ABD'nin Irak'tan çekilme süreci ve İsrail'in Orta Doğu'daki saldırıları sürerken, ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor TRT World'e konuştu. Macgregor, bölgede Sykes Picot düzeninin bittiğini ve belirleyici gücün Türkiye olacağını söyledi.

Saddam Hüseyin rejimini devirmek için Mart 2003'te Irak'ı işgal eden ABD, 23 yıllık sürecin ardından ülkedeki askeri varlığını sonlandırıyor. İki ülke arasında 2014 yılında imzalanan askeri stratejik anlaşma uyarınca Irak'ta bulunan 9 askeri üste 5 bine yakın ABD askeri görev yapıyordu. Diğer yandan İsrail ordusunun son üç yılda Gazze, Lübnan, İran, Suriye ve Yemen'de yaklaşık 100 bin noktaya düzenlediği saldırılar bölgedeki tansiyonu en üst seviyeye taşıdı. soykırımcı İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda şehit sayısı 74 bini, yaralı sayısı ise 175 bini aştı.

Bölgede yaşanan bu tarihi kırılmaların gölgesinde, ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor, TRT World kanalında yayınlanan Strait Talk programında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. ABD'nin Orta Doğu'daki varlığı, İsrail'in stratejisi ve bölgenin geleceğine dair konuşan Macgregor, Washington ve Tel Aviv yönetimlerine yönelik sert eleştiriler getirdi.

"BİZ BİR KEZ AYRILDIĞIMIZDA GERİ DÖNMEYİZ"

ABD'nin esas itibarıyla deniz ve hava gücüne dayanan bir ülke olduğunu belirten Macgregor, "Bölgede yaşayan herkesin anlaması gereken bir şey var. Biz bu bölgenin kalıcı bir parçası değiliz. Yani Orta Doğu'da yaşamıyoruz. Asya'da yaşamıyoruz. Avrupa'da yaşamıyoruz. Bir bölgeye girdiğimizde, oradaki varlığımız kaçınılmaz olarak geçicidir." dedi.

İnsanların son 80 yılda yaşananlara bakarak ABD'nin kalıcı olduğunu düşündüğünü ancak bunun doğru olmadığını anlatan Macgregor, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla mesele, bir gün bölgeden çekilip çekilmeyeceğimiz değil. Çekileceğimiz kesin. Asıl mesele, bunu nasıl yapacağımız, ne kadar hızlı ve ne kadar ani bir şekilde gerçekleştireceğimizdir. Afganistan'dan ne kadar ani, plansız ve kötü bir şekilde çekildiğimizi gördünüz. Bu, siyasi liderliğin bir sonucuydu. Vietnam'dan çekildiğimizde biraz daha iyi bir iş çıkardık. Ancak arada çok büyük bir fark yoktu. Ancak hatırlanması gereken en önemli nokta şu: Biz bir kez ayrıldığımızda geri dönmeyiz. Orta Doğu'dan bir kez çekildiğimizde, artık orada olmayacağız."

"İSRAİL'İN NÜKLEER SİLAH KULLANMASINDAN ŞÜPHELENİYORUM"

İran'ın coğrafi yapısına ve büyüklüğüne dikkat çeken Macgregor, 93 milyon nüfuslu kıtasal bir güce karşı savaş yürütmenin zorluklarına değindi. İran'ın yüzölçümünün neredeyse Batı Avrupa kadar olduğunu ve etrafının dağlarla çevrili olduğunu hatırlatan Macgregor, "Biz ise akılsızca bir karar vererek İran halkının üzerine yeterince mühimmat ve TNT bombası yağdırırsak onların irademize boyun eğeceğini düşünüyoruz. Aslında onlardan talep ettiğimiz şeyin, açıkça görüldüğü üzere, İsraillilerin istediği şey olduğunu biliyoruz. Çünkü bu, bölgede Yahudi üstünlüğünü tesis etmeye yönelik bir İsrail savaşıdır." diye konuştu.

Bölgedeki çatışmaların kontrolden çıkma riskine vurgu yapan Macgregor, nükleer tehdit konusunda çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "En büyük korkum, bu savaşın bir sonraki aşamasını başlattığımızda ve uygulanan stratejinin işe yaramadığı açıkça ortaya çıktığında, taktik nükleer silah kullanımına yönelmek için baskı oluşmasıdır. Umarım böyle bir şey yaşanmaz. Ancak Washington'da bu ihtimali gündeme getiren akılsız ve düşüncesiz insanlar var. İsraillilerin de nükleer silah kullanımını ciddi biçimde değerlendireceğini düşünüyorum. Nükleer silah kullanacak biri çıkarsa bunun muhtemelen İsrail olacağından şüpheleniyorum." ifadelerini kullandı.

"SYKES PICOT BİTTİ, BELİRLEYİCİ AKTÖRLER TÜRKİYE VE İRAN OLACAK"

Savaşın sona ermesinin ardından Orta Doğu'da ortaya çıkacak yeni tabloyu da değerlendiren emekli Albay Macgregor, Birinci Dünya Savaşı'nın mirasının artık geçerliliğini yitirdiğini söyledi.

Bölgedeki sınırların yeniden şekilleneceğini belirterek, "Sykes Picot Anlaşması'yla şekillenen düzen sona erdi. Bitti. Artık yok." diyen Macgregor, uzun vadede varlığını sürdürecek üç ulusal devlet yapısı olduğunu ifade etti. Macgregor, bu devletleri şu sözlerle sıraladı:

"Bunlar neredeyse birer medeniyet devleti niteliğinde. Birincisi, bizim İran dediğimiz ama hâlâ Pers olarak da anılan İran. İkincisi, Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasını taşıyan Türkiye. Türkiye de kendine özgü bir medeniyet anlayışına sahip başka bir medeniyet devletidir. Üçüncüsü ise Mısır."

Büyük Britanya, Fransa ve ABD gibi emperyalist güçler tarafından şekillendirilmiş eski sınırların ortadan kalkacağını ve mevcut yapıların büyük bölümünün yok olacağını anlatan Macgregor, "Geri kalan bölgenin nasıl şekilleneceğine ise az önce sözünü ettiğim üç güç karar verecek. Bana kalırsa bu süreçte başlıca belirleyici aktörler Türkiye ve İran olacak. O zaman geldiğinde, bu iki gücün aralarındaki farklılıkları mümkün olduğunca çözmek ve yeni bir istikrar oluşturmak için yeterince akıllıca ve hızlı hareket etmesini umuyorum. Çünkü biz artık orada olmayacağız." dedi.

"İSRAİL SOYKIRIMCI DÜRTÜLERİNDE ISRAR EDERSE BAŞARISIZ OLACAK"

İşgalci İsrail'in geleceğine dair de uyarılarda bulunan Macgregor, Tel Aviv yönetiminin mevcut savaşı bir ölüm kalım meselesine dönüştürmesinin korkunç bir hata olduğunu vurguladı.

Bu yaklaşımın İsrail'in varlığını sürdürebilmesi için fazla bir alan bırakmadığına dikkat çeken Macgregor, "İsrail yönetimi soykırımcı dürtülerinde ısrar ederse ve bölgedeki düşmanlarının neredeyse tamamını öldürmek için bizi kullanabileceğini düşündüğü planı uygulamaya çalışırsa başarısız olacak. Böyle bir durumda İsrail'in varlığını sürdürmesi çok zorlaşacak." değerlendirmesinde bulundu.

Yorumlar 1 Yorum Var
  • Bülent DUMAN 10.10.2026 11:36
    çok güzel anlatmış