2013 yılında Akil İnsanlar Heyeti'nin oluşturulması ve toplumsal mutabakat arayışlarıyla başlayan, ardından terörü kaynağında yok etme stratejisi kapsamındaki sınır ötesi askeri harekatlarla pekiştirilen terörle mücadele süreci, modern Türkiye tarihinin en stratejik dönüm noktasına sahne oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "iç cepheyi sağlam tutma" vurgusuyla yürütülen kararlı duruş ve Cumhur İttifakı'nın attığı tarihi adımlar, yarım asırlık terör kamburunu Türkiye'nin sırtından tamamen indirdi. İmralı’dan gelen tarihi çağrıların ardından toplanan örgüt kongresi kendini feshetme kararı alırken, dağ kadrolarının silahlarını teslim etmesi ve TBMM'de rekor oyla kabul edilen Çerçeve Yasa, ülkenin sınır güvenliği ve iç huzurunda yepyeni bir miladı resmen başlattı.
Dünüyle bugünüyle terör örgütüne karşı verilen askeri ve siyasi mücadele...
AKİL İNSANLAR VE ŞEHİT AİLELERİ
2013 yılı, Türkiye'nin terör sorununu yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, siyasi ve toplumsal yöntemlerle çözmeye çalıştığı dönemin en önemli eşiklerinden biri oldu. Erdoğan liderliğinde başlatılan çözüm süreci kapsamında terörün sona erdirilmesi, silahların bırakılması ve örgüt mensuplarının Türkiye dışına çekilmesi hedeflenirken, toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edilmesi amacıyla Akil İnsanlar Heyeti oluşturuldu. Heyet, Türkiye'nin 7 bölgesinde vatandaşlarla bir araya gelerek sürece ilişkin görüş ve beklentileri topladı.
Akil İnsanlar çalışması, Ankara'nın terör sorununa ilişkin güvenlik merkezli yaklaşımın yanında toplumsal mutabakat arayışını da öne çıkardığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. Heyetin çalışmaları kapsamında farklı siyasi görüşlerden, akademi ve medya dünyasından isimler bölgesel toplantılar düzenledi. Böylece terör sorununun sona erdirilmesi, ilk kez geniş kapsamlı bir toplumsal istişare süreciyle birlikte ele alındı.
ŞEHİT AİLELERİNİN FEDAKARLIĞI BİZİ ÇOK ETKİLEDİ
İç Anadolu Grubu Başkanı en çok etkilendiği şeylerden birisinin şehit ailelerinin "Biz bu acıyı yaşadık, başkaları yaşamasın" ifadeleri olduğunu belirtti. Şehit aileleriyle görüşen yetkili ailelerin bu sürecin daha önce başlamasını gerektiğinin altını çizdiğini şu sözlerle ifade etti:
"Birçok şehit annesi, şehit babasının 'keşke bu süreç 6 ay önce yaşansaydı, 10 yıl önce yaşansaydı, benim çocuğumun da cenazesi gelmezdi' tarzında ortaya koyduğu düşünceler ne kadar hayati bir sürecin içinde olduğumuz gerçeğini gösterdi. Bizim ilişkimiz siyasi bir ilişki değildi."
İMRALI TRAFİĞİ
2013 yılında gerçekleştirilen görüşmeler, Türkiye’nin terör belasını barışçıl yollarla çözmesi için başlatılan en kritik temaslardan biridir.
Ocak 2013'te Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) heyetinde yer alan Aysel Tuğluk, Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder gibi isimler, devlet yetkililerinin bilgisi ve MİT koordinasyonunda İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi'ne giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. PKK'nın silah bırakması, çatışmaların son bulması ve demokratik entegrasyon sürecinin başlatılması hedeflendi. İmralı'daki görüşmelerin ardından 21 Mart 2013'teki Nevruz kutlamalarında Öcalan'ın mektubu kamuoyuna okundu; mektupta "silahlı mücadele dönemi bitiyor, siyaset yapma dönemi başlıyor" mesajı verildi.
2013 yılında umut vadeden görüşmeler ve atılan adımlar, Kobani olayları başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ve güven bunalımları nedeniyle sekteye uğradı. Süreç, Temmuz 2015'te çatışmasızlık ortamının sona ermesiyle resmi olarak bitti.