Orta Doğu'da kartların yeniden karıldığı bir dönemde, Türkiye'nin bağımsız ve güçlü dış politikası İsrail güvenlik elitlerinde büyük bir sarsıntıya neden oldu. İsrail Başbakanlığı, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı gibi en kritik kurumlarda görev yapmış isimlerin itirafları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğindeki Türkiye'nin ulaştığı askeri ve stratejik gücün Tel Aviv'de nasıl bir kabusa dönüştüğünü açıkça ortaya koyuyor. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın, Netanyahu hükümetini göz ardı ederek Erdoğan ile kurduğu güçlü bağ, İsrail'de adeta bir deprem etkisine neden olmuş durumda.
TEL AVİV'DE TRUMP-ERDOĞAN DEPREMİ
İsrail basınında yer alan The Jerusalem Post’un yazarı Avi Benayahu analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yan yana sergilediği güçlü duruş, Tel Aviv için en büyük jeopolitik tehditlerden biri olarak görülüyor. Trump'ın tamamen ekonomik çıkarlar, iş birlikleri ve kar odaklı dünya görüşü çerçevesinde Ankara ile yakınlaşması, İsrail'in Washington üzerindeki mutlak nüfuzunu sarsıyor. Ankara semalarında süzülen ve Katar tarafından hediye edilen uçağın gölgesinde şekillenen bu yeni dönem, tamamen ekonomik ve ticari kazanımlarla ilerliyor.
İsrailli eski üst düzey yetkililer, Trump'ın Erdoğan ile kol kola yürümesini, kendileri için adeta "arkadan saplanan bir bıçak" olarak nitelendiriyor. Bu durum, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İsviçre'de İran temsilcileriyle anlaşma taslağı üzerinde çalışmasından sonra İsrail'e indirilen ikinci büyük darbe olarak yorumlanıyor. Beyaz Saray'ın yeni dönemdeki bu fayda odaklı yaklaşımını okumakta yetersiz kalan İsrail siyasetinin, başını kuma gömdüğü belirtiliyor.