Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından bölgesel güvenliği sağlamak ve herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmek amacıyla Mekke Ortak Savunma Anlaşması imzalandı. Üç devletten herhangi birine yönelik olası bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngören anlaşma, küresel güvenlik mimarisinde yeni bir adım olarak değerlendiriliyor.
"TÜRKİYE, HİNDİSTAN İÇİN STRATEJİK ENDİŞE"
Herhangi bir üyeye yapılan saldırıyı tümüne yapılmış sayan Mekke Ortak Savunma Anlaşması Hindistan'da endişeye neden oldu. Hindistan basını, Türkiye'nin Hindistan için en büyük stratejik endişelerden biri haline geldiğine ve anlaşmanın çok kutuplu dünya düzeninde yeni bir güvenlik koalisyonu yarattığına dikkat çekti.
Anlaşma hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır. BM Şartı'nın 51'inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır." demişti.
"NÜKLEER CAYDIRICILIK PAKİSTAN'IN EN BÜYÜK İHRACATI HALİNE GELDİ"
Hindistan merkezli Times of India gazetesi, tarihi anlaşmaya ve bölgesel yansımalarına ilişkin YouTube kanalından kapsamlı bir video paylaştı. Videoda, Körfez bölgesindeki dinamiklerin son yıllarda dramatik şekilde değiştiği, Gazze'den Kızıldeniz'e uzanan bölgesel çatışmaların yeni kırılganlıkları ortaya çıkardığı ve Amerikan güvenlik garantilerinin eskisi gibi sorgulanamaz olmadığı vurgulandı.
"TÜRKİYE'NİN ÖNÜ İYİCE AÇILDI"
Suudi Arabistan'ın güvenliği için on yıllardır tamamen Washington'a bağımlı olmaktan çıkarak çeşitlendirmeye gittiğini belirten analizde, Riyad yönetiminin tek bir süper güce güvenmek yerine çoklu güvenlik ortaklıkları inşa ettiği kaydedildi. Türkiye'nin sadece bir Batı müttefiki olarak kalmak istemediğine dikkat çeken gazete, Ankara'nın bağımsız bir bölgesel güç olarak öne çıkmayı hedeflediğini ve Suudi Arabistan ile birleşmenin Türkiye'ye Körfez güvenliğinde daha büyük bir nüfuz sağladığını aktardı.
Ekonomik zorluklar yaşayan Pakistan için bu anlaşmanın yıllardır elde edilen en büyük diplomatik zafer olduğunu anlatan Times of India, "Pakistan'ın nükleer kapasitesi, ne Suudi Arabistan'ın ne de Türkiye'nin sahip olduğu bir şey. Nükleer caydırıcılık, temel olarak Pakistan'ın en büyük ihracatı haline geldi." ifadelerini kullandı.
"YENİ GÜVENLİK KOALİSYONLARI ORTAYA ÇIKIYOR"
Anlaşmanın Yeni Delhi yönetimi açısından yansımalarının da değerlendirildiği haberde, Türkiye'nin Hindistan için en büyük stratejik endişelerden biri haline geldiği savunuldu. Türkiye'nin Pakistan'a insansız hava araçları, deniz platformları ve askeri teknoloji tedarik eden önemli bir ülke olduğunu hatırlatan gazete, Suudi Arabistan ile Hindistan arasındaki ilişkilerin ise savunma, istihbarat, terörle mücadele ve enerji alanlarında hiç olmadığı kadar güçlü olduğunu belirtti.
"ANLAŞMA ÇOK DAHA BÜYÜK BİR ŞEYİN HABRCİSİ"
Riyad'ın bu yeni düzenlemeyi Hindistan karşıtı bir ittifak olarak görmesinin pek olası olmadığını belirten analizde, "Bu sözde İslami NATO, bölgedeki askeri dengeyi hemen değiştirmiyor. Ancak çok daha büyük bir şeye, yeni güvenlik koalisyonlarının ortaya çıkışına ve eski ittifakların zayıflamasına işaret ediyor." denildi.
"HİNDİSTAN DİKKATLİ OLMALI"
Anlaşmanın önündeki zorluklara da değinilen haberde, Türkiye'nin NATO üyesi olduğu, Suudi Arabistan'ın ABD ile yakın bağları bulunduğu ve Pakistan'ın Çin'e derinden bağımlı olduğu hatırlatılarak, bu rekabet eden çıkarların ortaklığın sınırlarını belirleyebileceği ifade edildi.
Küresel düzenin değiştiğini ve ülkelerin artık tek bir güce bağımlı olmak istemediğini vurgulayan Times of India, Hindistan'ın paniğe kapılmaması ancak kesinlikle dikkatli olması gerektiğini bildirdi. Yeni Delhi'nin kendi ortaklıklarını güçlendirerek, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle savunma ihracatını artırarak ve Körfez'deki stratejik ayak izini genişleterek bu yeni çok kutuplu düzene yanıt verdiği kaydedildi.