Suriye'nin devrik lideri Esed rejiminin işkence merkezi olarak bilinen Sednaya Hapishanesi'ndeki tutsaklarının görüntüleri ortaya çıktı.

ESKİ MAHKUM SUHAİL MOUSA AD-DAQS DA ANLATMIŞTI

Sednaya Hapishanesi'nin eski mahkumlarından Suhail Mousa ad-Daqs, ziyaret günlerinde rüku ve secde pozisyonunda yürütüldüklerini, çırılçıplak soyulduklarını ve köpek pozisyonunda saatlerce bekletildiklerini tüm detaylarıyla aktardı.

Suriye'nin devrik lideri Esed rejiminin en karanlık işkence merkezlerinden biri olarak bilinen Sednaya Hapishanesi'nde yaşanan insanlık dışı uygulamalar, eski bir mahkumun kan donduran itiraflarıyla bir kez daha gün yüzüne çıktı. Hapishanede tutuklu kaldığı dönemde yaşadığı fiziksel ve psikolojik şiddeti anlatan eski mahkum Suhail Mousa ad-Daqs, özellikle ailelerin geldiği ziyaret günlerinde uygulanan sistematik işkence ritüellerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

"KAPIYA DÖRT FAYANS KALA DURMAK ZORUNDAYDIK"

Ziyaret günlerinin hapishane jargonunda salı günleri olduğunu belirten ad-Daqs, sabahın erken saatlerinde başlayan kabusu şu sözlerle anlattı: "Ana kapıdan isminiz bağırıldığında, 'Ziyaretlere hazırlanın' derlerdi. Bu sözü duyduğunuzda kapıya dört fayans kala durmak zorundaydınız. Kapı açıldığında ise rüku pozisyonuna geçmeniz gerekirdi. Bu, Sednaya'da herkesin bildiği bir kuraldı. Sağa veya sola bakmak kesinlikle yasaktı. Bize 'Otur' dediklerinde otururduk ve üzerimiz aranmaya başlardı."

Arama sırasında diğer mahkumlardan ailelerine iletilmek üzere gizlice mesajlar aldıklarını anlatan ad-Daqs, "Aramadan sonra hepimiz arka arkaya dizilirdik. Birbirimize kenetlenerek secde pozisyonunda yürütülürdük. Bu gerçekten çok zor ve acı verici anlardı." dedi.

"BİZİ ÇIRILÇIPLAK SOYUYORLARDI"

Hapishane koridorlarında yaşanan aşağılayıcı muamelelere dikkat çeken eski mahkum, "İki kapı arasından geçerken bizi çırılçıplak soyuyorlardı. Ardından Altıncı Kütle adı verilen bir bölgeden çıkan diğer mahkumlarla bizi bir araya getiriyorlardı. Aşağıya inene kadar sürekli dayak yiyor ve ağır hakaretlere maruz kalıyorduk. Uygulanan prosedürler son derece acımasız ve onur kırıcıydı." ifadelerini kullandı.

"AİLELER BİZE İYİ BAKILDIĞINI SANSIN DİYE SAÇLARIMIZI SIFIRA VURUYORLARDI"

Ziyaret öncesi mahkumların dış görünüşlerine yönelik yapılan aldatmacayı detaylandıran ad-Daqs, bekleme ve tıraş odasında yaşananları şöyle aktardı: "Odaya girdiğimizde üç adet tıraş makinesi olurdu. Hemen saçlarımızı sıfıra vururlardı. Bunun tek bir amacı vardı; ziyaretçilerimiz bizi gördüğünde, 'Gerçekten burada polis var, onlara iyi bakılıyor, temiz tutuluyorlar' desinler diyeydi. Ancak tıraş bittikten sonra her türlü aşağılanma devam ederdi."

"SAATLERCE KÖPEK POZİSYONUNDA BEKLETİLDİM"

Tıraşın ardından mahkumların insanlık dışı bir pozisyonda bekletildiğinin altını çizen ad-Daqs, konuya "Bize köpek pozisyonu adını verdikleri bir duruşu dayatıyorlardı. Başımız yerde, ellerimiz arkada bağlı şekilde bekliyorduk. Bir keresinde sıram gelene kadar tam bir buçuk saat boyunca başım yerde bu pozisyonda bekledim." sözleriyle işaret etti.

Kız kardeşinin kendisini ziyarete geldiği o anı unutamadığını vurgulayan ad-Daqs, şunları kaydetti: "Kız kardeşim beni gördüğünde alnımdaki kızarıklığı ve izleri fark etti. O anki halimi görünce çok üzüldü. Ben de ona, 'Bir daha beni ziyarete gelme, iki ayda bir gelsen yeter' demek zorunda kaldım. Çünkü o manzarayı görmesini istemiyordum."

"POLİS ARAMIZDA BİR KARIŞ MESAFEDE DURUYORDU"

Görüşme odasındaki psikolojik baskının da en az fiziksel işkence kadar ağır olduğunu anlatan eski mahkum, "Sekizer kişilik gruplar halinde görüşme alanına alınırdık. Orada yedi sekiz polis masalarda oturur, bizimle alay eder ve küfrederlerdi. İsmimiz okunduğunda iki kapı arasına girerdik. Sadece o an, 'Dik dur, üstünü başını düzelt' derlerdi. Perde açılır, isminiz okunur ve sağa ya da sola yönlendirilirsiniz." dedi.

Ailesiyle tel örgülerin ardından yaptığı görüşmelerdeki baskı ortamını anlatan ad-Daqs çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Kız kardeşimin karşısına geçtiğimde halini hatırını, çocukları sorardım. Ancak polis tam yanımda, aramızda sadece bir karış mesafe olacak şekilde dururdu. Sesi iyi duyamayıp tel örgüye biraz yaklaşacak olsam, polis anında müdahale eder ve 'Ağlardan uzak dur' diye bağırırdı. Bu muamele gerçekten çok acımasız ve katlanılamazdı." ifadelerini kullandı.

 

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek