İran'a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zemininin olmadığını söylememe gerek bile yok. Fakat bu savaşı başlatanların sadece İran'la sınırlı kalmayıp bölgede birtakım oldu bittilerle Lübnan'da, Suriye'de, Filistin topraklarında ve başka yerlerde fiili durumlar yaratarak yeni imha, ilhak ve işgal politikaları peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Özellikle Lübnan'da son günlerde yaşanan gelişmelerin 74'te Golan Tepeleri'nde yaşanana benzer fiili bir durum yaratıp bunu bir imha, ilhak ve işgal politikasına dönüştürme girişimi olduğunu görüyoruz. Bunu önlemek için de çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz.
Türkiye olarak sadece Lübnan'da değil, Filistin topraklarında da bir oldu bittiyle Filistinlilerin temel haklarının ellerinden alınmasını, Gazze ve Batı Şeria'da yaşanan ihlallerin görmezden gelinmesine müsaade etmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Teselsülen başlayan ve birbirini tetikleyen savaştaki gelişmeler neticesinde bugün savaş İran'ın ötesinde tüm Körfez bölgesine yayılmış durumda. Elbette İran'a yapılan saldırılar ne kadar yanlışsa, Körfez bölgelerine yapılan saldırıların da amaca hizmet etmediğini ifade etmemiz gerekiyor. Körfez'deki dost ve kardeş ülkelerle yaptığımız tüm görüşmelerde ve istişarelerde de bu savaşın bir an önce sona ermesi için bölgenin kendi dinamiklerini esas alan bir perspektifle hareket etmemiz gerektiğinin altını çiziyoruz. Ben bu vesileyle hem İran'da hem de tüm bölgede bu savaşta hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Bir daha böyle acıların yaşanmaması için de elimizden gelen çabayı bundan sonra da göstermeye devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.