Üstat Necip Fazıl Kısakürek, Gençlik Aşılanması toplantılarında kaleme aldığı ve Ayasofya’nın ibadete açılması mücadelesinde sembolleşen konuşmasında, mabedin kapalı tutulmasını milli ve manevi bir vebal olarak tanımlamıştı.
MİLLİ HAFIZA VE TARİHİ SORUMLULUK
Kısakürek, Ayasofya’yı yalnızca bir mimari eser olarak değil; Türk tarihinin, bağımsızlığının ve inanç değerlerinin simgesi olarak görmüştü. Mabedin kapalı kaldığı dönemi, tarihe ve milli kimliğe yapılmış büyük bir haksızlık olarak nitelendirmişti.
GENÇLİĞE ÇAĞRI VE UNUTULMAZ KEHANET
Konuşmasında Türk gençliğine seslenen Kısakürek, Ayasofya’nın bir gün mutlaka açılacağına olan sarsılmaz inancını vurgulamıştı. Bu tarihi açılışı, toplumsal adaletin tecelli edeceği ve kaybedilen manevi değerlerin yeniden kazanılacağı müjdelenmiş bir dönüm noktası olarak ifade etmişti.