yaklaşımını benimsediği ve gerektiğinde ara toplantılarla müdahale edebileceği değerlendiriliyor.
METNİN TONU: ŞAHİN AMA TEMKİNLİ
TCMB’nin son değerlendirme metninin ise beklentilerden daha “şahin” bir ton taşıdığı ifade ediliyor. Metinde mart ayında enflasyonun ana eğiliminde gerileme olduğu belirtilirken, ekonomik faaliyette yavaşlama vurgusu dikkat çekti.
Bu noktada, savaşın sadece enflasyonu değil büyümeyi de baskılayacağına işaret ediliyor. İlk çeyrekte ekonomik aktivitede sınırlı bir daralma ihtimali gündeme gelirken, talepteki zayıflamanın enflasyon üzerinde aşağı yönlü etkisi olabileceği değerlendiriliyor.
FAİZ İNDİRİMİ İÇİN GÖZLER YAZ AYLARINDA
Piyasalarda en çok tartışılan başlıklardan biri ise faiz indiriminin ne zaman başlayabileceği. Bazı uluslararası kuruluşlar, en olumlu senaryoda dahi yıl sonundan önce bir indirim beklemezken; farklı görüşler daha erken bir takvime işaret ediyor.
Ekonomistlere göre, savaşın sona ermesi ve rezervlerde güçlü bir toparlanma görülmesi halinde TCMB’nin temmuz ayı itibarıyla faiz indirimine başlama ihtimali bulunuyor. Haziran toplantısı için ise daha temkinli bir yaklaşım öne çıkıyor.
BELİRLEYİCİ UNSUR: SAVAŞIN SEYRİ
Sonuç olarak, TCMB’nin para politikası kararlarında belirleyici olan temel unsurun savaşın süresi ve etkileri olacağı vurgulanıyor. Savaşın petrol fiyatları üzerinden enflasyona, sermaye hareketleri üzerinden ise rezervlere etkisi, önümüzdeki dönemde atılacak adımların yönünü belirleyecek. Mevcut tabloda ise Merkez Bankası’nın ihtiyatlı ve veri odaklı bir duruş sergilediği görülüyor.