Kanal 7 Medya Grubu tarafından düzenlenen “Yükselen Türkiye Zirveleri”nin ilki bugün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in katılımıyla Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Haliç Kampüsü’nde başladı.
“Küresel Ekonomik Dönüşüm Çağında Riskler ve Türkiye’nin Seçenekleri” başlığıyla düzenlenen panelde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek açıklamalarda bulundu.
Şimdi ikinci evre neydi? İkinci evrede ekonomideki dengesizlikleri azaltmaktı. Yani enflasyonu azaltmaya başlamak, bütçe açığını azaltmak, cari açığı azaltmak, KKM'den çıkış. KKM çok önemli bir koşullu yükümlülüktü. Üniversitede olduğumuz için bu detaylara giriyorum. Öğrencilerimiz var, hocalarımız var. Doğru bir perspektif açısından. İkinci evreyi de geride bıraktık ve üç aşağı beş yukarı ana hedeflerin tamamında ilerleme sağladık, sonuç aldık.
Şimdi üçüncü evre var. Üçüncü evre ise biraz önü açık bir evre. Aslında normalde 2027 sonu diye bakıyorduk bu evrenin tamamlanması için. Fakat geçen sene çoklu şok yaşadık. Şimdi bu sene çok daha devasa büyük bir dış şokla karşı karşıyayız. Bu şoklar tabii üçüncü evreyi etkiliyor. Etkilemiyor desek, bu bir bahane de değil, bu bir gerçeklik. Bütün dünya şu anda bu şokun etkileriyle mücadele edecek, onları yönetecek.
Şimdi burada bizim amacımız neydi üçüncü evrede? Bir, bugüne kadarki kazanımları pekiştirmek. Nasıl pekiştirirsiniz? Reformla pekiştirirsiniz. Politikayla bir yere varırsınız, para politikası, maliye politikası, gelirler politikası ama bunu kalıcı hale getirmenin tek yolu var, o da reformdur, dönüşümdür. Bu reel sektörde de dönüşüm gerekiyor, kamuda da dönüşüm gerekiyor. Genel anlamda bir reform çabası gerekiyor. Bu birinci konu.
İkincisi, tabii burada tek haneli enflasyon, cari açığın kalıcı olarak sorun olmaktan çıktığı, bütçe açıklarının kalıcı olarak yüzde üçün altına düştüğü ve verimlilik ve rekabet gücünün kalıcı bir şekilde artırıldığı bir dönem. Şimdi bu döneme ilişkin vizyonumuzda zerre değişiklik yok. Birazdan göstereceğim. Ama tabii ki bu dönemin ne kadar süreceği meselesi iç ve dış gelişmelerin bir fonksiyonudur. Burada da bizim söylediğimize aykırı bir şey yok.
Şimdi enflasyon 2022'de yüzde 85 ile ekim ayında zirveyi bulmuş. Yılı 64 ile kapatmış. Ondan sonra 2023'te biz enflasyonu 65'te tutmuşuz. Dezenflasyon 2024'te başlamış, yüzde 44. Geçen sene yüzde 31, şu anda da yüzde 31 civarı. Geçici olarak bir iki aylık bu son gelişmeler etkiler. Ama dezenflasyon, yani enflasyonun aşağı yönlü trendinde bir değişiklik olmayacak. Bu bir kazanımdır. Enflasyonu düşürmek ve o trendi devam ettirmek bence Türkiye için önemli bir kazanım. Neden? Bakın hemen gelir dağılımına yansımış.
Gelir dağılımının kötüleştiği dönemler var son 20-25 yılda, iyileştiği dönemler var. Dezenflasyonla birlikte gelir dağılımında iyileşme başlamış. Ama tabii ki daha gideceğimiz mesafe var.
