Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın imzaladığı Mekke Savunma İttifakı yankı uyandırmaya devam ediyor. Eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, ittifakın önemine dikkat çekerek Türkiye'nin bölgedeki güçlü rolüne vurgu yaptı.
Husilerin Suudi Arabistan'da bir haftada 5 havalimanını hedef aldığı 10 saldırıda 19 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Bugün başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, en fazla hedef alınan havalimanı oldu ve saldırılar nedeniyle havalimanındaki operasyonlar geçici olarak durduruldu.
Yaşanan bu sıcak gelişmelerin gölgesinde, Katar merkezli El Cezire televizyonuna konuk olan eski Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa, ittifakın geleceği, Mısır'ın tutumu ve Türkiye'nin bölgedeki rolüne dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
"İTTİFAK HENÜZ İLK AŞAMALARINDA"
Mekke Anlaşması'nın önemli bir gelişmenin parçası olduğunu belirten Amr Musa, "Şimdi mutlaka sana da benimle ve başkalarıyla konuşulduğu gibi, 'Peki, Husiler şunu yaptığında bu ittifak neredeydi?' diye soranlar olmuştur. Gerçek şu ki ittifak henüz ilk aşamalarında." dedi. Savunma ittifakının kime karşı olduğunun mutlaka belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Musa, başka ülkelerin de bu oluşuma katılabilmesi için hedefin netleşmesinin birinci mesele olduğunu vurguladı. İttifakın Kızıldeniz bölgesini kapsayıp kapsamadığı sorusunun kritik olduğunu anlatan Musa, "Eğer deniz trafiğinin tehdit altında olduğu Kızıldeniz bölgesini, hatta denizleri kapsıyorsa, Mısır olmadan Kızıldeniz hakkında konuşmak mümkün değildir." ifadelerini kullandı.
"MISIR REDDETMEDİ, SADECE TEMKİNLİ DAVRANMAK İSTEDİ"
Sunucunun Mısır'ın neden bu ittifakın bir parçası olmadığı yönündeki sorusunu cevaplayan Musa, Kızıldeniz söz konusu olduğunda Mısır'ın şu ya da bu şekilde mutlaka orada olacağını dile getirdi. Kızıldeniz'i korumaya veya burada yeni bir politika oluşturmaya yönelik herhangi bir düzenlemenin Mısır olmadan yapılmasının gerçeklerden çok uzak bir düşünce olduğunu belirten Musa, "Benim görüşüme göre Mısır reddetmedi, sadece temkinli davranmak istedi. Mısır'da, tam kapsamlı bir Arap ittifakı olmadığı sürece ittifaklara mesafeli durma geleneği vardır." diye konuştu. Bu siyasi doktrinin Bağlantısızlar Hareketi ve Cemal Abdünnasır döneminden de öncesine, Kral ve Mustafa en-Nahhas dönemlerine dayandığını aktaran Musa, Orta Doğu'nun geçmişte İngilizler, Fransızlar ve ardından Amerikalılar gibi büyük Batılı güçlerin kontrolü altında kaldığını hatırlattı.
"BİR TARAFA KARŞI ASKERİ GÜÇ OLUŞTURULMASINA KATILMAYACAĞIM"
Mısır'ın siyasi literatüründe 1940'lı yıllardan itibaren ittifaklara mesafeli duruşun sık sık dile getirildiğini belirten Musa, şunları kaydetti: "Mısır, birbiri ardına gelen dönemlerde ve hükümetlerde, düşmanın başka bir büyük devlet olduğu ittifaklara katılmanın kendisiyle ilgisi olmadığını düşündü. Bizim bu meselede ne çıkarımız var ne de sorumluluğumuz." Mısır'ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olduğu 1950'li yıllarda da bu konuyu gündeme taşıdığını hatırlatan Musa, "O dönemde yaşanan veya yaklaşmakta olan Soğuk Savaş'la ilgili olarak, 'Bir tarafa karşı askeri güç oluşturulmasına katılmayacağım' dedi." ifadelerini kullandı. Mısır'ın mevcut biçimiyle uluslararası bir askeri güç oluşturulmasına katılmayacağını belirterek oylamada çekimser kaldığını anlatan Musa, bunun Üçüncü Dünya Hareketi'nin ilk adımları olduğunu ve Güvenlik Konseyi tutanaklarında yer alan tarihsel bir gerçek olduğunu vurguladı.
