Prof. Dr. Taşansu Türker Rusya-Ukrayna savaşında Türki Cumhuriyetlere dikkat çekerek "Kazakistan'da olanlardan sonra Rusya çatışma ayağını genişletirse el atacağı üç bölge var; Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan" dedi.

RUSYA HEGEMONYASI DÜNYAYA NE VADEDİYOR?

Türker: Sovyetler Birliği döneminde öyle ya da böyle bir sosyalizm vardı. Bütün insanlığı bir vaattir sosyalizm. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz ama bir pozisyondur, genel bir argümandır, evrensel bir söylemdir. Bugün Rusya ne vaat ediyor?

Latin Amerika'da var Rusya. Küba'da var Venezuela'da var. Yeni sol hareketlerde vardı, bu son olaya kadar. Ne vaat ediyorsunuz? Muhafazakarlık vadediyor. Milliyetçilik vadediyor. Başka bir şey yok. Dindarlık belki. Bunlar insanların üzerine atlayacağı bir şey değildir.

19. yüzyıl tarihi bütün Avrupa'nın Fransız İhtilali'nden başlar, 30, 48, 60, 63. 63 Polonya, asilleri olan, Rusya'yı iki defa işgal etmiş olan bir Katolik devlettir. Doğu Avrupa'nın en köklü devletidir; Polonya-Litvanya krallığı. Ruslar hiç ortada yokken, Polonya-Litvanya krallığı vardı. Dolayısıyla bir kimliktir Polonyalılık. 63'te ayaklandı Polonyalılar Rus işgaline karşı ve Katoliklerdi. Din çok önemli 19. yüzyılda. Rus entelijansiyası şunu söyledi: Emin misiniz? Onlar bizim Slav kardeşlerimiz.

Bugünün dünyasında hem Ortodoks hem Slav Ukrayna'yı kendinizden saydığınızı ilan ediyorsunuz ve işgal ediyorsunuz. Bu ne kadar bir meşruiyet sağlayabilir bölge içerisinde Rusya'ya? Bunun iyi hesaplanması lazım. Bu yüzden diyorum Putin çok büyük bir risk aldı. Bu hesaplanmış bir risk midir? Rusya'yı biraz tanıyorsak hesaplanmıştır. Ancak bu ağır bir meydan okumadır dünyaya.

PUTİN, "BEN YENİ BİR YALTA İSTİYORUM" DEDİ

Putin, "Ben yeni bir Yalta istiyorum" dedi. Yalta demek; Roosevelt'in, Churchill'in ve Stalin'in üçünün dünyayı paylaşması demektir. Valla Trump, bu işe yatardı. Biden da "Hayır" dedi sonra o işe varmış gibi davrandı ama ondan sonra Boris Johnson devreye girdi. Zannediyorum, böyle bir şeyin çok ağır olacağı, Amerikalıların da aklına yattı ve Rusya'yı bir belanın içine çektiler.

Batı, "Sen Yalta mı istiyorsun kardeşim? Maliyetini ödemek zorundasın." dedi. Çok ağır bir maliyet. Çok ağır bir fatura. Şimdi Rusya, maliyet ödüyor bir Yalta için.

Soru: Buradan nasıl bir sonuç çıkabilir?

Türker: Buradan, Yalta gibi bir Yalta çıkmayacak. Buradan çok keskin bir sonuç çıkacak. Öyle ya da böyle. İş önümüzdeki süreç nereye evrilir, kahinlik yapmak istemiyorum ama çok keskin bir sonucun çıkacağını bilmemiz gerekir.

Bugüne kadar yani 1990'dan 2022 yılına kadar yaşadığımız; Batı ile Rusya arasındaki sürdürülebilir ilişkinin, sürdürülemez bir noktaya gelebileceği ve Türkiye için çok fazla tehdit üretebileceği ve yeni bir uluslararası mimarinin ortaya çıkma ihtimalinin olduğu günlerden geçiyoruz.

BU İŞ BİR SOĞUK SAVAŞ OLACAKSA BUNUN TARAFLARI ABD VE RUSYA DEĞİL, AMERİKA VE ÇİN OLUR

Türker: Tarihte hiçbir şey tekerrür etmez. Ancak kafiyelenir. Bu iş bir soğuk savaş olacaksa bunun tarafları ABD ve Rusya değil, bunun tarafı Amerika ve Çin olur. Rusya kendisine yer alıyor. Kendi özerkliğini koruyarak Batı blokuna eklemlenmek derdinde Rusya. Yalta demek odur zaten. İngiltere'nin şu anki pozisyonu çok daha köşeye sıkıştırıyor Rusya'yı. Nükleer kullanmakla tehdit ediyor.

