ABD ile İran arasında 28 Şubat’ta başlayan gerilim, karşılıklı hamlelerle hızla tırmanırken, Hürmüz Boğazı küresel krizin merkezine yerleşti. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolu, ABD’nin 13 Nisan’da başlattığı deniz ablukası ve İran’ın karşı hamleleriyle fiilen kapanma noktasına geldi. Günlük yaklaşık 20 milyon varillik sevkiyatın sekteye uğraması, enerji piyasalarında sert dalgalanmalara yol açtı.
Uzmanlar, boğazdaki askeri hareketliliğin dünya ekonomisini “tarihin en büyük enerji rehin krizi” ile karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Uluslararası Enerji Ajansı, yaşanan arz daralmasının küresel büyümeyi baskılayacağını, enflasyonu artıracağını ve özellikle Avrupa’da jet yakıtı krizine neden olabileceğini açıkladı. Nitekim Avrupa, Orta Doğu’dan sağladığı jet yakıtının büyük bölümünü kaybederken, alternatif olarak ABD ve Nijerya’ya yönelmiş durumda.
Krizin uzaması halinde enerji dengelerinin kalıcı biçimde değişebileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre bu süreç, alternatif enerji koridorlarının hızla geliştirilmesine, nükleer ve yenilenebilir kaynaklara yatırımların artmasına ve elektrikli araç pazarının büyümesine zemin hazırlayacak. Ancak İran’ın Hürmüz üzerindeki baskı stratejisinin uzun vadede ters tepebileceği ve küresel enerji ticaretinde yeni dengeler yaratabileceği değerlendiriliyor.