Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu Mehmet Ali Birand'ın sunduğu 32. Gün programında 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesindeki gençlik hareketlerini, cezaevi sürecini ve ihtilale giden ortamın perde arkasını değerlendirdi. 1980 yılına kadar Milliyetçi Hareket Partisi'nde (MHP) Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulunan, darbenin ardından MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası kapsamında 7,5 yıl Mamak Cezaevi'nde kalan Yazıcıoğlu, cezaevinde geçen günlerine ve dönemin şartlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Olayların kendi dönemi ve şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yazıcıoğlu, "Bizim 1969 yıllarında ülkücü hareket içerisine girdiğimiz dönemde, Avrupa'da meydana gelmiş olan Marksist öğrenci hareketlerinin Türkiye'ye yansıdığı ve Türkiye'de de üniversitelerin ihtilal alanı, prova alanı haline getirildiği bir dönemde adeta içine geldik, girdik. Anadolu'nun çocukları olarak biz okumaya, tahsil yapmaya ve ülkemiz için bir şeyler yapmaya gelmiştik." dedi.
"KUVA-Yİ MİLLİYE HAREKETİ GİBİ HAREKETE GEÇİLDİ"
Üniversitelerde milli değerlere yönelik saldırılarla karşılaştıklarını dile getiren Yazıcıoğlu, "Önümüzde İstiklal Marşı'na şovenizmin simgesi diyen, bayrağa karşı hareket yapan ve Türkiye'nin özellikle milli değerlerine, milletin milli değerlerine hakaret eden ve üniversiteyi anarşi içerisine çeken bir şeyle karşı karşıya kaldık. İşte orada, tabii ki refleks olarak da ülkücü gençlik, aynı Kuva-yi Milliye hareketinin olduğu gibi kendisini savunma içgüdüsüyle harekete geçmiştir. Bir anda kavga 12 Eylüllere kadar yayılarak gelmiştir." diye konuştu.
"HÜCRELERDE SAĞCISIYLA SOLCUSUYLA BİZLER VARDIK"
Darbe sonrasında cezaevinde sol görüşlü mahkumlarla bir araya geldiklerini anlatan Yazıcıoğlu, "İhtilal olduğu zaman bir kısım solcu gençlerle biz aynı hücrelerde yattık. Bu defa biz hücrelerde 12 Eylül öncesindeki hareketleri sorguladık. 'Siz neden falan yerde boykot yaptınız, biz neden ona karşı çıktık?' Bunların hepsini tartıştığımız zaman gördük ki, o hücrelerde yatanların içerisinde, cezaevlerinde yatanların içerisinde sağcısıyla, solcusuyla yüksek politikacıların çocukları yoktu. Orada üst düzey birtakım zengin takımın çocukları yoktu. Hepsi Türkiye'de ezilen ve ülkenin asıl nimetlerini bir kesimin paylaştığı ama kendilerini sadece askerden askere hatırlandığı kesim, tepkisel olarak birtakım eylemlere girmiş ve orada buluşmuşlardı." dedi.
Dış etkilere bağlı olmadan hareket eden solcu gençlerin de samimi saiklerle tavır aldığını tespit ettiklerini belirten Yazıcıoğlu, "Dışarıdan organize olmayan, dışarıda birtakım yerlere bağımlı olmayan solcu bir kısım gençlerin de bu tabii Türkiye'deki sömürüye karşı göstermiş olduğu tepkileri içeride aynı idealist duygularla yaptıklarını görmüş bulunmaktayız." ifadelerini kullandı.