İklim krizinin etkilerinin geri döndürülemez şekilde derinleşmeden harekete geçilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31 vizyonunu anlattı:
COP31’i yalnızca yeni taahhütlerin dile getirildiği bir platform olarak görmüyoruz. Biz COP31’i; küresel bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor, sürece, güçlü bir tecrübe ve net bir vizyonla hazırlanıyoruz. Krizlerde üstlendiğimiz yapıcı rol, insani meselelerdeki etkinliğimiz ve çözüm odaklı diplomasi anlayışımızla hem masada hem sahadayız. Eğri oturup doğru konuşalım. Artık dünya şunu bekliyor ve söylüyor, “Daha fazla söz söylemeyin, daha fazla sonuç üretin.” Halklarımızın bu beklentisine cevap vermek zorundayız. Çok taraflı sistemde, güveni yeniden tesis etmeliyiz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında samimi iş birliğini güçlendirmeliyiz. Uyum politikalarının dengeli bir şekilde ilerletilmesine imkan tanımalıyız. COP31 Başkanlığı olarak, bu konuda somut adımlar için çalışacak; finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme gibi başlıkları, COP31’in tam kalbine koyacağız. Çünkü finansman yoksa dönüşüm olmaz, teknoloji yoksa hızlanma olmaz, kapasite yoksa sürdürülebilirlik olmaz.