Sosyal medya platformları, kullanıcıları yalnızca içeriklerle buluşturan mecralar olmaktan çıkarak küresel ticaretin önemli satış kanallarına dönüştü. Kullanıcıların ilgi alanlarını analiz eden algoritmalar ve fenomenlerin doğrudan alışverişe yönlendiren paylaşımları, bir ürünü görme ile satın alma arasındaki süreyi saniyelere indiriyor. Plansız tüketimi tetikleyen bu sistem, özellikle genç kullanıcıları bütçelerini aşan harcamalara yönlendirirken, finansal dengeyi de tehdit ediyor.
KAZANILMAMIŞ GELİRLE ALIŞVERİŞ DÖNEMİ
Sosyal medyanın tetiklediği tüketim alışkanlıkları, kredi kartı, kredili mevduat hesabı (KMH) ve "Şimdi Al, Sonra Öde" (BNPL) gibi borçlanma yöntemlerine talebi artırıyor. Henüz elde edilmemiş gelirlerin bugünden harcanmasına imkân tanıyan bu sistemler, özellikle finansal okuryazarlığı düşük gençleri borç yüküyle karşı karşıya bırakıyor. Faizsiz taksit ve kolay ödeme seçenekleri cazip görünse de kontrolsüz kullanım, kredi kartı limitlerinin zorlanmasına ve tüketicilerin asgari ödeme tutarlarını dahi karşılayamamasına neden olabiliyor. Enflasyonun etkisiyle bireysel kredi kartı borçlarındaki reel artış da dikkat çekerken, taksit ve nakit avans kısıtlamaları gibi tedbirler tüketim eğilimini durdurmakta yetersiz kalabiliyor.
DİJİTAL TÜKETİM BORÇ SARMALINI BÜYÜTÜYOR
Anlık reklamlar ve algoritmaların yönlendirdiği alışveriş alışkanlıkları, tüketicileri gelirlerinin üzerinde bir yaşam standardını finanse etmeye itiyor. Plansız harcamalar zamanla kredi notlarının düşmesine, borç yapılandırma maliyetlerinin artmasına ve yasal takip süreçlerinin hızlanmasına yol açabiliyor. Uzmanlık gerektiren finansal planlama yapılmadan sürdürülen bu tüketim modeli, yalnızca bireysel bütçeleri değil, hanehalklarının uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirliğini de tehdit eden önemli bir borçlanma riskine dönüşüyor.