Türkiye ile Nijerya arasında savunma sanayii ve askeri eğitim alanında atılan tarihi adımlar, 220 milyon nüfusunun yüzde 52'si Müslüman olan Nijerya'da Batı hegemonyasını savunan çevrelerde paniğe neden oldu. İki ülke arasında özel kuvvetler, İHA savunması ve terörle mücadele eğitimlerini kapsayan, aynı zamanda teknoloji transferini de barındıran dev askeri eğitim tesisi anlaşması, Nijerya medyasında karalama kampanyalarının hedefi haline geldi. Uluslararası Güvenlik ve Yönetişim Çalışmaları Enstitüsü (IISGS) Baş Güvenlik Stratejisti Dr. David Okoror, Nijerya'dan yayın yapan Channels televizyonunda katıldığı programda, Türkiye'nin bölgedeki varlığına karşı açık bir algı operasyonu yürüttü.

"TÜRKİYE NİJERYA ORDUSUNUN DOKTRİNİNİ ETKİLEYECEK"

Programda ABD'nin Nijerya'daki askeri varlığını masumane bir danışmanlık faaliyeti olarak nitelendiren Dr. Okoror, Türkiye'nin kuracağı kapsamlı eğitim üssünün ise uzun vadeli bir tehdit olduğunu ileri sürdü. ABD ile Türkiye'nin askeri yaklaşımları arasında büyük bir fark olduğunu belirten Okoror, "Amerikalılar burada, belirli bir kesimi temsil ediyorlar. Ancak Amerikalıların yaptıklarıyla Türklerin yapmak üzere görevlendirildikleri şey arasında fark var. Askeri bir üs kurmakla, uzun süre faaliyet gösterecek bir askeri eğitim tesisi kurmak aynı şey değildir." dedi.

Türkiye'nin Nijerya ordusunun düşünce yapısını değiştireceğini savunan Okoror, "Amerikalılar buradayken Nijerya yarın uyanıp onlara 'Lütfen eşyalarınızı toplayın ve gidin' diyebilir ve onlar da giderler. Ancak uzun süre faaliyet göstermek üzere kurulmuş bir eğitim üssünüz olduğunda, bu durum desteklenmesi gereken ordunun düşünce yapısını ve doktrinini etkiler. Türklere gitmelerini söylemek, eşyalarını toplayıp gitmelerini istemek gibi olmayacaktır. Onlar Nijerya ordusunun doktrinini, ideolojisini ve operasyonlarını çoktan etkilemiş olacaklar." ifadelerini kullandı.

"KENDİ İDEOLOJİ VE DİNLERİNİ GETİRECEKLER"

Nijerya'nın halihazırda kendi eğitim tesisleri bulunduğunu ve Türkiye'ye ihtiyaç olmadığını iddia ederek teknoloji transferinin önemini perdelemeye çalışan Okoror, konuyu kültürel ve dini bir tehdit boyutuna taşıdı. Askeri doktrinlerin ülkelerin değerleri, tarihi ve diniyle şekillendiğinin altını çizen Okoror, konuya "Türkiye gibi kendi doktrinine sahip bir ülkeyi getirdiğinizde tehlike başlar. Türkler Nijerya'ya gelip yıllarını Nijeryalıları eğitmek için harcayacaklar. Elbette kendi ideolojilerini, kendi değerlerini, kendi kültürlerini ve kendi dinlerini de getirecekler." sözleriyle işaret etti.

"GİZLİ BİR AJANDALARI VAR"

Türkiye'nin Nijerya Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri personeline vereceği üst düzey eğitimin arkasında başka niyetler arayan Batı yanlısı stratejist, bu durumun ülkesi için bir güvenlik zafiyeti yaratacağı algısını işlemeye çalıştı. Önümüzdeki on yıllar içinde Türk askeri aklının Nijerya'da kalıcı hale geleceğini anlatan Okoror çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Önümüzdeki on, on beş, yirmi yıl içinde ordunuzun doktrinini yeterince etkileyebilecek duruma gelecekler. Bunu yaptıklarında, Nijerya üzerindeki etkileri bambaşka bir boyuta ulaşacak. İnsanların ortada bir ajanda olduğunu söylemesinin nedeni de budur. Önümüzdeki yirmi, otuz yıl içinde bu din, ideoloji ve kültürün Nijerya üzerinde nasıl bir etki yaratacağını göreceksiniz." diye konuştu.

Yorumlar 0 Yorum Var
'de daha fazlasını keşfet
Fragmanlar Dünya Sağlık Spor Yemek