Yine bu programın önemli kazanımlarından birisi, muhtemelen bu yılın ortası itibarıyla bölgenin yeniden inşa ve ihya süreci büyük oranda tamamlanmış olacak. Geçen sene sonu itibarıyla 90 milyar dolar ortalama kurdan para harcandı. Dile kolay. Ve bunu piyasalara hissettirmeden, önemli bir şok yaşatmadan bu imkanları biz bütçeden ilgili bakanlığa, ilgili birimlere aktardık ve 455 bin konut teslim edildi. Ama olay sadece konut değil. Oranın enkazının temizlenmesinden, geçici barınmadan, kira yardımından, altyapının yapılmasından... Olay sadece konut değil. Şimdi devam eden 166 bin var, bu sene içerisinde onlar da tamamlanmış olacak. Dünyada bu kadar büyük bir yükün altından bu kadar rahat bir şekilde çıkışı başaran bana kaç tane ülke yakın dönemde gösterebilirsiniz bilmiyorum. Ama bu önemli bir kazanım. Çabuk unutuyoruz. Bu deprem yaralarının sarılmasına rağmen, 90 milyar dolar para harcamamıza rağmen, EYT'nin sisteme etkisine rağmen...
Bakın bütçe açığı yüzde 5.1'den yüzde 3'ün altına düştü. Yüzde 3'ün altı zaten idealdir, Maastricht kriteri. 2023 yılında bakan olduğum gün önceki bakanımız bana bir rapor verdi. 26 Mayıs 2023 tarihli. Seçimler bitmeden önce. Hazine Maliye ekibi bir rapor hazırlamış. Tedbir alınmazsa baz senaryoda bütçe açığı yüzde 9.8 olacak diyor. E tabii siz gelip bu bütçeyi toparlamak için ve depremin yaralarını sarmak için kaynak anlamında çaba içine girdiğiniz zaman, kayıt dışılıkla mücadele ettiğiniz zaman millet mutlu olmuyor. Herkes kayıt dışılıkla mücadele edilmesini istiyor ama kendisine dokunulmasını istemiyor. Bu bizim klasiğimiz tabii. Bunu büyük STK'larımız da aynı şeyleri söylüyor. Biz kayıt dışılıkla mücadeleyi destekliyoruz diyorlar. Ama kayıt dışılıkla mücadele çabasına girdiğiniz zaman ama bu kadar da olmaz diyorlar. Şimdi dolayısıyla şunu anlatmaya çalışıyorum. Bugün eğer bütçede biz bu disiplini sağlamasaydık eşel mobil sistemini uygulayabilir miydik? Bugün mazot, benzin fiyatları ne olurdu litre başına petrol fiyatları 100 dolar civarındayken? Sizce ne olurdu? Eğer bugün bunu bu boyutlarda hissetmiyorsanız bu önceki yıllardaki çabaların bütçeyi getirdiği yerle açıklanabilir. Kazanım bu işte. Kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 24. Bize benzer ülkelerde bu oran yüzde 74. İyi o zaman açılalım. Hayır.
Konu o değil. Konu şu, o disiplini devam ettirip kaynağı üretken alanlara, yani dünyadaki belirsizliklerin yarattığı dönüşüm ihtiyacına harcamamız lazım. Kaynak varsa doğru alanlara tahsis etmemiz lazım. Kamuda tasarruf milletimizin büyük bir beklentisiydi. Gittiğimiz her yerde biz üzerimize düşeni yapalım ama devlet de kendine çeki düzen versin deniyordu. Biz gittik Cumhurbaşkanımızın tasarruf genelgesiyle birlikte kanunu da getirdik. Yetkiyi Hazine Maliye Bakanlığına aldık ve bakın en çok şikayet konusu olan kalemler; taşıtlar, binalar, haberleşme, seyahat, enerji, kırtasiye, demirbaş. Bu kalemlerin tamamının bütçe içindeki payı...
Önceki 10 yılda yüzde 4.6. Biz bu oranı yüzde 3'ün altına düşürdük. Yani tasarruf yapılması gereken kalemlerde üçte bir oranında reel tasarruf sağladık. Amerika Birleşik Devletleri büyük şatafatlı DOGE dedikleri bir tasarruf programı açıkladılar biliyorsunuz. Başına Elon Musk'ı getirdiler. Ortada bildiğimiz anlamda bir sonuç yok. Çok net. Dolayısıyla tasarruf konusunda da samimiyiz. Cumhurbaşkanımız bunun arkasında durmasa, yetkiyi Hazine Maliye Bakanlığına devretmese, biz kurumlarda 2 bin civarında denetim yapıp raporlayıp gereği için göndermeseydik bu tasarruflar tabii ki sağlanmazdı.