"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 84. duruşmasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, savunma yapan tutuksuz sanık reklamcı Ahmet Talha Bilgin, şirketin kurulduğu günden bu yana açık hava reklamcılığıyla uğraştığını, hiçbir dönemde herhangi bir kamu kurumuna ait bir metrekare yer kiralamadıklarını ve kullanmadıklarını söyledi.

İddianamede yer alan, ihalelere teklif sunmaya yönelik eylemle ilgili Bilgin, "Sadece 2020 yılında Kültür AŞ'nin daveti üzerine iki ihaleye teklif sundum ve iki ihaleyi de kazanamadım. Dikkat edilirse sunduğum teklifler muhammen bedele uygun, o günkü şartlarımıza göre hesaplanarak sunduğumuz makul teklifler. Ancak kazanamayınca anladım ki ben ticaretime bildiğim yoldan devam etmeliyim ve bir daha da ihalelere girmedim." dedi.

Bilgin, Kültür AŞ ve Medya AŞ ile muvazaalı sözleşme yapıp rüşvet verdiği iddiasını reddederek, kendisine bildirilen masrafları ödediğini ve bunları resmi hesabından kurumların resmi hesabına fatura karşılığı yaptığını savundu.

'4 AY ÖNCEDEN YILBAŞI HEDİYESİ ALINDIĞI NEREDE GÖRÜLMÜŞTÜR?'

Tutuksuz sanık iş insanı Mert Saraç, organizasyon şirketi yetkilisi olduğunu ifade ederek, iddianamede, muhtelif kültürel sanatsal etkinlikler, muhtelif kültür sanat organizasyonları, bu etkinlik ve organizasyonların tanıtım ve duyuru hizmetleri ile muhtelif baskılı materyallerin temini işi için yapılan ihalede alt yüklenici konumunda olması sebebiyle yargılandığını söyledi.

Kültür AŞ ile sadece ilgili ihale için çalıştığını, ana ihaleye şirket olarak katılım sağlamadığını, herhangi bir teklifte bulunmadığını anlatan sanık Saraç, Kültür AŞ'nin ana ihaleyi alması sonrasında alt yüklenici olarak hizmet verdiklerini, alt yüklenici olduktan sonra da işi istenen şekilde teslim ettiklerini, faturalandırmalar yaptıklarını aktardı.

İddianamede yer alan ilgili firma tarafından kendisine faturalar yönlendirildiğini, kendisinin de bu faturalar karşılığında ödemeler yaptığını dile getiren sanık Saraç, "Herhangi bir mal veya hizmet almadan kesilen bu faturalara karşılık yapılan ödemelerin sebebi ise tamamen ticari baskılama ve zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Şöyle ki, bahsettiğim gibi ben Kültür AŞ ile bir kez çalıştım. Normalde bu faturalandırma sürecinde Spor AŞ ile birden fazla kez çalışıyorken teklifler sundum. Spor AŞ'den alacağım ödemeleri ya alamıyordum ya da çok geç alıyordum. Ayrıca yine aynı dönemde devam eden faturalandırdığım işlerim vardı." dedi.

Aynı dönemde birisinin Emrah Bağdatlı'nın (sanık) adını vererek kendisiyle iletişime geçtiğini, ismen bu kişiyi hatırlamadığını ifade eden sanık Saraç, süreçle ilgili şunları söyledi:

"Bana mevcut ödemelerimi alabilmem ve işlerimin de devam edebilmesi için yönlendirilecek faturaları ödemem gerektiğini söyledi. Ben hem devam eden işlerimin tehlikeye girmemesi hem de kalan ödemelerimi alabilmek adına mecburen ödemeleri yaptım. Bana bileklik faturası kesmişler, benim bu kadar bileklikle ne işim olabilir? 'Yılbaşı hediyesi diye aldı' demişler, faturalar ağustos ve eylül aylarına ait. '4 ay önceden yılbaşı hediyesi alındığı nerede görülmüştür?' sormak isterim. Şirketim bu işlemler karşılığında hiçbir maddi ya da manevi fayda sağlamamıştır, ödeme dışında herhangi bir yönlendirici rolüm veya bilgi sahibi olduğum bir husus yoktur. Tarafımıza yöneltilen bu işlemler dışında faturaların hazırlanış süreci, içerik denetimi, organizatör yapısı ya da paranın akıbetine, ne için kullanıldığına ilişkin herhangi bir bilgiye de sahip değilim."

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek