Yunanistan’ın Midilli adasında köylüler isyan halindeler.
Çünkü, küçük baş hayvanlar arasında ortaya çıkan şap hastalığı yüzünden sürülerin tamamı için itlaf emir çıktı. Yunan makamları, hastalıklı hayvanları ayırmak yerine tüm sürüyü öldürmeyi tercih ediyor. Yüzlerce koyunu ve keçisi öldürülen köylülere hiç bir yardım ve destek verilmiyor.
Devleti protesto eden sürü sahiplerinden biri bağırıyor: “Atina’daki beyler bizimle dalga geçiyor. Hasta bir koyun yüzünden kontrol yapılmadan toplu katliam yapılıyor…”
Kızgın köylünün devamında söyledikleri ise daha ilginç…
“Bize Türkmüşüz gibi davranıyorlar. Biz Türk müyüz Yunan mıyız? Eğer Türk isek söylesinler de bilelim, Türkiye’ye iltica edip rahat edelim.”
Malum, Midilli Adası Türkiye’ye sadece 28 km mesafede. Yunan anakarasına mesafesi ise 200 kilometreyi buluyor. Bundan ötürü, “Atina bize Türkmüşüz gibi davranıyor” diyor.
Ancak köylünün isyanının altında başka bir psikolojik faktör de daha yatıyor. Bu olay Türkiye’de yaşansa çok daha bilimsel ve ileri yöntemlerle çözüleceğini, şayet hayvanları itlaf edilirse devletin zararı karşılayacağını biliyor. Bunun için “Türkiye’ye iltica edelim de kurtulalım” diyor.
Tabi ki şu aşamada Yunanistan’dan Türkiye’ye bir göç veya iltica dalgası beklemek hiç de gerçekçi değil. Ama özellikle adalarda yaşayan halkın Türkiye’deki bazı imkanlara özendiğini, Türkiye ile daha yakın ilişki kurmak istediğini söylememiz lazım. Bu durum, özellikle çiftçiler ve üreticiler için geçerli.
Yunan adaları, hammadde ve yan hizmetlere erişim açısından sıkıntılı yerler. Aynı şekilde, pazara erişimde de problemler var. Miçotakis hükümetin Avrupacı - liberal politikaları üreticileri zora sokuyor.
Türkiye’de ise çok çeşitli üretici destek programları mevcut. Devlet beslenme güvenliğini en önemi politika alanlarından biri olarak olarak seçtiği için tarımda muazzam destekler var. Hayvanlarını salgın veya afet sebebi ile kaybeden üreticiler, devletin koruma şemsiyesi altındalar.
Osmanlı’nın altın çağlarında adaların halkları çalışmak için Anadolu’ya gelirlerdi. Devletten ormanlar, çiftlikler, tarlalar kiralarlardı.
Bugün de Midilli’de, Sakız’da veya Sisam’da yaşayan çiftçi, ister istemez kendi durumunu Türkiye’deki imkanlar ile kıyaslıyor. Türkiye’de iş yapmanın daha avantajlı olduğunu görüyor. Yarın kapımızı çalarlarsa şaşırmamak lazım.