ABD Temsilciler Meclisindeki Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonunda konuşan eski Pentagon yetkilisi Michael Rubin, Türkiye'nin içişlerine müdahale çağrısı yaparak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ve Türk kurumlarını küstah sözlerle hedef aldı.

ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye'yi ve Türk devletinin egemenlik haklarını doğrudan hedef alan skandal bir oturuma sahne oldu. "Türkiye'de özgürlük, hukukun üstünlüğü ve demokrasi durumu" başlıklı oturumda konuşan Amerikan Girişim Enstitüsü kıdemli üyesi ve eski Pentagon yetkilisi Michael Rubin, diplomatik teamülleri ve uluslararası hukuku hiçe sayarak Türkiye'nin içişlerine yönelik açık müdahale çağrılarında bulundu. Başkan Erdoğan'ı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın'ı hedef alan küstah ifadeler kullanan Rubin, Washington yönetiminin Türk siyasetini dizayn etmesi gerektiğini savundu.

ABD'ye Türkiye'ye karşı adım atma çağrısı yapan Rubin, "ABD Dışişleri Bakanlığı ve Kongre; Selahattin Demirtaş, tutuklu eski İBB başkanı Ekrem İmamoğlu ve Gezi davasında yargılanan Osman Kavala'yı vicdan mahkumu olarak ilan etmelidir. Onlarla görüşmeler talep etmeli ve ABD'li yetkililerin erişilebilirliğini bu şarta bağlamalıdır." dedi. Beyaz Saray'ın bu adımlara uymayabileceğini ancak Türklerin Beyaz Saray'da hiçbir başkanın sınırsız görev süresi olmadığını anlayacak kadar zeki olduğunu söyleyen Rubin, aba altından sopa göstererek Türkiye'nin egemen yargı kararlarını ABD'nin siyasi şantaj aracı haline getirmeyi teklif etti.

"KILIÇDAROĞLU'NA YAPTIRIM UYGULANMALI"

Konuşmasında sadece iktidarı değil, Türk muhalefetini de ABD'nin çıkarları doğrultusunda şekillendirme niyetini açıkça ortaya koyan Rubin, CHP'nin iç dinamiklerine müdahale edilmesini istedi. ABD Dışişleri Bakanlığının Özgür Özel'i CHP'nin haklı lideri olarak tanıması gerektiğini savunan Rubin, "Eğer Kemal Kılıçdaroğlu geri çekilmezse, kendisine yaptırım uygulanmalıdır." ifadelerini kullandı. 

"GELECEĞİN YÖNETİCİLERİ MUHTEMELEN BİR TÜRK HAPİSHANESİNDE"

Türkiye'nin mevcut dış politika ve güvenlik bürokrasisini hazmedemeyen Rubin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın yürüttüğü bağımsız politikalardan duyduğu rahatsızlığı, geleceğe yönelik karanlık bir temenniyle dile getirdi. Türk devletinin kurumlarında tam bir dönüşüm yaşandığını ve ordunun karakterinin değiştiğini anlatan Rubin çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Yüzde yüze yakın bir güvenle söyleyebileceğim tek şey şudur; şu anda Türkiye'nin gelecekteki cumhurbaşkanı, gelecekteki dışişleri bakanı ve gelecekteki istihbarat başkanı muhtemelen bir Türk hapishanesindedir." dedi. Bu skandal sözler, ABD'li eski yetkilinin Türkiye'de meşru hükümeti devirip yerine yargılanan isimleri getirme hayalini açıkça gözler önüne serdi.

"ERDOĞANİZMİ YIKMAK İÇİN STRATEJİYE İHTİYACIMIZ VAR"

Türkiye'nin geleceğine dair karamsar olduğunu ve bu nedenle sözlü ifadesinde Erdoğanizmi yıkmak için bir stratejiye ihtiyaçları olduğunu belirttiğini vurgulayan Rubin, "Erdoğan sadece AK Parti içinde değil, bazen çok illiberal olabilen CHP içinde bile müstakbel popülistler için bir oyun kitabı bıraktı. Otuz milyondan fazla Türk, tamamen Erdoğan'ın altındaki okul sisteminden geçti." diye konuştu. Diktatörlüklerin asla kalıcı olmadığını ve her zaman kaosa sürüklendiğini söyleyen Rubin, "ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'de Erdoğan sonrasındaki gün için planlama yapmaya başlamalıdır. Böylece Erdoğan dönemi geçtiğinde Erdoğanizmi arkamızda bırakabiliriz." sözleriyle, Türkiye'de bir rejim değişikliği senaryosunun Washington'da masada tutulması gerektiğini savundu.

ANKARA'DAKİ NATO ZİRVESİ İÇİN BATI'YA ALÇAK ÇAĞRI

Konuşmasının son bölümünde doğrudan Başkan Erdoğan'a seslenme küstahlığında bulunan Rubin, "Sayın Erdoğan, ana siyasi hapishane olan Silivri'yi yıkın." ifadelerini kullandı. ABD'nin siyasi nedenlerle Silivri konusunda Türkiye'ye baskı yapamaması halinde, perde arkasında Avrupalı ve NATO müttefiklerini bu yönde ikna etmesi gerektiğini belirten Rubin, Türkiye'nin bu durumu Erdoğan'ın yönetiminin bir onayı olarak gördüğünü iddia etti. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinin Türkiye'ye karşı bir baskı aracına dönüştürme niyetini de gizlemeyen Rubin, "Dünya basını bu NATO zirvesinde Türkiye'nin üzerindeyken, bu anlatıyı ele almak ve Türkiye içindeki demokratikleşme, baskı ve otokrasi hakkındaki tartışmanın doğasını değiştirmek doğrudan veya perde arkasında bize düşüyor." dedi.

Dini azınlıklar üzerinden de provokatif iddialar ortaya atan Rubin, Erdoğan'ın Kudüs'teki Müslüman kutsal mekanlarında söz sahibi olma arayışına karşılık, aynı modelin İstanbul'daki Yunan ve Ermeni mekanları için de uygulanması gerektiğini ileri sürdü. Yahudilerin artık Türkiye'de güvende olmadığını iddia eden Rubin, Erdoğan'ın kışkırtmaları sonucu gerçekten korkunç bir şey olmadan önce bu kişilere ihtiyaç duydukları sığınağın verilmesi gerektiğini iddia ederek, Türkiye'yi uluslararası arenada itibarsızlaştırma çabasına yeni bir boyut ekledi.

Yorumlar 4 Yorum Var
  • Abdullah 05.06.2026 17:57
    İt ürür kervan yürür. Siz üruyün durun Rubio biz yoolumuza devam ederiz. İnsan hakları veDemokrasiden bahsedecek en son kişiler siz olmalısınız. Gazzede
  • Misafir 05.06.2026 17:56
    Bu köpek konuşsun konuştuğu kadar
  • kebabcı 05.06.2026 17:55
    it ürür kervan yürür
  • Trabzonlu 05.06.2026 17:48
    Giderek büyüdüğümz doğru.. Ama sorun değiliz aksine senin gibi sorunluları Abd de bile olsa imha edebilecek potansiyele ulaşıncaya kadar büyümeye devam edecegiz.. Ozaman Bir sivri, sinek gibi seni iylaf edecegizki İsrailin abd deki bütün kolları kesilsin ve biz orta doğuda İsrail'i vaadedilmiş topraklarına gömebilelim..
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek