27 Mayıs 1960 darbesinin üzerinden henüz iki gün geçmişti. Türkiye'nin İçişleri Bakanı İsmail Namık Gedik, Harp Okulu'nda tutuluyordu. Bir süre sonra ölüm haberi geldi. Resmi kayıtlara göre pencereden atlayarak intihar etmişti. Ancak otopsi yapılmadı, cenazesi ailesine gösterilmedi. Yıllar boyunca tanıkların birbirinden farklı anlatımları, ölümün üzerindeki sis perdesini daha da koyulaştırdı. Şimdi Gedik'in naaşı, 66 yıl sonra Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın yanına taşınacak.
İsmail Namık Gedik'in ölümünün ardından geride birçok cevapsız soru kaldı.
Bir tarafta 27 Mayıs 1960 sabahı başlayan askeri müdahale, diğer tarafta darbenin henüz üçüncü gününde Harp Okulu'ndan gelen ölüm haberi...
Daha Yassıada yargılamaları başlamamış, Adnan Menderes ve arkadaşları henüz mahkeme karşısına çıkarılmamıştı.
Fakat Demokrat Parti hükümetinin İçişleri Bakanı Namık Gedik artık hayatta değildi.
Resmi açıklama, onun Harp Okulu'nda tutulduğu sırada pencereden atlayarak yaşamına son verdiği yönündeydi.
Fakat Gedik'in ölümüne ilişkin soru işaretleri, 29 Mayıs 1960'ta yapılan bu açıklamayla sona ermedi. Tam tersine, yıllar içerisinde ortaya çıkan farklı tanıklıklar ve ailesinin bazı fertlerinin değerlendirmeleri, olayın nasıl gerçekleştiği konusunda tartışmaların sürmesine neden oldu. Atatürk Ansiklopedisi'nde yer alan akademik çalışmada da Gedik'in ölümünün kesin biçimde açıklığa kavuşmadığı, otopsi yapılmadığı ve farklı tanıkların birbirinden ayrılan anlatımlarının bulunduğu belirtiliyor.
DOKTORLUKTAN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA
İsmail Namık Gedik, 1911'de İstanbul'da dünyaya geldi.
Kabataş Erkek Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne girdi. 1936'da doktor olarak mezun oldu. Bir süre hekimlik yaptıktan sonra siyasete yöneldi.
Demokrat Parti saflarında siyasete giren Gedik, 1950'de Aydın milletvekili seçildi.
Adnan Menderes hükümetlerinde ise Türkiye'nin iç güvenliğinden sorumlu isimlerden biri haline geldi.
İlk kez 1954 yılında İçişleri Bakanlığı görevine getirildi. Bir süre sonra görevden ayrılan Gedik, 22 Aralık 1956'da yeniden İçişleri Bakanı oldu.
İkinci bakanlık dönemi, Türkiye'nin siyasi tarihindeki en çalkantılı yıllardan birine denk geldi.
6-7 Eylül olayları, Uşak ve Yeşilhisar hadiseleri, Meclis Tahkikat Encümeni, üniversite olayları ve 21 Mayıs 1960'taki Harbiyeli yürüyüşü...
Gedik, bütün bu gelişmelerin yaşandığı dönemde İçişleri Bakanlığı koltuğunda bulunuyordu.
6-7 EYLÜL OLAYLARI
Gedik'in siyasi hayatındaki en tartışmalı dönemlerden biri 6-7 Eylül 1955 olayları oldu.
İstanbul ve İzmir'de gayrimüslim vatandaşlara ait ev, iş yeri ve ibadethanelerin hedef alındığı olayların ardından hükümetin güvenlik politikaları yoğun biçimde tartışıldı.
Dönemin İçişleri Bakanı olması nedeniyle Gedik de eleştirilerin merkezindeki isimlerden biriydi. Atatürk Ansiklopedisi'ndeki çalışmada, olayların ardından özellikle iç güvenlik ve asayişten sorumlu olması nedeniyle Gedik'in muhalefetin hedef aldığı hükümet üyelerinden biri olduğu aktarılıyor.
Gedik ise yıllar sonra 6-7 Eylül olaylarına ilişkin verdiği yeminli ifadede, olayların önceden haber alınmadığını ve gelişmeleri olaylar sırasında öğrendiğini savundu.
27 MAYIS'A GİDEN KARANLIK GÜNLER
1959 ve 1960 yıllarında Demokrat Parti ile muhalefet arasındaki gerilim giderek arttı.
Uşak ve Kayseri-Yeşilhisar olayları, Meclis Tahkikat Encümeni'nin kurulması ve üniversitelerdeki protestolar siyasi atmosferi sertleştirdi.
21 Mayıs 1960'ta Harbiyeli öğrencilerin Ankara'daki yürüyüşü ise askeri müdahalenin hemen öncesindeki kritik gelişmelerden biri oldu.
Beş gün sonra Türkiye radyodan duyurulan bir bildiriyle uyandı.
27 Mayıs 1960.
Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koymuştu.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Demokrat Parti'nin çok sayıda yöneticisi gözaltına alındı.
Gedik de bunların arasındaydı.
Ancak onun için süreç diğerlerinden çok daha kısa sürecekti.
DARBEYİ GÖRDÜ, YASSIADA'YI GÖREMEDİ
Namık Gedik, Ankara'daki evinden alınarak Harp Okulu'na götürüldü.
Dönemin tanıklıklarına göre Gedik, tutukluluğu sırasında ağır hakaretlere maruz kaldı.
Atatürk Ansiklopedisi'nde aktarılan gazeteci Turhan Dilligil'in anlatımına göre, Gedik'in kaldığı odanın önünde gruplar halinde askerler bulunuyor ve kendisine yönelik ağır ifadeler kullanılıyordu. Dönemin Tuğgenerali Sıtkı Ulay da Gedik'in 27 Mayıs öncesinde ve sonrasında yoğun biçimde tepki ve hakaretlerle karşılaştığını anlatıyordu.
Ve darbeden yalnızca iki gün sonra...
29 Mayıs 1960.
Namık Gedik hayatını kaybetti.
Henüz Yassıada mahkemeleri kurulmamıştı.
Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın idamlarına daha bir yıldan fazla zaman vardı.
Gedik ise darbenin hemen ardından hayatını kaybeden ilk üst düzey Demokrat Parti yöneticilerinden biri oldu. Atatürk Araştırma Merkezi'nin yayımladığı bir çalışmada da Gedik'in ölümü, darbe sonrasında yaşanan ve nasıl gerçekleştiği tam olarak açıklığa kavuşmayan ilk trajik olaylardan biri olarak nitelendiriliyor.
RESMİ AÇIKLAMA: İNTİHAR
Gedik'in ölümünden sonra kamuoyuna yapılan açıklamaya göre İçişleri Bakanı, Harp Okulu'nda bulunduğu sırada odasının penceresinden kendisini aşağıya bırakmıştı.
Böylece olay, intihar olarak kayıtlara geçti.
Fakat hikâyenin tartışmalı kısmı tam da burada başladı.
Çünkü Gedik'in ölümünü çevreleyen şartlar yıllar boyunca farklı biçimlerde anlatıldı.
En önemli ayrıntılardan biri ise otopsi yapılmamış olmasıydı.
Cenaze de ailesine gösterilmeden, sınırlı sayıda kişinin katılımıyla defnedildi. Bu durum, ölümün gerçek biçimine ilişkin soruların sonraki yıllarda da devam etmesine yol açtı.