Önümüzdeki dönem çok keskin şeyler olacak. Eninde sonunda Rusya'nın burnunun epeyce sürtüldüğü, Rusya'nın bayağı güç kaybettiği ve bir şekilde Batı ile mücadelesinde, iki buçuğuncu güç olacağı, özerkliğini bir şekilde koruyabileceği fakat Batı blokuna eklemlenmiş bir Rusya çıkacaktır.

İş, Hungtinton'ın bahsettiği medeniyetler savaşı ise eğer -ki iş oraya doğru gitmek zorunda- Çin ile Batı'nın mücadelesinin başka yolu yok, o zaman Rusya Batı'dır.

Sadece Rusya Batı değildir. Örneğin Avrasya kelimesi; bugün "Rusya'nın mücavir alanı" olarak kullanıyoruz ve "Batı karşıtı bölge" diyoruz. Avrasya, o zaman anlam değiştirir; Avrupalılaşmış Asya halini alıverir. Bu tarz kelime ve kavramlar, insanlık tarihinde her zaman siyasetle ilişkilidir. Siyaseten dönüşürler.

KAZAKİSTAN'DA OLANLARDAN SONRA RUSYA ÇATIŞMA AYAĞINI GENİŞLETİRSE EL ATACAĞI ÜÇ BÖLGE VAR

Türker: Azerbaycan'a da mutlaka bakmamız gerek. Ukrayna'ya savaşı başlatmadan 2 gün önce Rusya Azerbaycan'la stratejik bir anlaşma imzalandı. Şu an Azerbaycan toprağında Rus askeri var. Geçen Ekim'den beri Karabağ özelinde orada artık Rus askerleri var. Karabağ geçişini de Karabağ'ı da kontrol ediyorlar. Dikkatli olmak gerekir. Diğer bir bölge Özbekistan. Neden? Çünkü Kazakistan'da olanlardan sonra Rusya çatışma ayağını genişletirse el atacağı üç bölge var. Biri Kırgızistan'dır, diğeri Türkmenistan'dır, üçüncüsü de Özbekistan'dır. Kırgızistan'da küçük bir dalgalanmayla istediğini elde edebilir. Türkmenistan'da saray içinde küçük bir oyunla halledebilir. Ama Özbekistan Rusya için büyük lokmadır. Biz Türkler olarak kardeşimiz olan Özbekistan'ın şu dönemde ne yaptığına iyi bakmamız lazım.

SAVAŞIN BÖLGE İÇİN DİĞER SONUÇLARI NELER OLUR?

Türker: Diğer önemli husus Akdeniz, Akdeniz deyince de Libya'dır. Libya'da Rusya'nın ne yapacağı bizi ilgilendiriyor, çünkü orada Türk birlikleri var. En yakıcı soruna gelecek olursak Suriye'dir. Suriye'de Rusya hava üstünlüğüne sahip. Biz orada Batı-Rusya arasında denge siyaseti içerisinde sorunlar öteleyebiliyorduk. Ancak Rusya işi büyütürse burayı iyi takip etmek gerekecek.

Savaş bölge için bir ham madde tedarik sorununa yol açar mı?

Türker: Ekonomik ilişkiler önemli. Tedarik. Enerji tedarikimiz var Rusya'dan. Şu an Rusya'yla doğal gaz anlaşmamız yok. Geçen yol yapılması gerekiyordu yapılmadı. Spot piyasa fiyatları üzerinden belirleniyor. Diğer husus hububat. Bizim için Buğday önemli. Ama başka yer için de bu çok önemli. Mısır. Mısır'da ayaklanmaların sadece ve sadece ekmek yüzünden çıkmıştır. Tedarikinin yüzde yüzünü Rusya ve Ukrayna'dan sağlıyor.

Bizim başka bir tedarikimiz kereste. Ciddi bir mobilya sanayisi oluştu Türkiye'de. Ham maddesi Ukrayna'dan ve Rusya'dan geliyor. Başka bir ekonomik konu turizmdir.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA ÇİN'IN DURUMU NEDİR?

