"Madem bölgemiz ve dünya yüz yılda bir denk gelen çok kritik süreçlerden geçiyor. Öyleyse siyasetin de buna adapte etmesi gerekiyor. Bakınız sadece lafla, sadece kuru hamasetle, sadece hakaret senfonisiyle hiçbir yere varılamaz. Merkezinde insan olmayan, eser ve hizmet üretme kaygısı olmayan bir siyasetten ne ülkeye ne de millete hayır gelmez. Yolsuzluk ve ahlaksızlık skandalları bunu çok net biçimde göstermiştir. Kimin milleti ve memleketi düşündüğü, kimin kariyerini düşündüğü ayan beyan ortaya çıkmıştır. Şunun bilinmesini isterim ki Türkiye'nin artık bu siyaset biçimine tahammülü yoktur. Bu zihniyetten kurtulmanın vakti çoktan gelmiştir.
Görüş ayrılıklarını, siyasi farklılıklarını korurken diyalog zeminini güçlendirecek, hizmette ve eserde yarışı esas alacak, millî menfaatler söz konusu olduğunda ortaklaşacak daha kuşatıcı, daha uzlaşmacı bir yaklaşıma ülkemizin ihtiyacı olduğuna inanıyoruz. Temennimiz, muhalefet cenahında da bu ihtiyacın farkına varılmasıdır.
Siyaseti kariyer, rant kapısı olarak görenlerin Türkiye'ye hiçbir faydası dokunmaz. Belediyelerdeki yolsuzluk skandalları bunu çok net biçimde göstermiştir''