"İSRAİL TEMEL BİR GÜÇSE TÜRKİYE DE TEMEL BİR GÜÇTÜR"
Programda Türkiye'nin bölgedeki artan nüfuzu ve rolü de masaya yatırıldı. Sunucunun, bölgede İsrail ve İran'ın yanı sıra Türkiye'nin de temel bir güç olarak varlığını sorması üzerine Musa, "Kardeşim Ali, Türkiye güçlü ve önemli bir devlettir. İsrail temel bir güçse Türkiye de temel bir güçtür. Bölgede var olan tek güç İsrail değil." dedi. Mekke İttifakı'nın kurulmasına ilişkin belgede yer alan 5. maddeye dikkat çeken Musa, "Buna göre bir tarafa yönelik saldırı, bütün taraflara yönelik saldırı kabul ediliyor ve dolayısıyla kapsamlı bir savunma tutumu benimsenmesi gerekiyor." diye konuştu. Mısır gibi bir ülkenin veya Mısırlı siyasi düşünürlerin temkinli yaklaşmasının nedenlerinden birinin de bu bağlantı olduğunu ifade eden Musa, düşmanın kim olduğu, Kızıldeniz'in kapsama dahil olup olmadığı ve Arap Ortak Savunma Anlaşması'yla nasıl bir bağlantı kurulacağı gibi soruların netleşmesi gerektiğini belirterek, Mısır'ın Mekke Anlaşması karşısındaki tutumunun reddetmek değil, temkinli davranmak olduğunu yineledi.
"TÜRKİYE SON DERECE SAYGIN BİR ÜLKEDİR"
New York'ta Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati'nin de yer aldığı dörtlü grup görüşmelerine değinilen programda, Türkiye ve İran ile İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında ortaklıklar bulunduğu hatırlatıldı. Sunucunun, Türkiye'nin nüfuzunu genişletmek isteyen bir devlet olarak Arap ülkeleri için endişe verici olup olmadığını sormasını eleştiren Musa, çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "'Endişe verici' çok ağır bir ifade. Bazı konularda soru işaretleri, hatta şaşkınlık yaratan hususlar bulunduğunu söyleyebilirsiniz. Ancak Türkiye'yi endişe verici bir devlet olarak görmemizin yanlış olduğunu düşünüyorum. Türkiye bölgede varlığını sürdüren bir devlettir ve biz Türkiye gibi ülkelerle ve diğer devletlerle ilişki kurabilecek durumdayız. Üstelik Türkiye son derece saygın bir ülkedir." dedi.
"ERDOĞAN VE EKİBİ İKTİDARA GELDİĞİNDEN BERİ YENİ BİR YAKLAŞIM BENİMSENDİ"
Türkiye ile büyük bir ekonomik iş birliği olanaklarının halihazırda mevcut olduğunu anlatan Musa, Türkiye'nin Arap dünyasında, Afrika'da ve başka bölgelerde hızla ilerlediğini kaydetti. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan üçlü ittifakın, Türkiye'ye duyulan şüpheye değil, varlığının memnuniyetle karşılanmasına dayandığını vurgulayan Musa, "Şartlar değişiyor. Türkiye, Arap dünyasına ve Orta Doğu'ya birkaç yıl önce daha fazla açılmaya başladı. Arap ülkeleri de tutumlarını yeniden değerlendirdi. Gerçekten de Erdoğan ve ekibi iktidara geldiğinden beri yeni bir yaklaşım benimsendi. Araplarla ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını açma hedefiyle hareket ettiler." ifadelerini kullandı.