Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunmak üzere AA Editör Masası'na konuk oldu.

KIBRIS ÇÖZÜMÜ

Bizim için çözüm, esas itibarıyla iki devletli modelin tanınmasıdır. İdeal çözüm, Türklerin ve Rumların kendilerine ait devletlerinin bulunduğu iki devletli yapının hayata geçmesidir. Bu anlayışın temeli, adadaki iki ayrı devletin birbiriyle barış ve huzur içinde yan yana yaşamasına dayanmaktadır.

Hem adanın refahına katkı sunmaları hem de bölgesel barış ile istikrara hizmet etmeleri temel beklentimizdir. Bizim durduğumuz nokta tam olarak burasıdır.

Ancak uygulamaya baktığımızda, ortaya koyduğumuz bu ideale ne kadar yakın bir pratiğin bulunduğu sorusu öne çıkıyor. Meseleye bu açıdan yaklaştığımızda biraz daha farklı bir manzarayla karşılaşıyoruz. Bizim vizyonumuz ile sahadaki pratik durum arasındaki o boşluğu doldurmamız gerekiyor.

Bizim Kıbrıs müzakerelerine ve Kıbrıs'a yönelik çözüm arayışlarına destek vermemiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu yöndeki mekanizmaları her zaman desteklemesi işte bu anlayışa dayanmaktadır.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın Guterres gerçekten son derece değerli bir şahsiyettir. Görevi süresince insanlık onurunu daima önceliklendiren bir yönetim anlayışı sergilemiş; gerek Filistin meselesinde gerekse diğer uluslararası konularda her zaman doğrunun ve adaletin yanında durmaya gayret etmiştir.

Burada da Sayın Cumhurbaşkanımız onun şahsiyetine güvenir. Ortaya konan tüm inisiyatiflerde adil olunması gerektiğine inanıyoruz.

Şunu unutmamak gerekir ki 1960 anlaşmasıyla ortaya çıkan Kıbrıs ile Avrupa Birliği'nin 2004 yılında üye olarak kabul ettiği Kıbrıs aynı değildir.

Biz 1960'taki Kıbrıs'ı tanıdık; o dönemde iki toplumun eşit yönetimine dayanan, garantör devletlerin bulunduğu bir Kıbrıs vardı. Ancak daha sonra Rumlar, Türklerin yönetimde yer almasını istemediklerini belirterek ilk önce Türkleri yönetimden uzaklaştırmakla işe başladılar.

En sonunda 1974'e gelindiğinde, Yunanistan'daki askeri cunta Kıbrıs'ta da bir darbe gerçekleştirdi ve adayı doğrudan Yunanistan'a bağlama fikri ortaya çıktı. Böylece sadece 1960'taki Kıbrıs modeli değil, Kıbrıs'ın tamamıyla ortadan kalkıyordu.

Bunun için uluslararası toplum sessiz kalırken Türkiye, hem Kıbrıs Türklerinin haklarını korumak hem de Kıbrıs'ın Kıbrıs olarak kalmasını sağlamak amacıyla harekete geçti. Nitekim bu son derece kritik bir noktadır.

Geldiğimiz aşamada Rum kesimi, tüm Kıbrıs'ı temsil eden tek devlet olarak tanınmaktadır. Buna karşın kuzeyde yaşayan Türkler görmezden gelinmekte ve ihmal edilmektedir. Bu durum, onların hem ekonomik hem de güvenlik boyutundaki hakları açısından kabul edilemez bir tablo oluşturmaktadır.

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek