İstanbul'da iş adamlarını haraca bağlayan, hakkında 143 ayrı eylemde 161 milyar liralık kamu zararı tespit edilen ve "çıkar amaçlı suç örgütü lideri" olduğu iddiasıyla 2 bin 352 yıla kadar hapsi istenen Ekrem İmamoğlu'nun 101'inci celsedeki 4 günlük savunması tamamlandı.
Davanın siyasi olduğunu öne sürerek tüm iddiaları tek tek çürüteceğini vaat eden ve duruşmaların canlı yayınlanmasını talep eden muhalefet temsilcileri, ortaya saçılan somut itiraf ve deliller karşısında adeta sus pus oldu. Duruşmalar ilerledikçe inandırıcılığını yitiren İmamoğlu'na, mahkeme salonunda sergilediği ciddiyetten uzak tavırlar nedeniyle kendi muhalif çevresince verilen destek de giderek azaldı.
MAĞDURİYET ALGISI
4 gün boyunca yaklaşık 20 saat süren savunması boyunca dosyadaki somut eylemlere yanıt vermekten kaçınan İmamoğlu, 4 bin sayfalık iddianameyi "iftiraname" olarak adlandırıp mağduriyet algısı oluşturmaya çalıştı.
Kürsüdeki saatlerini İBB icraatlarını anlattığı slayt gösterileri ve siyasi söylemlerle doldurarak mahkeme salonunu bir miting alanına çevirmek isteyen sanık, savunması sırasında İstiklal Marşı'na atıfta bulunarak "Bu mısra benim için yazılmış" bile dedi. Tarihsel atıflar, duygusal tiratlar ve mağduriyet söylemleriyle kamuoyunu yanıltmayı hedefleyen İmamoğlu, dosyanın özü olan usulsüzlüklere değinmekten ısrarla kaçındı.
ÇAPRAZ SORGUDA KÖŞEYE SIKIŞTI
Siyasi nutukların ardından geçilen çapraz sorguda ise İmamoğlu, Mahkeme Başkanı ve duruşma savcısının teknik soruları karşısında adeta çaresiz kaldı.
Parti binasının satın alınmasında bavullarla taşınan gayrıresmi paralar ve kasada sayılan milyonlar sorulduğunda, şüpheli para transferlerinde en yakın kurmayları Tuncay Yılmaz ve Fatih Keleş'in başrolde olduğu görüntüler hatırlatıldı. İmamoğlu ise "İfade vermişler zaten. Benim bilgim yok, sonradan öğrendim" diyerek sorumluluğu yine en yakın çalışma arkadaşlarının üzerine attı.
RÜŞVET BAVULLARINI SAVUNDU
İSKİ hak edişleri karşılığında Emirgan'daki Boğaz manzaralı villaları İmamoğlu İnşaat'a devretmek zorunda kaldığını belirten müteahhit Ali Nuhoğlu'nun "Kar etmedim, hak edişler için verdim" itirafları hatırlatıldığında İmamoğlu, "Ben namusumla ticaret yaptım" sözlerine sığındı.
Duruşmada etkin pişmanlıktan yararlanan Adem Soytekin ile yüzleşen İmamoğlu, Soytekin'in "Bağış denilen her şey rüşvet çıktı. KİPTAŞ hak edişlerinde para sizin adınıza istendi" sorularına "Adem bu soruların senin olduğundan bile şüpheliyim, sana teessüf bile etmiyorum" yanıtını verdi.
HARACA 'HERKES MEMNUN' SAVUNMASI
Bodrum Ortakent'teki villaların devri ve masa başında elden sayılan 1 milyon euro nakit parayla ilgili sorulara "Babamın parasıdır" demekle yetinen İmamoğlu, paranın kaynağına ilişkin resmi belge sunamadı. Şişli'deki rant iddiaları ve Medicana Hastanesi sürecinde istenen 8 milyon dolarlık usulsüzlük hatırlatıldığında İmamoğlu, "Rızalık alındı, herkes memnun" diyerek skandalı meşrulaştırmaya çalıştı.
Hastane sahibi Hüseyin Bozkurt bu durumu "haraç" olarak nitelendirmişti. Mahkeme Başkanı, Adem Soytekin'in cezaevindeyken aldığı ve el yazısına benzetilen "Adem dik dur, bizi satma" notunu sorduğunda ise İmamoğlu alaycı bir dille, "Hatırlamıyorum, yazmışsam yazmışımdır. Bizim oralarda horon dik oynanır" yanıtını verdi.