Türker: Bu üçgene iyi bakmak lazım. Batı ki Batı deyince Almanya, Fransa değil. Artık onlar yoklar. Anglo-Amerikan blok, Çin ve Rusya. Burada asıl önemli olan Anglo-Amerikan cephe ve Çin'dir. Rusya aradan sıyrılmaya çalışıyor. Çin'in Batı'ya destek vermeyeceği belliydi. Nasıl ki Hitler ve Stalin Polonya'yı bölüştüler. Şimdi de Çin "ne güzel" diyor. Rusya Ukrayna'yla uğraşıyor. Batı'nın tüm enerjisini Rusya üzerine çekti. Ve Batı'yı da yoruyor.

Ukraynalıların haline ben de çok üzülüyorum. Ama Türkiye'de de bu işlere bakarken ciddiyetle bakmak lazım. Asıl olan ülkenin çıkarıdır. Artık öyle bir devirdeyiz. Ne yazık ki idealist bir devirde değiliz. Uluslararası mimarinin yeniden yapılandığı dönemlerde herkes kendi çıkarını düşünmek zorunda.

Bakın o devir geçti. Dediğim gibi Rusya'nın ve Amerika'nın birlikte idare edilmeye çalışıldığı, dengelenmeye çalışıldığı devir geride kaldı. Yeni bir dönemdeyiz. İyi hesap yapmak lazım.

EKONOMİK YAPTIRIMLAR RUSYA'YI DİZGİNLER Mİ?

Türker: Bu bir yıpratma savaşıdır. Kim ne kadar yıpranacak. En başta yıpranacak olan Rusya'dır. Bu yaptırımların etkili olacağı kesin ama diz çöktürecek kadar etkili mi olacak o da zamanla belli olacak.

Ukrayna-Rusya Savaşı ideolojik bir savaş mı?

Türker: Döndü dolaştı Lenin'le kavga etti Putin konuşmasında. Lenin'in milliyetler prensibi, milliyetçilik üzerine kuruludur. Lenin milliyetçiliği tanır, lanetlemez. Tanır, kabul eder. Yönetilmesi gereken bir süreç olarak görür.

Lenin'in sosyalist düşünce içinde polemiğe girdiği kişi Rosa Luxemburg'tur. Rosa Luxemburg ise milliyetçiliği tamamen yadsır, yok sayar. Çünkü Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çocuğudur. Bir devlet güçlüyken Lenin'in politikası işe yarar. Çünkü tanıdığınız milliyetçilikleri yönetirsiniz. Güçsüzken imparatorluğu arzularsınız.

Şimdi ne diyor Putin? İmparatorluk ne güzel. Hepimiz kardeşiz diyor. Rosa Luxemburgculuk oynuyor Lenin'e karşı. Burada ideolojik bir savaş var. Ama neyin savaşı?

İlerlemeci, liberal bir Batı, Anglo-Amerikan blok bir yanda. Ve buna bölgesel küçük milliyetçilikle eklemleniyor, destek veriyor. Bunun karşısında Luxemburgcu bir emperyallik, dindarlık ve muhafazakarlık var. Putin'in şu an dünyaya vadettiği tek şey muhafazakarlık. 'Ben toplumsal ve ekonomik yarışta geri kaldım' diyor. 'Ve geriliğimi size dayatırım. Sizin kadar hızlı koşamıyorum sizi de yavaşlatırım' demek istiyor.

Bir ideolojik mücadele var. Ama bu kapitalizmle sosyalizmin mücadelesi değildir. Öyle bir şey yok. Bu geri kalmışlığın ürettiği bir muhafazakarlık kopyası. Muhafazakarlığı tırnak içine alıyorum. "Muhafazakarlık" kendi başına çok kıymetli bir değerdir. Ancak reaksiyoner kaynaklı yani aksi reaksiyon olan muhafazakarlık da çok tehlikeli bir şeydir.

SAVAŞ NATO'YU BİRLEŞTİRDİ Mİ?

Kazananların içerisinde NATO Genel Sekreterini saymak lazım. NATO konsolide oldu. Bakın Macaristan gibi NATO içerisinde olmasına rağmen Almanya'nın Rusya politikasına destek veren, Rusyacılık yapan Orban yönetimi, NATO'nun içerisinde eridi gitti şu an.

Bu konsolidasyondur. Hırvatistan. NATO ve AB üyesi. Çok ayrıksı Batı karşıtı bir tutumu vardı. Eridi gitti. Slovenya aynı şekilde. Bakın Rusya, bir şekilde Anglo-Amerikan blokun, diğer Batı dediğimiz ülkeler üzerindeki hakimiyetini sağlamasına da yol açtı.

Yorumlar 0 Yorum Var