ÖZEL HABER

Bangladeş'teki Arakan kamplarına giren Haber7 ekibi, 21'inci yüzyılın en büyük insanlık dramlarından birini yerinde inceledi. Temel insani haklardan mahrum bırakılan mülteciler için Türkiye'nin uzattığı şefkat eli tek teselli kaynağı oldu.

Myanmar'da 2017 yılında yaşanan soykırımdan kurtulup Cox's Bazar'a sığınan yüz binlerce mülteci, altyapısı çökmüş kamplarda hayatta kalmaya çalışıyor. Dünyanın sessizliğine karşı Türkiye, bölgede umut dağıtıyor.

"YERYÜZÜNÜN EN BÜYÜK AÇIK HAVA HAPİSHANESİ"

Bangladeş’in kaotik başkenti Dakka’ya adım attığımızda bizi yoğun bir nem ve insan seli karşılıyor. Ancak asıl "sıcak temas", başkentten saatler süren yorucu bir yolculuğun ardından ulaştığımız Cox’s Bazaar’da, Myanmar sınırına sıfır noktasında yaşanıyor. Bir zamanlar turistik sahilleriyle bilinen bu bölge, bugün yeryüzünün en büyük açık hava hapishanesine, devasa bir mülteci kampına dönüşmüş durumda.

Kutupalong ve Balukhali kamplarının dar, balçık içindeki sokaklarına girdiğimizde, 21. yüzyılın en büyük insanlık dramlarından birinin "sır perdesi" de aralanıyor.

"İNSANLIK TARİHİNİN EN KARANLIK SAYFALARINDAN BİRİ"

Peki bu devasa çadır kent nasıl kuruldu? Olayın geçmişi, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birine uzanıyor. 1982 yılında Myanmar hükümeti tarafından vatandaşlıktan çıkarılarak vatansız bırakılan Arakanlı (Rohingya) Müslümanlar, yıllarca süren sistematik bir zulmün kurbanı oldu. Ancak asıl "dehşet anları" 2017 yılının Ağustos ayında yaşandı. Myanmar ordusu ve fanatik Budist çeteler, Arakan’daki köylere güpegündüz baskınlar düzenleyerek adeta dehşet saçtı.

"ÖLÜM YOLCULUĞUNUN ARDINDAN"

Evleri ateşe verilen, kurşun yağmuruna tutulan on binlerce insan feci şekilde can verdi. Bu kanlı kıyımdan kurtulabilenler ise günlerce süren ölüm yolculuğunun ardından Naf Nehri'ni aşarak Bangladeş'e, yani bugün bulunduğumuz Cox's Bazar'a sığındı. Derme çatma kayıklarla azgın suları geçerken alabora olup can verenlerin acısı, bugün bile kamptaki her çadırda yankılanıyor.

Arkalarında küle dönmüş köylerini ve sevdiklerinin cesetlerini bırakan 1 milyona yakın Arakanlı, bu ölüm tuzağından kıl payı kurtularak Cox’s Bazaar’a sığındı.

"AMANSIZ BİR YAŞAM SAVAŞI"

Burası derme çatma bambu çubuklar ve naylon brandalardan oluşan uçsuz bucaksız bir çadır kent. Muson yağmurları bastırdığında kamp adeta bir bataklığa dönüşüyor. Altyapının, temiz suyun ve hijyenin lüks sayıldığı bu cehennemde, salgın hastalıklar kol geziyor. Arakanlılar bir yandan açlık ve hastalıkla boğuşurken, diğer yandan insan kaçakçılarının ve organ mafyasının ağına düşmemek için amansız bir yaşam savaşı veriyor. Myanmar vatandaşlığından çıkarıldıkları için vatansız statüsünde olan bu insanlar, ne ileri gidebiliyor ne de geriye dönebiliyor. Kaderleriyle baş başa, bu tepelerde adeta kıskıvrak sıkışmış durumdalar.

1.2 milyonu aşkın Rohingyalı Müslüman, insanlık tarihinin en büyük dramlarından birini yaşamaya devam ediyor. Resmi mülteci statüsü bile verilmeyen bu insanlar, temel haklardan tamamen yoksun bir şekilde adeta hayatta kalma mücadelesi veriyor. Rohingyalıların kamp dışına çıkması, yasal olarak çalışması veya bir iş kurması kesinlikle yasak. Yüzde 95'i yardımlara muhtaç olan ailelerin bu çaresizliği, ne yazık ki çocukları insan kaçakçılarının ağına düşürüyor. Yerel okullara gitmeleri yasak olan ve fon kesintileri yüzünden derme çatma öğrenim merkezlerinden de olan 230 binden fazla çocuk eğitimden tamamen koptu. Kalıcı yapı inşasının yasak olduğu bölgede sadece bambu ve brandadan kurulan çadırlar, muson yağmurlarına ve yıkıcı kamp yangınlarına karşı mültecileri tamamen savunmasız bırakıyor. Sağlık altyapısı ise çökme noktasında; 40 bin kişiye sadece bir doktor düşüyor. Temiz suyun bulunmadığı bu sıkışık alanlarda kolera, dang humması ve kronik yetersiz beslenme her gün yeni kurbanlar alıyor. 

"TÜRKİYE'NİN UZATTIĞI ŞEFKAT ELİ"

Uluslararası toplumun kör ve sağır kaldığı bu insanlık dramında, sahaya inip kolları sıvayanlar ise Türk yardım kuruluşları oldu. Kampta adım attığınız her blokta, dalgalanan bir Türk bayrağı veya bir Türk STK'sının yeleğini görmek mümkün.

Bölgedeki en büyük operasyonlardan birini yürüten İHH İnsani Yardım Vakfı, krizin patlak verdiği ilk günden bu yana tam anlamıyla sahada kamp kurmuş durumda. İHH ekipleri, katliamdan kaçıp gelen 1 milyon 200 bini aşkın Arakanlıya gıda, barınma ve temiz su ulaştırdı. Her gün on binlerce ailenin hayatta kalması için kurulan aşevleri ve inşa edilen bambu evler, mülteciler için adeta bir can simidi oldu.

Myanmar cuntasının kan gölüne çevirdiği Arakan’dan kaçan yüz binler için ufukta şimdilik bir umut ışığı görünmüyor. Ancak Türkiye’nin uzattığı şefkat eli, bu unutulmuş coğrafyada hayata tutunmaya çalışan mülteciler için tek teselli kaynağı olmayı sürdürüyor.

Yorumlar 0 Yorum Var