ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın bölgedeki dengeleri sarsması, Batı basınında yeni bir jeopolitik tartışmayı gündeme taşıdı. Yunanistan merkezli Protothema gazetesi, Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır arasında olası bir yakınlaşmayı “Sünni eksenin doğuşu” olarak yorumladı. Analizde, özellikle Pakistan ile kurulabilecek güvenlik iş birliklerinin nükleer kapasite tartışmalarını tetikleyebileceği iddia edilirken, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın nükleer silahlanmaya dair geçmiş açıklamalarına da dikkat çekildi.

Bölgedeki bu hareketlilik sürerken Türkiye’nin savunma sanayiinde attığı adımlar, uluslararası raporlarda “stratejik kırılma” olarak değerlendiriliyor. 2004 yılında alınan yerli üretim kararıyla başlayan süreç, bugün Bayraktar TB2, Anka, Akıncı ve Aksungur gibi sahada kendini kanıtlamış platformlarla küresel bir başarı hikâyesine dönüştü. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IISS), Türkiye’nin bu alandaki yükselişini “hızlı üretim, sahada test ve sürekli geliştirme” modeline bağlıyor.

Yeni nesil projeler Kızılelma ve Anka III ise Türkiye’yi insansız hava gücünde üst lige taşıyan adımlar olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın savunma alanında Türkiye’ye yaklaşımının da değiştiği belirtilirken, artık Ankara’nın yalnızca bir tedarikçi değil, teknoloji paylaşımı yapılacak stratejik ortak olarak görüldüğü ifade ediliyor. Uzmanlara göre Türkiye, ambargoları fırsata çeviren politikalarıyla küresel savunma denkleminde “oyun kurucu” rolünü giderek güçlendiriyor.

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek