İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü yasa dışı bahis ve spor suçları soruşturması kapsamında Galatasaray taraftar grubu ultrAslan’ın lideri Sebahattin Şirin (gerçek adıyla Muzaffer Şirin) 9 Ağustos Pazar günü gözaltına alındı, 11 Ağustos Salı günü ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı kararıyla serbest bırakıldı.
Şirin, soruşturma süreci boyunca “siyasi çıkışlarla” gündeme gelirken; soruşturmaya konu olan “yasa dışı bahis, spor suçları ve cevap verilemeyen para hareketleri” geri planda kaldı.
Yüzlerce ultrAslan üyesi, Sebahattin Şirin’i eve dönüşünde “kahraman” edasıyla karşılarken, “İşte ordu işte komutan” sloganları atıldı.
Şirin, 8 Ağustos’ta Adalet Bakanı Akın Gürlek’e “faili meçhul” cinayetler üzerinden seslenmiş; üstü kapalı tehditte bulunmuş, ayrı bir soruşturmada gözaltına alınıp sağlık kontrolüne götürüldüğü Salı günü provokatif bir şekilde “Sayın Öcalan’a özgürlük” demişti.
Muzaffer Şirin, ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yayınladığı bir gönderide, faili meçhul cinayetleri hatırlatarak Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslendi.
Şirin, savcılıktaki ifadesinde “Terörsüz Türkiye sürecine olan desteklerinden ötürü” terörist elebaşı Abdullah Öcalan’a “özgürlük” çağrısında bulunduğunu belirtirken; soruşturmaya konu olan, oğlunun (İbrahim Şamil Şirin) hesaplarındaki 38,4 milyon liralık hareketlilik için “Bilgim yok” diyebildi.
Türkiye’de, çoğunluğu dernek statüsündeki futbol kulüplerinin bazıları milyonları bulan taraftar grupları, dağınık, düzensiz, kurumsal olmayan örgütlenme sistemleriyle yönetiliyor.
Muzaffer Şirin ve oğlu İbrahim Şamil Şirin
Bu durum, toplumsal krizlere yol açabilecek kamu güvenliğini tehdit eden olaylarda taraftar gruplarının birer ‘maşa’ olarak kullanılabilmesine zemin hazırlıyor.
GEZİ KALKIŞMASI'NIN TÜRKİYE'YE MALİYETİ AĞIR OLDU
Gezi Kalkışması'nın doğrudan maliyeti 1,4 milyar doları aşarken, dolaylı olarak ise ülkeye maliyeti 164 milyar doları buldu.
Yatırımcı algısındaki bozulma, ekonomik göstergeler ve finansal piyasalara ciddi hasar verdi.
1 ayda 8 milyar dolarlık yabancı yatırım çıkış yaptı.
2013'ün haziran ayında piyasalar uzun süren negatif bir döneme girdi, TL varlıklar satış baskısı altında kaldı.
Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri, Gezi olayları ile başlayan ve 3 ay etkisini sürdüren dönemde 164 milyar lira geriledi. Bu dönemde hisselerin fiyatı ortalama yüzde 30 değer kaybetti. Kayıplar dolar bazında ise yüzde 40'a yaklaştı. Halka açık şirketlerin toplam piyasa değeri 163 milyar lira gerileyerek 480 milyar liraya indi.
Oluşan kargaşanın piyasalarda ölçülebilen hasarın yanı sıra kırılıp dökülen, yakılan araç ve mal ile gerek yatırımcı gerekse tüketiciler üzerinde meydana getirdiği psikolojik etki, parasal değeri ölçülmesi neredeyse imkansız olan bir faturaya neden oldu.
Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi, mayıs 2013'te gördüğü en yüksek seviye rekorunu 93.398,33 puana taşıdı. Ancak Gezi olayları sonra hızlı bir düşüş trendine girdi.
Gezi olayları öncesinde 1,70-1,80 bandında hareket eden dolar/TL, 2,39'a kadar devam eden bir ralli sürecine girdi. Söz konusu yükseliş sonucu Merkez Bankası, Ocak 2014'te 550 baz puanlık faiz artırımına gitti
Mayıs 2013'te yüzde 4,61 ile tarihi düşük seviyelerine gerileyen tahvil faizleri ise olayların neden olduğu kurdaki yükseliş, enflasyon beklentilerindeki bozulma ve yabancı yatırımcıların satışları ile 3 ayda yüzde 9,25 ile yaklaşık iki katına yükseldi.
Gezi olayları öncesinde yüzde 6,13'e kadar gerileyen yıllık enflasyon, sonraki 3 ayda yüzde 8,88'e kadar yükseldi.
Olaylar öncesinde yüzde 9 seviyelerinde yatay bir seyir izleyen mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir yılda yüzde 10 sınırına, ardından yüzde 10,6'ya kadar çıktı.
“Karanlık odakların” kaptan kamarasında olduğu Gezi Kalkışması, Hazine’ye milyarlarca dolarlık fatura çıkarırken, taraftar gruplarının provokasyondaki rolü bu tezin teyidi niteliğindeydi.
Beşiktaş'ın Çarşı grubu üyelerinin Gezi Kalkışması'ndaki faaliyetleri daha sonra yargı sürecine de taşındı.
Gezi Kalkışması'ndan bir görüntü.Çarşı, futbol tribünlerinde oluşan örgütlenme ve mobilizasyon kapasitesinin siyasi ve toplumsal olaylara da yansıyabildiğini ortaya koydu.
ultrAslan lideri Sebahattin Şirin'in geçmiş dönemde Fethullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik övgü dolu açıklamaları ve 2017 yılı tarihli bir koreografi bu tehlikeyi tekrar gözler önüne sermişti.
FETÖ'YE ÖVGÜLER
Şirin'in tartışmaların merkezine girdiği ilk dönemlerden biri 2009 yılıydı.
"‘Fethullahçılar’ denen kadroya bakıyorsun UEFA Şampiyonu olmuş! Sonra adam açıklıkla ‘Ben Fethullah Gülen’e saygı duyuyorum’ diyor. Kime ne? Ben de Fethullah Gülen'e sempati duyuyorum. Ne olacak?"
Sebahattin Şirin, 2009 (T24)
O dönemde verdiği bir röportajda, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fethullah Gülen hakkında olumlu ifadeler kullandığı aktarılan Şirin, 2017 yılında ise ultrAslan'ın bir derbi karşılaşmasında gerçekleştirdiği koreografi nedeniyle yeniden FETÖ tartışmalarının odağına yerleşti.
Koreografide Rocky Balboa karakteri ve “Ayağa kalk” ifadesi kullanılmıştı. Gülen'in yaptığı bir konuşmada benzer bir ifade kullanması nedeniyle koreografinin FETÖ mesajı içerdiği iddia edilmişti.