Türkiye Uluslararası İslam Üniversitesi Rektörü ve Diyanet İşleri eski başkanı Prof. Mehmet Görmez, sosyal medyada "şer‘iyyet ve meşrûiyyet" kavramları üzerinden anlamından saptırılarak yapılan yorumlara 31 Ağustos tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden cevap vermişti. Görmez paylaşımında, iki yıl önce İslam Düşünce Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile gerçekleştirdiği bir sohbet sırasında dersin bir bölümünün izni olmadan alındığını ve konuşmanın maksadı dışında değerlendirildiğini ifade etti.
Anlamından koparılan paylaşımların ardından tartışmalara son vermek için ve “Kardeşlerimizi fitne ateşine odun taşıma vebalinden sakımak” için diyerek harekete geçti. “Tartışmalarda ölçülü olmak” gerektiğini hatırlatan Görmez, sosyal medya hesabında bir video yayınladı.
BİRBİRMİZİ SUSTURMAK YERİNE ANLAMAYA ÇALIŞALIM
Görmez, “Değerli kardeşlerim, her biri Allah'ın dinine farklı alanlarda hizmet eden kıymetli hocalarım, değerli dostlarım. Gelin, dinimizi, muazzez dinimizi birbirimizin öfkesinden koruyalım. Gelin, dini meselelerimizi nefislerimizin mücadele alanına çevirmeyelim. Gelin, birbirimizi susturmaya çalışmak yerine birbirimizi anlamaya çalışalım. Gelin, eleştirileri düşmanlık görmeyelim, itirazları husumet olarak değerlendirmeyelim. Farklılıklarımızı hemen sapkınlık olarak yaftalamayalım” şeklinde konuştu.
İslam dininin hocalar arasındaki tartışmalardan daha büyük olduğunu, bu dinin sahibi değil hizmetkarı olduğunu, tartışırken de konuşurken de ölçülü olunmasını gerektiğinin altını çizen Görmez, “Bir kardeşimiz susuyorsa susmayı da yenilgi olarak değerlendirmeyelim” ifadelerine yer verdi.
KARDEŞİLİĞİMİZİ İNCİTMEYELİM
Görmez hakikati ararken; adaletin gözetilmesi, kardeşliğin incitilmemesi, edebin korunması gerektiğini belirtti. Her ne olursa olsun hakikati savunurken “hakikatin ahlakını kaybetmeyelim” diyen Görmez İmam Şafii'nin bir sözünü hatırlattı: ‘Her kiminle münazara ettiysem onun hakka erişmesini, onun doğruyu bulmasını ve Allah'ın yardım ve inayetine mazhar olmasını diledim içimden. Hiçbir münazarada hakkın benim dilimden mi, yoksa muhatabımın dilinden mi ortaya çıkacağına aldırmadım. Benim için mühim olan Cenab-ı Hakk'ın hakikati ortaya çıkarmasıydı’ diyor”