Suudi siyasi analist Mübarek el-Ati, şu anda Suudi Arabistan'da sekiz binden fazla Pakistan askeri personeli görev yaptığını söyleyerek Türk istihbaratıyla bilgi paylaşımının ve Türk silahlarının bu süreçte kullanıldığını ifade etti.
Yemen'de Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduran İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği saldırılarda 12 kişi hayatını kaybetti.
Bölgede artan gerilimin ardından Suudi siyasi analist Mübarek el-Ati, BBC News Arapça yayınına katılarak yaşanan son gelişmelere ve ağustos ayında Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan tarihi Mekke Savunma İttifakı Anlaşması'na dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"MÜCADELE ETMEK İÇİN DÖRT AYRI HAT BULUNUYOR"
Suudi Arabistan'ın Yemen'deki krizle askeri açıdan mücadele etmek için kurduğu stratejiyi detaylandıran el-Ati, "Suudi Arabistan'ın Yemen'deki krizle askeri açıdan mücadele etmek için dört ayrı hattı bulunuyor. Birincisi, Yemen silahlı kuvvetleri. Bunlara hava kuvvetleri ve insansız hava aracı birlikleri de ekleniyor. İkincisi, son derece önemli olan Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu. Bu koalisyon yeniden etkinleştirildi ve bazı ülkeler de koalisyona katıldı." dedi.
Savunma stratejisinin diğer ayaklarına da dikkat çeken el-Ati, "Üçüncüsü, 7 Ağustos'ta imzalanan Mekke İttifakı. Dördüncü ve en önemli hat ise Suudi Arabistan Kraliyet Hava Savunma Kuvvetleri. Suudi Arabistan'ın dayandığı temel güç budur. Bu kuvvetler 11 bin İran füzesini düşürdü. Füze düşürme faaliyetleri devam ediyor. Son olarak bugün Husilere ait dört füze daha düşürüldü." diye konuştu.
"YENİ SAVAŞ ALANLARI AÇMAK YERİNE SAVAŞLARI SONA ERDİRMEYİ AMAÇLIYOR"
Mekke İttifakı'nın herhangi bir saldırıyı caydırmayı hedefleyen savunma odaklı bir yapı olduğuna vurgu yapan el-Ati, "Ülkelerin sınırları dışında operasyonlar yürütmek amacı taşımıyor. Bu nedenle Mekke Anlaşması, yeni savaş alanları açmak yerine savaşları sona erdirmeyi amaçlayan bir mekanizma olarak tasarlandı. Her türlü imkanı kullanarak herhangi bir çatışmayı önlemek için çalışıyor." ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın halihazırda istihbarat bilgilerinin paylaşılması yoluyla etkinleştirilmiş durumda olduğunu anlatan el-Ati, "Ayrıca Pakistan ve Türkiye gibi bazı ülkelerin ordularının sahip olduğu yeni teknolojik sistemler de bu süreçte kullanılıyor. Suudi Arabistan'ın askeri sektörlere ayrılması ve ardından ülkenin geniş hava sahasının bu sistemlerle korunması sağlanıyor." dedi.
"TÜRKİYE'NİN ASKERİ TEKNOLOJİLERİ SUUDİ ARABİSTAN'A AKTARILIYOR"
Anlaşmanın hukuki ve anayasal süreçlerine de değinen el-Ati, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bugüne kadar anlaşmayı henüz onaylamadığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
"Ülke sınırları dışında askeri harekat yürütülmesinin parlamento onayı gerektirdiğini düşünüyorum. Ancak bu durum, anlaşmanın parlamentodan geçene kadar askıya alınacağı anlamına gelmiyor. Anlaşma etkinleştirilecek. Bu, ilgili ülkelerin anayasalarının izin verdiği ve hükümleriyle çelişmeyen çerçeveler içinde gerçekleştirilecek. Bu arada Pakistan Parlamentosu da henüz anlaşmayı onaylamadı. Bunun nedeni, parlamentonun tatilde olması."
Sürecin farklı diplomatik ve askeri kanallardan ilerlediğini belirten el-Ati, "Anlaşma başka yollarla da etkinleştiriliyor. Bunlar arasında ikili anlaşmalar ve Türkiye'nin sahip olduğu askeri teknolojilerin Suudi Arabistan'a aktarılması ve ülkede yerelleştirilmesi de bulunuyor. Ayrıca şu anda Suudi Arabistan'da sekiz binden fazla Pakistan askeri personeli görev yapıyor." değerlendirmesinde bulundu.
"RİYAD ÇATIŞMANIN YEMEN TOPRAKLARI İÇİNDE KALMASINI İSTİYOR"
Suudi Arabistan'ın mevcut güvenlik endişelerine cevap veren el-Ati, Riyad yönetiminin stratejik hedeflerini şu sözlerle özetledi:
"Suudi Arabistan'ın endişe içinde olduğu söylendiğinde şunu anlamak gerekiyor: Suudi Arabistan bugün askeri harekatı bir dizi kısıtlamayı ve hassasiyeti gözeterek yürütüyor. Riyad, çatışmanın Yemen toprakları içinde kalmasını istiyor."
"TÜRKİYE BAŞKA BİR ÜLKE TOPRAĞINA ASKER GÖNDERİP ORADA BİR SALDIRI YAPMAYACAK"
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nın bir savunma anlaşması olduğunu belirterek, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye, başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak." demişti.