Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, AA Analiz için Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair 7595 sayılı Kanun’la ilgili bir yazı kaleme aldı.
Yazısında yeni Anayasa konusuna da değinen Mehmet Uçum "Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem de AK Parti yetkililerinin baştan beri yaklaşımı da referandumlu yeni anayasa yapımı yönündedir." dedi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum yeni anayasa konusunda yazısının devamında ise "7595 sayılı Kanun’un teklif ve kabulüne ilişkin partilerin ve milletvekillerinin güçlü desteği TBMM’nin 28. Yasama Dönemi’nde yeni anayasa yapılması konusunu bir kez daha öne çıkardı. Yeni anayasa zaten Türkiye’nin olağan gündemidir. Bazı gelişmelerle gündemde öne çıkması da doğaldır. Ancak 7595 sayılı Kanun’un 467 oyla geçmesi sebebiyle TBMM’de 400’den fazla milletvekiliyle yeni anayasa yapıp halkın onayına sunmadan yürürlüğe koyma fikri asla kabul edilemez.
Öncelikli konu yeni anayasanın kanunlaştırılmasında ve yürürlüğe sokulmasında hangi kuralların geçerli olacağıdır. Yeni anayasanın yapılmasında mevcut Anayasa'nın değişikliğe ilişkin hükümlerine göre hareket etmek TBMM’nin karar vereceği bir husustur ve böyle yapması da hukuksal meşruiyet açısından son derece isabetli olur. Mevcut Anayasa'da, anayasa değişiklikleri 400 ve daha fazla oyla kabul edilirse zorunlu referandum yoktur, ihtiyari referanduma cumhurbaşkanı götürebilir.
Ancak yeni anayasa kanununun 400 ve daha fazla oyla kabul edilmesi halinde referanduma sunulmadan yürürlüğe girmesi demek, yani mevcut Anayasa'nın; “400 veya daha fazla oyla kabulde referanduma sunmadan anayasa değişikliğini yürürlüğe koyma imkanını” yeni anayasa için de uygulayalım demek, halkın doğrudan onayı olmadan yeni anayasa yapalım demektir. Referandumsuz yeni anayasa yapmak yeni anayasada son kararı halkın vermesine ilişkin meşruiyet ilkesinin ihlalidir. Bu ilke günümüzde demokratik sistemlerde neredeyse mutlak kabul gören bir ilkedir. Halkın onayı yeni anayasa yapımında doğrudan demokratik meşruiyeti sağlamanın biricik yoludur. Diğer bir deyişle yeni anayasa yapımında doğrudan demokratik meşruiyeti sağlamanın tek yolu referandumla yürürlüğe girmesidir. Bu o kadar güçlü bir ilkedir ki darbeciler göstermelik de olsa hem 1961 hem 1982 Anayasalarında referanduma giderek halkın onayını alma mecburiyeti duydular. Darbecilerin bile şu ya da bu sebeple kaçınamadığı referandumdan seçilmiş demokratik iradenin kaçınması elbette söz konusu olamaz.
Ayrıca bir kanun olarak yeni anayasa ile anayasaya dayanılarak çıkarılan ve anayasa değişikliği yapan kanun (anayasa değiştiren yasa) arasında niteliksel fark vardır. Yeni yapılan anayasa, halkın iradesiyle devletin ve milletin siyasi birliğini hukuk sistemi olarak ifade eden kurucu bir kanundur. Anayasa değiştiren yasa ise mevcut Anayasa içinde yapılan kural ve kurum düzenlemelerdir. Anayasa değiştiren yasayı her zaman halkoyuna sunmak gerekmese de yeni anayasayı halkın onayına sunmak demokratik meşruiyetin yanı sıra milli egemenlik ilkesinin de bir şartı ve gereğidir. Örneğin, 28. Dönemde yeni anayasa değil de belli ve sınırlı bir konuda bir iki maddelik anayasa değişikliği gündeme gelirse ve Meclis’te 400 veya üzeri bir oyla kabul edilirse bunun illa referanduma sunulma zorunluluğu olmaz.
Cumhurbaşkanı gerek görürse 400 ya da üzeri oyla kabul edilmiş bir anayasa değişikliğini referanduma sunabilir, ihtiyaç tespiti yapmazsa doğrudan yürürlüğe girmesini sağlayabilir. Ancak yeni anayasanın anayasa değişikliğinden niteliksel farkını, yeni anayasanın referanduma sunulmasının toplumsal, siyasal ve hukuksal meşruiyet açısından bir mecburiyet olduğunu asla unutmamak gerekir.
Bu gerekçelerle 28. Dönemde tamamlanması güç göründüğünden, Türkiye muhtemelen bir sonraki yasama döneminde, yani 29. Dönem TBMM’si eliyle yeni anayasasını yapacaktır. Meclis ne zaman yeni anayasayı yaparsa yapsın, yeni anayasa kanunu 400 veya daha fazla oyla kabul edilse dahi bu kanun mutlak surette referanduma sunulmalı ve halk yüzde elliden fazla bir oyla onayladığında yeni anayasa yürürlüğe girmelidir.
Yeni anayasa konusunda “temsili kurucu irade” olarak Meclis’in yaptığı kanuna, halkın “asli kurucu irade” olarak referandumda onay vermesi asil-temsilci ilişkisinin de zorunlu bir sonucudur. " ifadelerini kullandı.