ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından 107 gün sonra imzalanan mutabakat zaptıyla girilen 60 günlük müzakere sürecine rağmen bölgede tansiyon düşmüyor. Soykırımcı İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği ve 4 bin 106 kişinin hayatını kaybettiği saldırılar sürerken, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'nin Lübnan'da rol üstlenebileceği yönündeki açıklamaları yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın bu iddiaları yalanlayarak sadece yapıcı bir rol üstlenmeye hazır olduklarını belirtmesinin ardından, Lübnanlı siyaset yorumcusu ve analist Salim Zehran, katıldığı bir YouTube programında çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Başkan Ahmet El Şara'nın Lübnan'a müdahale etmek istemediğine dair tüm açıklamalarına rağmen, Amerikalılara Lübnan'a askeri olarak müdahale etmeye hazır olduğunu önceden ileten bizzat kendisidir." dedi.
"AMERİKALILARA MÜDAHALE ETMEYE HAZIR OLDUĞUNU İLETTİ"
İsimsiz bir Arap büyükelçisine dayandırdığı bilgileri paylaşan Zehran, Suriye'nin Lübnan'a yönelik askeri bir hazırlık ve arzu içinde olduğunu savundu. Dönemin ABD Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamalarına dikkat çeken Zehran, "O dönemde Amerika'nın Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklaması boşuna değildi, aksine Suriye ve Amerika arasında Lübnan'a müdahale konusunda yapılan bir tartışmanın sonucuydu." ifadelerini kullandı.
"TÜRKİYE VE ARAPLARIN MÜDAHALESİ BU DURUMU DİZGİNLEDİ"
Şam yönetiminin Lübnan'a müdahale talebinin bölgesel aktörlerin devreye girmesiyle durdurulduğunu anlatan Zehran, şunları kaydetti: "Birincisi, başta Suudi Arabistan olmak üzere Araplar devreye girdi, özellikle de Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Lübnan-Suriye sınırı meselesini kontrol altına aldı. İkincisi ise bu meseleyi kontrol altına almak için Türkiye'nin İran ile birlikte devreye girmesidir. Dolayısıyla evet, daha önce Amerikalılardan Lübnan'a müdahale etmeyi talep eden Suriye Devlet Başkanı'dır, ancak Arapların ve Türklerin müdahalesi bu durumu dizginledi." Bölgedeki diplomatik trafiğin öneminin altını çizen Zehran konuya, "Eğer büyük Sünni dörtlüsü Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır ve Türkiye İran ile müzakere etmeye gidiyorsa, bu atmosferde Suriye'nin Lübnan'a müdahalesi imkansızdan da ötedir." sözleriyle işaret etti.
"İKİ TEHLİKEYİ HENÜZ ATLATMADIK"
Suriye'nin olası bir hamlesinin Lübnan'ın egemenliğinin açık bir ihlali olacağını vurgulayan Zehran, "İster Amerikalı Suriyelinin müdahale etmesini istesin, ister Suriyeli istesin, her iki durumda da bu Lübnan'ın egemenliğinin ihlalidir." diye konuştu. Bölgenin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen Zehran, "Özetle iki tehlikeyi henüz atlatmadık. Birinci tehlike, anlaşmayı ihlal etmeye devam eden İsrail tehlikesidir ve benim tahminimce altmış gün dayanacağından şüpheliyim. İkinci tehlikemiz var, doğudan gelen tehlike ve Suriye'nin Lübnan'a müdahale etme tehlikesi. Bence Trump'ın söylediği şey öylesine söylenmiş bir söz değil, temelleri var ve bu olumsuz bir işaret." değerlendirmesinde bulundu. Zehran, bu olumsuz tabloya rağmen Suudi Arabistan ve Türkiye'nin tutumunun süreci kontrol altında tutmasını beklediklerini dile getirdi.